turgut uyar

entry1190 galeri92 ses1
    301.
  1. nerdeyse babam kadar sevdiğim insan.

    bir gün, bir yağmurla garip garip
    -çoluğu çocuğu terk edeceğim-

    bir sevgiyle doymayacak kalbim, anladım
    alıp başımı gideceğim...

    asır yirminci asırdır, amenna
    bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım
    neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
    uzaklar daha uzaklaşır
    bir define çıkarır gibi kayalardan, ademden beri
    sımsıcak sevgilere muhtacım...

    bir gün alıp başımı gideceğim
    -yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...-

    belimi bir ılık şal sarsın, mavi
    hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız
    rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin
    görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında...

    kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
    her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde
    diyarı gurbette kanlı bir aşk
    bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde
    en uzak beyazlar,
    en yakın ikindilerde, duygulu
    ve bir sahil meyhanesinde bir akşam
    içip içip ağlasam...

    nasıl kısa kesmeli bilmiyorum?
    herkesin derdinden pay isterken...
    uzak kaderlerin suları çağlar simdi
    yıldızlar dökülür sonsuza içimizden...

    bir gün, bir parkta otururken, biliyorum
    bir el yağmurla dokunacak omuzuma
    bir çift göz, bir davet, bir kalp
    çoluğu çocuğu terk edeceğim...

    yapraklar dökülecek, çiçekler solacak
    bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak
    toprak ve insan kokularıyla,
    uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
    başımı alıp gideceğim...
    ..."
    3 ...
  2. 302.
  3. özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
    özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir

    suya giden bir adam mesela omzunu eğri tutsa
    güneş, su ve adamın omzundaki eğrilik senindir

    ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın
    kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir

    kararan dünya yeni bir güle bir ateş parçasıdır
    bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir

    bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın
    ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir

    benim sevdiğim su senin suyunun öz kardeşidir
    senin suyunun bıraktığı güçler artık senindir

    çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi
    her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir

    senindir ey sonsuzveren ne varsa hayat gibi
    tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir

    ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın
    aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir.
    çokluk senindir turgut uyar
    3 ...
  4. 303.
  5. 304.
  6. sözlükteki liselilerin, cinsel isteklerini sanal-sapık başlıklarla tatmin edenlerin açtığı başlıkların arasında adını görünce şaşırdığım şair. en güzel şiirlerinden biri için

    (bkz: geyikli gece)
    3 ...
  7. 305.
  8. "Ara sıra düşmüyor değil aklıma
    Yabancı kadınların sıcaklığı
    Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
    Yanında ihtiyarlamak istiyorum."

    nasıl bir sevgisin sen.
    4 ...
  9. 306.
  10. paramparça

    uzun bir günü bölüştük
    doğayla ben ikimiz
    bir de çocuk

    sımsıcak paramparça

    kaynayıp yuvarlanıp gidiyordu deniz
    evlerle dolu bir kıyının yanısıra

    uysal ve alafranga bir deniz
    elbette parlıyordu arasıra

    öyle ki bir tenha saatçinin
    aralıklı ve kırmızı akşamında

    ama sımsıcak paramparça

    ne olduysa oldu sessiz ve uzun öpüştük
    belki bir tatilde belki bir masada
    ikimiz

    çünkü çaylaklar henüz göçmüştü güneyden
    belki vakit akşamdı
    ve baharın zevki var

    sımsıcak, zevki var ama paramparça

    adını koyamadığım bir yoksunluktu
    duvarda duran o resim
    ve içimi sorma

    biren düşündüm bilmek
    neye yarar dalga olmayı
    dalga sonsuz bir birim olmalıdır
    kıyıda ya da uzakta

    kırmızıyım ve durmadan ufalanırım
    ergin bir yaz gününde sımsıcakta

    hatun ne kadar iyi bir adam bilmez miyim

    sımsıcak ve paramparça

    yani paramparça
    4 ...
  11. 307.
  12. -kırlardan geliyorlar-

    kırlardan geliyorlar ellerinde sümbülteber
    elbette kırlardan kırlardan gelecekler
    başka türlü nasıl güzelleşir bu akşamüstleri
    söyleyin nasıl dayanılır dükkânlara depolara
    bu katran kokusu başka türlü nasıl geçer

