306.
-
paramparça
uzun bir günü bölüştük
doğayla ben ikimiz
bir de çocuk
sımsıcak paramparça
kaynayıp yuvarlanıp gidiyordu deniz
evlerle dolu bir kıyının yanısıra
uysal ve alafranga bir deniz
elbette parlıyordu arasıra
öyle ki bir tenha saatçinin
aralıklı ve kırmızı akşamında
ama sımsıcak paramparça
ne olduysa oldu sessiz ve uzun öpüştük
belki bir tatilde belki bir masada
ikimiz
çünkü çaylaklar henüz göçmüştü güneyden
belki vakit akşamdı
ve baharın zevki var
sımsıcak, zevki var ama paramparça
adını koyamadığım bir yoksunluktu
duvarda duran o resim
ve içimi sorma
biren düşündüm bilmek
neye yarar dalga olmayı
dalga sonsuz bir birim olmalıdır
kıyıda ya da uzakta
kırmızıyım ve durmadan ufalanırım
ergin bir yaz gününde sımsıcakta
hatun ne kadar iyi bir adam bilmez miyim
sımsıcak ve paramparça
yani paramparça