said nursi

entry1777 galeri157
    1193.
  1. 10 yaşında ergenin yaptığı tespitler gösterilerek alimler alimi ilan edilen kurşun geçirmez amca...

    neymiş gençlik gidiciymiş,

    sen yaratıcıya ait bir ruhsun,

    dünyanın bu düzeni tesadüf olamazmış,

    hassiktir be ibretlik tespitler, zaten bunları bir said-i kürdi birde 8 yaşındaki kuzenim yapıyor...
    0 ...
  2. 1194.
  3. meczuptur: II. Abdülhamit kendisini tımarhaneye kapatmıştır. bakmayın yandaşlarının "efendim iftira atıldı" filan diye kıvırmasına...

    sahte peygamberdir: sayıklamalarının kendi eseri olmadığını, kendisine "yazdırıldığını", "levh-i mahfuz"dan alınma, yani ilahi kökenli olduğunu defalarca tekrarlamıştır. kendisini islam dairesinde göstermesi gerçeği değiştirmez. peygamber de kendinden önceki dinlerin aslını "islam" olarak tanımlamış ve sahip çıkmıştır.

    islam inancına göre son peygamber hz. muhammed'dir. ondan sonra kim ki, velev ki adını "ilahi ilham" ister başka bir şey koysun, söylediklerinin, yazdıklarının allah katından geldiğini iddia eder, kendisine vahiy geldiğini vaz etmiş, peygamberlik davası gütmüş, yani küfretmiş olur. ona uyanlar, iddiasını kabul edenler de küfrüne ortak olurlar.

    şeytan gibi kibirli bir yalancıdır: müritleri, kendisine alçakgönüllü insan süsü vermek için ettiği bir kaç lafı ön plana çıkarır, ciltler dolusu övünmelerini gözden saklarlar. yazdıklarını okuyan sağduyu sahibi insanların bir mütekebbir meczupla karşı karşıya olduklarını anlaması çok uzun sürmez. o var ya o... üç aydan öte doğru düzgün tahsil bile etmemiştir. zira ilim ona "verilmiştir". ömrünü dine, ilme adamış hocalarını beğenmez, kendisine sözde "verilmiş" olan ilimle(!) onlara laf yetiştirmeye çalışır. daha neler neler...

    sözde kendisine ilim "verilmiştir" ama ilimden anlamaz: radyo dalgaları ile iletişim olayına kafası basmamış, batılıların radyo dalgalarıyla iletişimi cinlerin yardımıyla sağlayabildiklerini iddia etmiştir.
    4 ...
  4. 1195.
  5. Hiçbir zaman ne peygamberlik davasında ne de mehdilik derdinde olmuş kişidir.

    Risalelerini birazcık okuyan onun ne kadar büyük bir Peygamber ve kur'an aşığı Allah dostu olduğunu görür.

    Onun derdi insanların imanını kurtarmak için çabalamaktır.

    Senelerce zulüm görmüş, o hapishaneden bu hapishaneye sürülmüştür.

    Defalarca zehirlenmiştir.

    Mülhem olarak yazdırılan eserleri baskılara maruz kalmıştır.

    Risaleleri mucize olan kur'an-ı Kerim'in icazlı bir tefsiridir.

    Haşir, kader, ihlas tabiat ve tüm risalelerini paradigmalarından sıyrılarak okuyan o eserlerin ne büyük olduğunu anlayacaktır.

    O bir garip gibi vefat etmiştir. öldüğünde ne malı ne mülkü vardı. Kabrinin yeri bile bilinmemektedir.

    Bugün O risaleler bütün herkes tarafından kabul görmektedir. Risale-i nur cemaatleri, mahmut efendi cemaati, hizmet hareketi, norşin tarikatleri, menzil... neredeyse bütün islamî kesimler o eserlerden bugün faydalanmaktadır.

    "milletimin imanını selamette görürsem, cehennemin alevleri arasında yanmaya razıyım. çünkü vücûdum yanarken gönlüm gül gülistan olur..."

    "ümitvâr olunuz, şu istikbâl inkılâbı içerisinde en gür sada islamın olacaktır."

    bu iki sözü insanı ne kadar etkiler... ihlâsı ve ümidi...
    Allah mekanını cennette habib-i edib-i zişan efendimize komşu etsin...
    6 ...
  6. 1196.
  7. 1197.
  8. akıl sahipleri, yandaşlarının yorumlarına dikkatli okurlarsa, daima asıl meselelere yanıt vermekten çekindiklerini görürler. müritleri, aynen üstatları gibi bol bol laf salatası yaparlar. kasten anlamazdan gelenler için asıl meseleleri madde madde tekrarlayayım:

    - söz konusu meczup, yazdıklarının kendisine ait olmadığını, kendisine "ilahi ilhamla" yazdırıldığını, kaynağının "levh-i mahfuz"olduğunu yazmış mıdır yazmamış mıdır?

    - kendisinin ilmini(!) tahsil yoluyla elde etmediğini, ilmin(!) kendisine "verildiğini" iddia etmiş midir etmemiş midir?

