Sistem denmiş. Hala daha belirli bir sisteme sahip olamayan devlet kuruluşu. Şehire, bölgeye ve bulunduğu duruma göre farklılık gösterebilen düzene sahip olanımsı.
Tarımı kaçırdık, sanayiyi kaçırdık, donanımı kaçırdık, sıra şimdi bilişimde. Eğer onu da kaçırırsak köprüden önceki son çıkış. Dünya şu an bilişim, yazılım, kodlama üzerine çalışma yapıyor. Umarım bundan sonra başarılı oluruz.
insanların yıllarını, hayallerini, gençliğini, çalan sistem. Mezunlar kalan 3-5 kat daha fazla çalışan öğrenciler bile 2 adım bile ilerleyen emiş iken sistem var mı, varsa bile bunun adına eğitim denilir mi? Eğitim sistemi tam olarak gece rüyasında gördüğünü sabah yasa yapanların sistemidir.
ögrencilerde en az bu sistemde oldugu kadar hata vardır. hatta çok daha fazlası vardır. toplasan 20 net yapamayan adamda gelmiş. trde egitim sistemi çöp moruq fınalndıya en ıyısı demiyo mu en çok ona tilt oluyorum.
ögrencilerde en az bu sistemde oldugu kadar hata vardır. hatta çok daha fazlası vardır. toplasan 20 net yapamayan adamda gelmiş. trde egitim sistemi çöp moruq fınalndıya en ıyısı demiyo mu en çok ona tilt oluyorum.
başarılı olanların mal olduğunu iddia edenler ya da tüm başarısızlığının sınav olduğunu söyleyenler afedersiniz zavallıdır.şu boktan sistemde kendi başarısızlığını sürekli hocasına, okuluna, sınıfına, yanındaki arkadaşlarına atan insanlar sistemin bokluğundan değil kendi yetersizliklerinden başarısızdır.zira iyi öğrenci her sistemde iyi öğrencidir.sistemin yapması gereken vasat öğrenciyi iyi öğrencinin seviyesine çıkarmaktır lakin bizim sistemde bu çok zor.
sürekli bir şeylere bok atarak ne ülke ne de bir kimse bir gram ilerleme kaydedemez.
Var olmayan sistemdir , öyle bir hale gelmiştir ki 10.5 sayısal neti ile matematik ve fiziğin kullanıldığı en önemli kısım olan mühendislik fakültelerine öğrenciler yerleşmiştir , bu gidişle vasıfsız meslekler kısmında mühendisliği de göreceğiz.
birinci ilkokul sınıflarını 52 öğrenciyle dolduran eğitim sistemidir.
amfi çünkü orası mübarek... bakın lisede olsa anlarım, ne de olsa ders dinlemek dışında bir halt yok. ama birinci sınıf ne kardeşim? anca iki öğretmen lazım öğrencileri kontrol altına almak için. adam nasıl 52 öğrenciyle ayrı ayrı ilgilensin?
ben neyden yakınıyorsam... bu sistemi siz seçtiniz!
" Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur. "
bizim eğitim sistemizin asıl probleminin 'sistem' olmadığı kanısında olan bir bireyim. zira senelerden beri süregelen tartışmalara göre uygulanan sistemlerin birçoğu kendi içinde bir şekilde başarılı olmuştur.
platon'un, descartes'ın, hegel'in rasyonalist düşüncelerine göre şekillenen akademilerde verilen eğitimler gibi spencer'ın, locke'un empirik düşüncelerine göre şekillenen akademiler de aynı şekilde başarıya ulaşmıştır. tarih sahnesine baktığımızda bunun hep böyle var olduğunu görebiliriz. eğitim felsefeleri ile ilgili fikir beyan eden hiç kimsenin; esasicilik, daimicilik başarısız olmuştur diyemeyeceği gibi ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık başarısız olmuştur deme hakkı yoktur. bu durumda tarih bilimi kendisini yalanlayacaktır. yalnızca esasicilik, daimicilik yahut diğer eğitim felsefeleri kötüdür yahut iyidir gibi eleştirel yaklaşımlar doğru olacaktır.
sistem her ne olursa olsun içindeki insan kaynağı iyi olmadıkça bu sistemin başarıya ulaşma şansı yoktur. bizim eğitim tarihimizde ne zaman ki 'sistem' ögesi ön plana çıkartılmış bu sistem değiştirilmiş, üzerinde oynanmış, rafa kaldırılmış yahut değiştirilmiş ise varılan kötü sonuç hiçbir şekilde değişmemiştir. ne zaman ki insan ögesi, ki bunun örneği tarihimizde çok azdır, ön plana çıkarılmışsa sonuçlar iyiye dönük olmuştur. bundan dolayı sistemden evvel 'insan'ı düzeltmemiz ve ön plana çıkarmamız gerektiği kanısındayım. elbette ki sistemin önemini yadsımıyorum fakat evvela insanlarımızın düşünceleri, fikirleri, ön görüleri gözetilmeli ve önemsenmelidir.
öğretmenlerin gerçekten ve samimi bir şekilde hizmet içi eğitimler almaları sağlanmalı ve her öğretmenin kendi alanıyla ilgili bilimsel çalışmalar yapmaları sağlanmalıdır.
bilim üretme, makaleler yazma yahut birtakım eserler ortaya koyma sadece üniversitedeki öğretim görevlilerine değil şahsi fikrimce onlardan evvel bu toplumun bel kemiği olan öğretmenlere yüklenmelidir. bu gerekirse zorunlu hale getirilmeli ve birtakım maddi yahut manevi imkanlarla desteklenmelidir. bilime, sanata ve kültüre doğrudan katkı sağlamayan hiçbir eğitimicinin yetiştirdiği bireylerin zihinlerine bu mefhumlarla ilgili olumlu birtakım değerler katması mümkün değildir.
tabiatı ile öğretmen mesleğindeki kademe basamaklarının sayılarla değil birtakım uygun ve somut sıfatlarla desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim.
öğretmenlerin meslekte ilerleyebilecekleri kademelerin az olması da onların bazı çalışmalardan uzak kalmasına sebep oluyor olabilir. kademe yahut derece ilerlemeleri düz memurluklar gibi yıllara göre değil gerçekleştirilen çalışmalara göre yapılmalıdır. mesleğine yaptığı çalışmalar ile katkı sağlayan her öğretmenin kademe ve derece ilerlemesi belli sıfatlara göre yapılıp aksi şekilde davranan öğretmenler de bu haktan mahrum bırakılabilir.