kendini bilmez bir güruhun yıllardır geyik malzemesi olarak kullandığı, karadeniz bölgesi'nin ve hatta ülke genelinin en rahat ve keyifli şehirlerinden biri.
şüphesiz karadenizin en büyük ve en gelişmiş şehridir. milliyetçi ruhu trabzon'la kapışıyor gibi görünsede samsun karadeniz'de en çok alan ve trabzon'da en çok göç veren olduğu için trabzon'un bu kadar milliyetçi kalması normaldir.
beş senemi geçirdiğim, karadeniz bölgesinin en yaşanılası şehirlerinden biri. üniversite döneminde atakum ilçesinde yaşadığımız, her yerin öğrenci ve (bkz: çorumlu) kaynadığı bir yer. (çorum'a 2 saat kadar bir mesafede olduğu için öğrencilerin tercih sebebidir.)
bu sene gezmek için gittiğimde gelişimine inanamadım. sahil şeridi boydan boya yenilenmiş ve hareketlenmiş. üniversite kampüsüne kadar tramvay yapılmış.
havası kışın çok sert soğuk değil, yazın da aman aman bir sıcağı yoktur. insanı karadenizin hırçın insanına nazaran bir ton yumuşaktır.
bizim zamanımızda (2001-2006) yemek kültürü çok zayıftı. şu an nasıldır pek bilmiyorum ama, her yerde tavuk dönerciler vardı. seyyardan kilosu 50 kuruşa aldığımız hamsinin tadı bambaşkaydı o ayrı.
yerlisi ilginçtir. her türlü fantastik mevzular yaşanır ama ben hiç particilik ayağına dalaşanı görmedim*. benim gibi ateist bir adamın en sağlam müşterisi akp'li. adama işi düzgün yapıyoruz, özeniyoruz diye bulduğu işi bize gönderiyor, yeni firmayız, palazlanalım diye de nakit ödettiriyor çeke senete bulaştırtmıyor bizi. bazen telefon açıyor "yengen mantı yaptı mühendis bey akşama bize geliyorsun" falan diyor.
yan komşum ağır akp'li, benim din iman mevzularıyla alakam olmadığını da biliyor, sabah akşam x kişisine sövdüğümü de biliyor ama adam her sabah benim dükkana elinde 4-5 simitle geliyor beraber kahvaltı yapıyoruz. daha bir sürü örnek var. hepsiyle tek bir ortak nokta var. bu insanlarla bir araya geldiğimizde sanki otomatik olarak ağzımız kilitleniyormuş gibi asla siyasetten ve aktörlerinden konuşmuyoruz. kimse konusunu açmıyor. ne bileyim değişik bir memleket burası.
iki kelime düzgünce konuşulacak insan var mıdır diye düşündüğüm şehir. herkes taraf, herkes sabit. yok mudur her telden sessizce sohbet edilecek güzel insanlar.
tarihinde nadir görülecek şekilde kar yağan şehirdir.
deniz kenarında dükkanda otururken izlemesi çok keyifli ama sokak hayvanlarına da içim gidiyor.
kalın giyinin arkadaşlar.
dün gece karadeniz üzerinde yarim saatten fazla turlayıp iniş yapmaya çalışan pilot sayesinde lanet ederek adımımı attığım şehir.
ilk defa bu kadar soğuk ve karlı, kar fırtınası var resmen. ocak şubat aylarında ceketle bile çıkılabilecek bir şehirdi, ayarlarını bozdular kesin.
ama çok güzel şehir lan.
Hayatının geri kalanını nerde devam ettirmek istersin diye sorsalar adını söyleyeceğim şehir. Muhteşem, harika, aşırı güzel. Bu kış hariç yazı ayrı kışı ayrı güzel şehir. Samsunlu taliplerimi bekliyorum.
askerdeki bazı dangalaklar yüzünden daha hiç gitmeden nefret etmiştim bu şehirden ama, gidip geldikçe, ticaret yaptıkça insanlarıyla sohbet ettikçe, yemeklerini tiyip sularını içtikçe o kadar çok sevdim ki bu şehiri, hem sadece merkezini de değil, bafrası tekkeköyü çarşambası termesi o kadar güzel ki insanları da. anca memleketim olsa bu kadar severdim heralde.