    - kaynağı levh-i mahfuz olan kitaplara kutsal kitap denir mi denmez mi?

    - kendisine ilahi ilhamla (siz vahiy anlayın) ve levh-i mahfuz kaynağından kitap "yazdırılan", ilimleri tahsil yoluyla elde etmeyip, kendisine ilim "verilen" kişilere peygamber denir mi denmez mi?

    - sadece peygamberlere özgü olan bazı lütufların kendisine de bahşedildiğini iddia eden kişi peygamberlik davasında mıdır değil midir?

    - islam'dan sonra peygamberlik davası güden küfretmiş olur mu olmaz mı?

    velhasıl müritleri "allah diyor ya, gerisine karışmayın" anlayışındalar. "allah" demek yeterli olsa, mirza gulam ahmed'i de peygamber saymak gerekir. bkz.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1yanilik
    0 ...
  9. 1198.
  10. nur cemaatinin neferi türk düşmanıdır. ayrıca kendisi ilahi bir güçle kitap yazmıştır. ayrıca dinsiz kürtlere de durmadan giydirmiştir. bildiğin deli. kimden neci olduğu belli değil.
    kendini peygamber vasfına taşıyarak allah kitap demekte akıl karı değildir. dine bir küfür müdür değil midir o da sizin görüşünüze din iman anlayışınıza kalmış her allah diyen kitap yazıp bana ilahi güç geldi derse bende yazarım.

    ayrıca tayyip van mitinginde öve öve bitirememiş bu adamı . mezarından girip gülenden çıkmıştır. dindar kürtleri kullanmak için iyi bir araçtır ama bu adamın dindarlıkla alakası yoktur.
    2 ...
  11. 1199.
  12. ilham ile vahyi birbirine karıştıranların anlayamadığı, anlamlandıramadığı kişi.
    ilham ve vahyin keyfiyeti birbirinden çok farklıdır. Allah dostları ilhama mazhar olabilirler. Abdulkadir Geylani, Muhyiddin ibn-i Arabi, Ataullah iskenderi, ismail hakkı bursevi... Bu büyük zatlar da ilhama mazhar olmuş kişilerdir. ilham kalbe doğar, belirsizdir. Vahiy, vahiy meleği ile yanlızca peygamberlere gelir. Risaleler kur'an'ın feyziyle yazdırılmıştır. Bu birazda inanç meselesidir. ilhama, keramete inanmazsanız bunlara bir temel bulamazsınız. Veliler ve alimler Allah'ın izniyle keramet gösterebilir ve bazı şeyleri Allah'ın izniyle bilebilir. Muhyiddin ibn-i arabi de zamanında aynı tepkilere maruz kalmıştı. gidin bir bakın füsusul hikem nasıl yazdırılmış? Abdülkadir geylani'nin Feth-ur Rabbanisi nasıl yazılmış bakın...

    Mucizeler yanlızca peygamberlere mahsustur fakat keramet ve ilham sahabelerden velilere, gavslardan kutuplara, alimlerden ariflere Allah ile münasebeti kavi olan kimselerde görülebilir. Risaleler, insanların kalplerini Allah'a yaklaştıran, imanını artırmaya vesile olan, onun kanunlarını anlak için gönderilmiş Kur'an'ın bir tefsiridir. asıl mesele imandır.

    Ayrıca said nursi mürit yetiştirmemiştir. mürit tarikatlerde olur. said nursi ne şeyhlik ne gavslık derdinde değildir. o tarikat değil hakikat davasına girmiştir. o ve talebeleri kendisini önce kur'an'ın talebesi sonra da onun tefsiri risalelerin talebesi olarak görürler.

    Hele bana söyleyin risalelerinde Allah'a ve peygambere imanı anlatan, peygamberimizin en büyük mucizesi olan kur'an'ı insanlara tefsir eden birisi hiç peygamberlik davasında olur mu? bunu hangi akıl alır?

    Hiç bir risaleyi, önyargılarından kurtulmadan okumayanlar ona iftiralar atıp duruyorlar. Deli, meczup deyip duruyorlar. Siyasi bazı sebeblerle onun eserlerine iftira atmak insafsızlıktır. Bu eserler bir kürt alim tarafından değilde bir ingiliz tarafından yazılmış/ yazdırılmış olsaydı bazıları nasılda bağrına basardı.
    1 ...
  13. 1200.
  14. bu adama göre ben allaha inanırsam bana ilham gelirse kuran kisvesi altında yeni bir din oluşturabilirim
    ama buna islam derim ama bana ilham gelir yazarım ama peygamber olduğumu idda etmem çünkü bu dine küfürdür ilham geldi attım tuttum yersen . yemezsen de allahın ilhamına kerametine inanmıyorsun
    ama bak ben peygamber olduğumu idda etmiyorum ilham bu ilhamla allahın kurallarına yön verebilirsin.
    o zaman her ilham geldi diyen imanlı adama inanalım bu din çok güzel dostum.
    şimdi her allah diyene ilham gelse biz bunun görüşlerini allahın kerameti diye kabul mu edeceğiz.
    yoksa dine küfür ettiğini mi düşüneceğiz.
    bu adam allahın keramerti ilhamı ise bunu herkes idda edebilir değilse bu dine küfürdür savunanda dinsizdir.
    0 ...
  15. 1201.
  16. oh ne ala memleket! sahabeden, büyük tefsircilerden, mezhep imamlarından hiçbiri "bana allah'dan ilham(!) geldi" dememesine rağmen ibn-i arabi ve de said-i kürdi gibilerin iddialarını makul kabul edelim! efendim "vahiy" değil "ilham"mış! üstelik de kaynağı "levh-i mahfuz"muş!

