Bugün şu sözüne rastladım; " insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. insanların ' tecrübe' dediği şey budur. Kalbi ile bağlantısını kesmiş bir insana tecrübeli denir." Diye, rastlanılan tecrübeye o bağlantı kopamıyorsa ne denir onu söylememiş nedense aptalım ben diyip geçmek yetersiz geliyor ara ara geri dönde açıkla şunu be adam. Birde hep oscar mevzu bahis dünyamızda cinsellikle açıklık getirmesi bir şeylere normal değil mi dostlarım.
"Erkek olsun dişi olsun, herkeste karşıt cinsin üreme organlarının izleri bulunur. Bunlar ya ilkel durumda ve her işlevden yoksundurlar ya da değişik bir işleve uymuşlardır." diyen üstad. *
bir adet başlıktır. aaaa ünlü bi psikoanaliz kuramcısına dair başlık açılmış. hemen altına enyry girip,freud un yedinci daşşağından torunu gibi bilmiş bilmiş konuşup artistlik yapayım. hem bikaç artı alırım hemde belki sözlükte kız varsa onların dikkatini çekmiş olurum. belki bana verir.
Psikanaliz düzlemde bakmakya çalışırsak eğer; anahtar, şapka, kapı kolu, fiş gibi şeyler daima erkeğin cinsel organını simgeler. Anahtar deliği, terlikler, priz, sandık,kutu, meyve, düğme gibi şeyler ise kadın uzvunu simgeler. Bu düzlemde rüyada sürekli bir şeyi yerine sokmak hissi genellikle tatminsiz hissini çağırır. Bu ise daha önce deneyimlenMemiş cinsel ilişki veya libido tatmini olmamış ilişki sonucudur. Nitekim yaşanmamış olan cinsellik duygusu bir tür hazımsızlık ve gerginlik belirtir. Bunların birikimi ise doyumsuzluk getirir. Doğal olarak, rüyada simgelenen yerleştirme Fikri, günlük hayata da etkisi olacaktır.
(bkz: sigmund freud/#39967493)
Çocukluk amnezisi daha sonra nörobilimcilerin bir kısmı tarafından, hipokampal belleğin (dil ile ilgili olan) tam da Freud'un amneziyi işaret ettiği yaşlarda işlev kazanmadığını göstererek Freud'un bu teorisini yanlışlamışlardı. Fakat sonrasında fenomenal yaşantıların açıklanmasında, zihin teorisyenleri belleğin sadece hipokampal ve amigdal olarak kaydedilmediği bütün vücudun aslında hafıza izi taşıdığını ileri sürmüşlerdir. Yani Freud'un, daha doğrusu sonrasında Lacan'ın ayna olgusuna dair söyledikleri bazı çalışmalarca nörolojik olarak da doğrulanmıştır.
Ayrıca Freud'a göre utanma değildir o, "bastırma"dır. Bastırma meselesi çok uzun fakat utanç'tan çok daha farklıdır. Buna sonra değinirim.
Bilim insanları biyolojist olup herşeyi biyolojiyle açıklamaya çalışarak büyük bir hataya düşmektedirler. Biyoloji her zaman neden değildir bazen sonuçtur.
işin özünde Freud'u ciddiye almayın diyen insanlar, bugün klinikte aldığı atıfları; kültürel incelemelerde aldığı atıfları makale okumadıkları, araştırma okumadıkları için bilemezler. Freud ve Psikanaliz insadan davranışını açıklamaya dair en çok atıf alan bilimdir.
bu orospu evladı yüzünden sapık oldum. önceleri sadece cok derine dalmadan 2 felsefik sözle basit solcu kızları tavlarım diye okumaya başlamıştım. şimdi, bu gece karakolluk olabilirim.........
insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. insanların “tecrübe” dediği şey budur. kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana “tecrübeli” denir.
Kişiliği id, ego ve süperego olarak ayırmıştır. Cinsel gelişim teorisini (psikoseksüel gelişim) ortaya atmıştır. Cinsellik ona göre bebeklikten başlar. Psikoseksüel gelişim teorisi aşağıdaki gibidir ;
Oral dönem (0-1 yaş) : Bu dönemde ağız haz alma bölgesidir.
