güzel günler mi?
güldürmeyin beni, hayalini bile kurmak için nörolojik bir travma yaşamak lazım.
satın alma gücü yerinde, korunaklı sitelerde oturup çocuğu da özel okullara servisle veya özel şöförle-araçla gidip gelen, halkın içine çıkmayan, pazar market gezmeyen, gelecek kaygısı olmayan insanlar bile ihtiyacı olmadığı halde, kar marjı pazar payından feragat ederek şirketlerine yabancı ortak alıyor.
karısını, kızını, gelinini doğumdan önce yurt dışına götürüp orada oturum ikamet izni alıp doğum yapmasını sağlayıp çocuğunun torununun geleceğini Avrupa birliği vatandaşlığı ile (hem doğumdan, hem de adına mülk alımıyla vatandaşlığı) garantiye aldığı düşünülürse...
çalınan sorularla üniversitelere girmeyen, torpilli ve sahtekarlıkla alınan diploma ile makama mevkiye gelmeyen, akademik sıfat almayan pırıl pırıl gençler-insanlar çökmüş bu eğitimsizlik sistemsizliğinde imkansızı başarıp kendilerini yetiştirip yurt dışına kapak atıyor.
beyin göçü inanılmaz seviyede, 5 yıl sonra ülkede kafası çalışan kalifiye eğitimli donanımlı insan kalmayacak.
bu beyin göçünde ülkeden kaçarcasına giden, hali vakti yerindeyken ülke dışına çıkan vatandaşlık alan, şirketlerine yabancı ortak alan vb üstteki insanlar bu ülkeden kaçarcasına gitmelerine neden olan ekonomik gerekçeler mi?
sadece para mı sanıyorsunuz?
ister çadırda oturun, ister sarayda.
ister yavan ekmek yiyin, ister bal kaymak.
ne olursa olsun insan kendisi ve ailesi için birinci öncelik güven ve gelecek korkusu yaşamamak istemesidir. yaşamının, hakkının, hukukunun, canının güvencesi en önce gelir.
zaten şu an 5-10 tane yarım yamalak elimizde kalan sanayide (iletişim, bilişim, mekanik, sağlık, beslenme vb üretim -teknoloji diyelim) hizmet veren katma değer ve istihdam sağlayan özel ve kamu kuruluşu ar-ge, kalite kontrol, üretim departmanlarına yetişmiş insan bulmakta zorluk yaşıyor.
üniversite dekanlarına, rektörlerine, ders veren hocalarına bakın. kaç tanesinin kaç tane bilimsel makalesine atıf yapılmış?
ekranlara bakıp "bu adam nasıl prof, doç. dr. ünvanı almış?" diye şaşırıp merak ettiğimiz o kadar çok insan var ki...
tüm bunlar alt alta üst üste geldiğinde, sokaklarda insan manzaralarına bakıp "çok güzel günler" beklemek; çalıştığı, emekli olduğu halde karnını doyurmakta zorlanan, sağlıklı ve dengeli yeterli beslenemeyen, kent lokantalarında yemek yiyerek karnını doyuran, ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen ama "dünya bizi kıskanıyor" diyen insandan farkı yoktur.
evet, güzel günler gelecek...
şu an "hadi yapalım" diyerek son 20 yılda yaptıklarımızın tam tersini yaparsak, bu günden başlarsak...
şu an yeni doğan bir bebeğin büyüyüp, evlenip de çocuğu olursa; o çocuğun belki geleceğini kurtarırız, bugün doğan bebeğin anca çocuğuna güzel günler "belki" gösterebiliriz.
--spoiler--
güldürmeyin beni, hayalini bile kurmak için nörolojik bir travma yaşamak lazım.
--spoiler--
Nörolojik travma derken yüzü hep gülen ilkokul öğretmenim bile depremde 3 akrabasını kaybetmiş. Sihirli annem dizisinde oynayan inci türkay da babasını kaybetmiş ama daha ne kadar üzülebilirim gibi düşünmüş. Güzel günlerimiz olsun.
güzel günler köşede saklanmış bekliyor, biz yaklaşınca bööö diye çıkacak, ya da kapının üstüne su dolu leğeni hizalamış, girmemizi bekliyor. bu güzel günler çok şakacı.
deniz dalgasız olmaz..
denizler dalgalanmadan durulmaz..
Türkiye ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir..
fakat maalesef denizlerde balık miktarı azaldı..
denizler kirlendi, ormanlar yandı, hayvanlar öldü..
balıklar azaldıysa iyilikler azalmış, kötülük artmıştır..
sağlıklı düşünmek için ise omega-3 şart..
balık doğal ve bol olursa sağlık bolluk bereket verir..
insan, ilahi ve temiz fıtratına uyarsa herşey iyi olur..
kötülüğün kaynağı insanın bitmez tükenmez hırsıdır..
hayat ise iyi ve kötüyle daima bir mücadeledir..
iyi olan da kötü olan da aslında sensin..
mücadele ve savaşa kendinden başla..
savaşmadan kazanamazsın..
o halde: güzel günler sana gelmez. sen kalkıp ona doğru yürüyeceksin ki iyi güzel günlere kavuşasın.. yoksa ne kötülükler biter nede umutlar.. evet..
Bekleye bekleye yaşlandı o güzel günler, saçlarına aklar düştü, poposunun kılları kadayıf oldu... günün birinde karşılaşırsak, ulan bunca zamandır neredeydin, bu saatten sonra benden bi halt olmaz, diyecekler...
- türkiyeyi çok güzel günler bekliyor
+ yhaaa çok sevindimmmmm
- ama 200 sene kadar sonra
+ eğmuna gonduruyum o günlerinde seninde o zaman..
lan saçıma sakalıma aklar düştü artık en doğrusunu yüce rabbim bilir ama yaşayacağım kaç senem kaç ayım kaç haftam kaç günüm belkide kaç dakikam kaç saniyem kaldı bilemiyorum. ne zaman gelecek bu güzel günler ? çocukluğumuzdan beri başımız bitten g.....z şeyden kurtulmadı. hep bir terör hep bir ekonomik krizler hep bir saçma sapan olaylar silsilesi ile yaşadık durduk. son 23 sene zaten mide bulantısı ile geçti daha ne zaman gelecek bu güzel günler.