    sonsuza varmadan bir önceyiz sanki
    -o sayının da bir adı vardı unuttum-
    her şey öyle saydam öyle madensel
    kapıların kilitleri açık ve herkes uykusuz
    hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber

    eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
    artık bu yokları var etmeyi usladık
    ağaçları budadık ormandan balıkları tuttuk denizden
    hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
    çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber

    hey koca dünya nasıl avucumuzdasın
    nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden
    çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin
    elbette kırlardan gelecekler kırlardan
    kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber

    ey güzelim sümbül ve teber ey canım
    gördüğüm sanki o değildi
    sanki kuşlar albümünden bir maden.
    4 ...
  13. 308.
  14. Arasıra düşmüyor değil aklıma
    Yabancı kadınların sıcaklığı
    Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
    Yanında ihtiyarlamak istiyorum
    2 ...
  15. 309.
  16. ''ölü müdür diri midir bir bilsem / gider bulurum benim yalnızlığımı''
    1 ...
  17. 310.
  18. "zamansız gelme, elim kolum dağınıksa sarılamam."
    4 ...
  19. 311.
  20. "öyle sanıyorum her şey biter,
    bir doğurgan hücre ve
    bir yanlışlık daima kalır."
    0 ...
  21. 312.
  22. ''uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.'' diyerek yalnızlık üzerine söylenecek söz bırakmamış şair, söz üstadı. meraklısına böyle bir çalışma da var;
    http://www.thesis.bilkent.edu.tr/0003143.pdf
    0 ...
  23. 313.
  24. "gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
    ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle."
    0 ...
  25. 314.
  26. Sev beni, alış bana
    kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu
    sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev.

    Turgut Uyar
    0 ...
  27. 315.
  28. --spoiler--
    Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    inecek var deriz otobüs durur ineriz
    Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    Beni bırak göğe bakalım
    --spoiler--
    2 ...
  29. 316.
  30. biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
    şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
    ya da üst üste silah atsan
    kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
    belki değil mutlaka
    ama
    bir tanesi mutlaka kalır.
    *turgut uyar
    1 ...
  31. 317.
  32. kimsenin bakamadığı gibi göğe bakan. evet.
    2 ...
  33. 318.
  34. "ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
    araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
    kısacık bir akşam o kadar kısa ki bir akşam

    yüzümü suyun ardında buldum
    kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
    kısacık yoğun bir akşam
    serin bir akşam öyle söylediler..."
    1 ...
  35. 319.
  36. "ne söylenmişse sevmek üstüne sanki sizedir
    bütün güzel şiirlere uygun her yeriniz
    çekip götüren saçlarınızdır o saatleri bir bir
    dünyaya sizinle baktığımı bilmelisiniz.

    benim bu evlere düşkünlüğüm sizin yüzünüzden
    şiirlerim bu yüzden aşklara aşklara doğru
    nasıl hazırlanırım sizin gecenize gündüzden
    siz olmasanız ekmekler sular ne olurdu.

    sizin yolunuzdur başlayan nereye düşse ayaklarım
    run ateşleriyle oymalı koç başlarıyla tunç kapılarda
    sizin içindir durup durup kentleri kuşatmalarım.

    söylediğim sizseniz ne denli geniş olsa yerim
    korkarım harcamaktan sözlerimizi boş kalıplarda
    çirkin bir şey diyecek olsam elleriniz durur önüme düzeltirim."