Anal dönem (1-3 yaş) : Bu dönemdeyse dışkılama bölgesidir. Çocuk dışkıyı sık sık tutar ve bırakır.
Falllik dönem (4-6 yaş) : Bu dönemde haz alma bölgesi cinsel organdır. Aynı zamanda oedipus ve elektra karmaşasının olduğu dönemdir*
Latent dönem (7-11 yaş) : Toplumsal kurallara uyup cinselliği bastırma dönemidir.
Genital dönem (12-18 yaş) : Cinselliğin üreme amacına yöneldiği dönem diye geçer.
* “ Oedipus kompleksi, erkek çocuğun annesine karşı bir istek (cinsel) duyması ve babasını rakip olarak algılaması demektir. Bu dönemde cinsiyeti keşfeden çocuk, bir yandan babasına hayranlık duyar, öte yandan annesine karşı hissettiği duyguları anlarsa diye babadan korkar. Elektra kompleksi ise kız çocukların babalarına karşı bir ilgi duyması ve annelerini rakip olarak görmeleri durumudur. ” diye geçer. Ancak saydığım birkaç hocama göre de bu durum cinsel istekten ziyade yakınlaşma ve kıskanmadan ibarettir. Freud’un bu cinsellik olayını biraz abarttığını düşünüyorum.
Ruh hastasıdır ve bu ruh hastalığını bir çok kişiye bulaştırmıştır. Bazı hastalarına uyguladığı yöntemler sonucu hastalarının intiharına neden olmuştur.
Sözlerini örnek alıyorsunuz ama eminim
ki bir çoğunuz ne hayatını ne ölümünü biliyorsunuz.
21 Eylül 1939’da Freud, özel doktoru Max Schur’u yanına çağırır ve “Sevgili Max” der, “yıllar öncesinden seninle konuşmuştuk, acılar dayanılmaz duruma geldiği zaman bana yardım edeceğini vaat etmiştin. Bu sözünü anımsıyor musun?” der. Çok çok duygulu bir hava içinde geçen bir konuşma olduğunu sonradan doktorun anılarından okuyoruz. Max Schur da ilk defa belki yaşamında Freud’un iki eline birden sarılır ve “Hayır” der, “konuşmayı hatırlıyorum, istediğiniz zaman, istediğiniz şekilde yardım etmeye hazırım” der.
Sonunu merak ediyorsanız.. şimdi size okuma araştırma fırsatı veriyorum.
Freud un aslında savunduğu şey çok basit bir tezdir oda 'her insanın cinsel açlığı vardır fakat bazı insanlar bunu çok fazla dizginlerken bazıları yularını serbest bırakıyor buda insanları ahlaklı veya ahlaksız olarak ikiye ayırıyor.'
"Bir puro bazen sadece purodur." der. Bazı şeylerin illa sebebi olmasına gerek yok.
(Hebele hübele ama o arkadaşları penis-sigara benzerliğinde çıkan tartışmada göt olmamak için öyle dedi taaam mı falan demesin, ağzına şantiye küreğiyle vururum. Biliyorum merak etme o muhabbeti. Bu söylediği sözün doğruluğuna gölge düşürmez. )
anasına hallenen zamani ergeni, bedenen büyümüş o zamanın eksikliklerinden dolayı bu günün köylü kurnazları gibi hemen ekstrem fikirlerle bilim üretmiş. o zamana göre. anası artık buna neler gösterdiyse her gece anasını düşünüyordu galiba. "anam memelerini emdirtmedi bana ben ondan weirdim ıhhhhhhhhh" :(
kavede duyduğum bir dedikoduya göre genç üvey annesine karşı bir şeyler hissetiği için bir dönem bütün psikolojik sorunların nedeni cinselliktir demiştir, ben demiyor kavedeki yaşlı bir amca diyor.
yakalandığı ağız kanseri yüzünden bir türlü iyileşemeyen ve ötenazi talep eden freud, doktorlar tarafından 3 doz morfin verilerek 23 Eylül 1939’da 83 yaşında Londra’da öldü.