öyle bir şey yoh çıkar onu aklından. bizdeki sistem bakana göredir. her yeni gelen bakan kendi sistemini koyar hele de 16 senedir. kaç kere değişti ben de sayamadım. değişimlerin yek sonucu ise aslında sistem diye bir şeyin var olmamasıdır.
O yüzden OECD ülkeleri arasında en düşük seviyedeki ülkeler arasındayız. Afrikafan falan gerideyiz. O yüzden damat bey de yüksek lisans doktora falan hep newyork'da yapmış.
Liyakat olmayan yerde, çalışsa bile işe yaramayacak sistem. Bu sistemden maksimum verimle yetişen vatandaş, bu sistemi sallamayan, geçemeyen, sırf onun bunun yakını, siyasi kadrolaşma yarışında birinci gelen donanımsız birine talim etmek durumunda kalacak. Bu resmi çok önceden gören bu birey zaten en baştan umudunu yitiriyor. Emeğinin hakkını alacağına inancı kaldı mı gençliğin böyle bir anlayışta. Bir iki mitinge giderim, beş yıl yatarım kafasında birçok insan var. Ülke nasıl gelişecek acaba. Gelişmez. Liyakat olmadan bir milim gidemezsin.
burada genellikle içi boş, yüzeysel ve kalıplaşmış eleştiriler veriliyor.
ha bu sistemimizin çoğunlukla vasat olduğu gerçeğini de değiştirmiyor tabi bu.
şûralarda ne tartışmalar dönüyor, ne eleştiriler, savunmalar yapılıyor. öncelikle bir sorunun varlığı, bunu yaratan asıl sebep, bunun çözüm önerileri.. hepsi apayrı uzun tartışmalara neden olmakta. böyle olunca değişim kolay olmuyor ki, halihazırdaki değişimler inisiyatif alınarak yapılıyor.
kimi çözüm örnekleri alışık olmadık türden mesela. bunların kabul gördükten sonra nasıl uygulanacağı dahi tartışma konusu.
ve bizde değişimler ufak rötuşlar şeklinde oluyor.
yapılması gereken mevcut sistemde değiştirilmesi gereken her şeyin yeni hallerini toplu bir şekilde uygulamaya koymak ve iyi veya kötü 20 sene değişikliğe gitmemek.
çünkü yeni bir sistem ancak 10-15, 15-20 yılda oturur ve meyve vermeye başlar.
Hani altın arama dedektörü satmak yasal ama kullanmak yasal değildir aynı o sisteme benzer. Bir bölüm okursunuz her maddeyi ezberletirler size. işe girince biz böyle öğrendik ama dediğimizde sen çok kitap okumuşsun aslanım olay böyle dönüyor burada derler. Kesinlikle öyle.
Lise için söylemek gerekirse çok verimsizdir. 4 yıl boyunca haftada 6 saat toplamda 864 saat görülen bir dersin ortalama neti 3,9. Boşa geçen yüzlerce saat, harcanan onca emek. Elde ne var? Bir hiç.
Yerlerdedir. Şimdi şöyle bir durum var adam çok güzel resim yapıyor veyahut kroki çiziyor ve mimar olmak istiyor. Gel gör ki yeterli puanı alamadığı için gidiyor işletme okuyor ama içi içine sığmıyor iş bulunca mutsuz oluyor. Böyle yapacaklarına insanı yeteneklerine göre ayırsalar daha mantıklı olmaz mıydı. Yazık bu gençlere yemin ederim.
1.Çok daha iyi bir maaşla bir teknokentte işe başladım. Yarı arge yarı proje firması.
2.ikisi de mesleki olmak üzere, biri piyasa diğeri akademik olmak üzere 2 kitap üzerinde çalışıyorum. Piyasa için yazdığım bitmek üzereyken mesleki olanın daha çok yolu var. Gerçekten çok zor bir konu diyebilirim.
3. Şu an Türkiye'de kendi mesleki dalımda bugüne kadar yapılmış en büyük işinde kilit isim olarak rol alıyorum.
4.alopecia universalis ile halen uğraşıyorum ama yenmek üzereyim.
5. kendime bir araba ve iyi bir bisiklet aldım. Biraz olta takımı ve daha profesyonel kamp malzemeleri aldım. Arada gidiyorum halen.
6. En önemlisi artık bir babayım. Allah yüzümüzü kara çıkartmasın, inşallah iyi bir baba olurum.
Eğitim sistemi moralinizi bozmasın. Vazgeçmek yada geçmemek sizin elinizde. Tüm cevher sizde. Kim ne derse desin peşini bırakmayın. Hedef olarak ise asla ve kati suretle paraya odaklanmayın. Siz başarabileceklerinize odaklanın. Diğer herşey zaten çevrenizde şekil alacaktır yavaş yavaş.
Bir öğretmen olarak cevap verelim arkadaşa; ilköğretimde sınıfta kalma yok liselerde devamsızlıktan kalabilirsin ancak ilköğretimde devamsızlıktan kalma bile yok. Okul idarecilerinin bize söylediğini aynen yazıyorum: bir öğrencinin yüzünü bir kere bile gördüyseniz tamamdır bırakamazsınız. Bırak öğrencinin derslerdeki başarı başarısızlık durumuna devamsızlıktan bile bırakamıyoruz. Biz bostan korkuluğu muyuz? Ne yapalım hadi siz söyleyin...