    diye güzel bir şiiri vardır.
    1 ...
  37. 320.
  38. yalanlı dolanlı alçak doğruca yaşanmamış bir
    bir gözsüz kulaksız elsiz ayaksız güdük bir gün
    bütün yitiklerim karalarım üst üste üst üste bütün karışıklığım
    gelip geçtiğim macera şu kadar binler yıllık
    şu kadar binler yıllık karalarım karışıklığım üst üste
    usul usul insan insan ölüm ölüm üst üste
    şu kadar güneş şu kadar su şu kadar su yılanı şu kadar düzen
    ben sebepliyim denizlere aylara kavgalara umursuzluğa
    bir maviyi durup dururken birine benzetiyorum
    bir balığın ağzını anıyorum durup dururken
    serinliyorum

    ben üç yer tasarlamıştım üçü de sana bana uygun
    biri günebakanlarda biri otuz yaşta birini sorma
    birini sorma gün gelir ben söylerim
    daha usta olurum daha yiğit o zaman söylerim
    bu kırgın karanlığı bir ışıtalım ilkin
    yeniden şehirler kuralım şimdikilerine benzeyen
    baştan başlayalım susamlara ekmeklere deniz aşırılarına
    sevmelere

    gidip dönelim
    belki bir yerde bir tohumda bir durumda belki
    belki o ses o yudum o yumuşak döşekler yeşil yeşiller
    ben taş çekerim yılmam çamur kararım yol döşerim
    bakarsın göneniriz gidip dönelim
    ben yılmam taş çekerim çamur kararım ben
    senin de gürül gürül saçların var nasıl olsa.
    1 ...
  39. 321.
  40. ikinci yeni'nin vasat şairidir.
    0 ...
  41. 322.
  42. bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın
    ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir.
    **
    2 ...
  43. 323.
  44. çimlerin üzerinden bulutları izleten adam. evet.
    0 ...
  45. 324.
  46. --spoiler--

    Acıyor

    Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan

    Mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun
    Sevgim acıyor

    Biz giz dolu bir şey yaşadık

    Onlar da orada yaşadılar
    Bir dağın çarpıklığını

    Bir sevinç sanarak


    En başta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi

    Kahkahası gün ışığına vurup da
    Ötede beride yansımayan

    Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    Öbürünün bir kadından aldığı verem

    Bütün işhanlarının tarihçesi
    Bütün söz vermelerin tarihçesi

    Sevgim acıyor


    Yazık sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocuğun bile

    O kadar korunmuş bir yazı yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum

    Sevgim acıyor
    Gemiler gene gelip gidiyor

    Dağlar kararıp aydınlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır

    Sonbahar geldi hüzün
    Kış geldi kara hüzün

    Ey en akıllı kişisi gündüzün
    Sevgim acıyor

    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandı gitti işte

    Ekim falan da gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar

    --spoiler--

    Gece gece 5.ye döndüğüm ve artık dinlemekten mala bağladığım tüm güçlülüğümü güçsüzlüğüme dönüştüren ve ne kadar yenik,bitap ve acınası halde olduğumu gösteren şiirdir hele ki alttaki link le takip edilirse dünyadan ayrılırsınız.

    1 ...
  47. 325.
  48. adam işte, yalın, yalnız, olduğu gibi bir adam. nasıl aşığım sana be turgut. sahip olmak istediğim baba, sevgili, arkadaş, ayrı ayrı her bir şeysin. çantamda kitabın olmadan sokaklara çıkamadığımı bilsen güler, limonlu votkandan bir yudum alır, "abartma be kızım" derdin.. ne kovaladım seni, seninle ilgili her şeyi. dar pasajlarda, zamanında seninle rakı içmiş adamlarla sohbetler ettim. zorla seni anlattırdım. "sen kaç yaşındasın, ne işin var turgut'la bu kadar?" dedi ahmet abi bir gün bana*, "ne yapayım be abi, bambaşka bir tutku bu" dediğimde "sen boku yemişsin" cevabını verdi gülerek.

    bir kaç şiirini senin el yazından okudum, günlüğünden bir sayfayı bir de. benim okurken hüzünlendiğimden daha da beter hüzünlüydün sen o satırları yazarken. içim titrer her aklıma geldiğinde.

    ekmek yiyorum, tereyağı yiyorum, çocuk mocuk büyütemem herhalde ama, yatakları yapıyorum da, yetmiyor be turgut'um, yetmiyor.
    5 ...
© 2026 uludağ sözlük