    bunca sahabeden, alimden bir tanesi bile, tefsirlerinin ilahi bir kaynağı olduğunu, kendi yorumları olmadığını, allah tarafından, levh-i mahfuz'dan "yazdırıldığını" iddia etmezken said-i kürdi ve benzerlerinin boş iddiaları hakikat sayılsın!

    said-i kürdi, ibn'i arabi... bunlar kimdir? sahabeden, mezhep imamlarından büyük şahıslar mıdır? allah neden sahabeye nasip etmediği "ilahi ilham"ı bunlara nasip etmiş olsun? ancak şeytan gibi kibirli sahtekar meczuplar böyle iddialarda bulunur.

    olmaz ama velev ki birilerine "ilahi ilham" gelmiş olsun. aklı başında samimi bir müslüman, kalkıp da peygamberlere özgü olan allah ile iletişim kurma, ondan buyruklar, sözler alıp iletme görevinden zerre farkı olmayan "ilahi ilham" iddiasını ortaya atar mı? ne gerek var? en azından insanların kafasının karışmaması için atmaz elbette. "bunlar benim, kuran'ı esas alarak yaptığım yorumlarım, görüşlerimdir" demek dururken, söylediklerinin allah'dan geldiğini, allah tarafından söyletildiğini iddia etmek? illa ilahi bir dayanak aramak? neden? sakın insanları kandırmak, etkilemek, el altından peygamberlik davası yürütmek için olmasın? hem kendilerine gelen -sözde- ilhamın ilahi olduğuna nasıl karar vermişler? cebrail mi bildirmiş?

    gerçek şu: "ilahi ilham" iddiası, "bana vahiy geldi" dememek için bulunan bir bahanedir. iddia sahipleri, açıktan peygamberlik davasına kalksalar, taraftar bulamayacaklarını, bir ihtimal öldürüleceklerini bildikleri için bu yolu tutmuşlardır.

    peygamberlerden başka kim ki "allah ile iletişim içinde olduğunu", "söylediklerinin aslında kendi sözü olmadığını allah'ın söylettiğini" ve hele ki sırrı allah'tan başka herkese kapalı olan levh-i mahfuzdan "ilham" edildiğini iddia eder, ehl'i sünnet ve'l cemaat akidesine göre küfretmiştir, kafirdir.
    4 ...
  17. 1202.
  18. dolma biber gibi doldurulmuş şahsiyet.
    2 ...
  19. 1203.
  20. hayatının 37 senesi hapislerde geçmiş gönül adamı.
    3 ...
  21. 1204.
  22. Meczup bir vatandaşmış kendisi Allah taksiratını affetsin. Sobayla konuşması bir gazetenin tüm sayfalarını 10 dakikada ezberlemesi kelepçeleri eritip çözmesi hem cuma namazında hem hapiste aynı anda görülmesi gibi çeşitli mucizeleri mevcuttur kendisinin.

    talebeleri de bu mucizeleri anlatıp anlatıp ağlar vakit buldukça.
    3 ...
  23. 1205.
  24. müritleri (siz bakmayın "mürit" ifadesini reddetmelerine) yine boş laflar sıralıyorlar. aşağıda önce yalancı peygamberler hakkındaki çok sayıda kuran ayetinden biri, sonra said-i kürdi'nin küfürlerinin bir kısmını veriyorum.

    “Vay o kimselere ki, kendi elleriyle kitap yazarlar, sonra “bu Allah katındandır” derler. Hedefleri, onun karşılığında bir şeyler almaktır. Vay o ellerinin yazdığından dolayı onlara! Vay o kazandıklarından dolayı onlara!.” (Bakara 2/79)

    “Kur’ân’ın gizli gerçekleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!! …Peygamber devrinde Kur’ân’ın vahiy suretiyle inmesi gibi, her asırda, Kur’ân’ın arştaki yerinden ve manevi mucizesinden feyiz ve ilham yoluyla onun gizli gerçekleri ve gerçeklerinin kesin delilleri iniyor .”
    (Şualar, Birinci Şua, Yirmidördüncü Ayet ve Ayetler, Üçüncü Nokta, c. I, s. 842)

    “Risale-i Nurlar, ne Doğu’nun kültüründen ve ilimlerinden, ne de Batı’nın felsefe ve bilimlerinden alınmış ve iktibas edilmiş bir nurdur. O, gökten inmiş Kur’ân’ın, Doğunun da Batı’nın da üstünde olan Arş’taki yerinden alınmıştır .” (Şualar, Birinci Şua, c. I, s. 833)

    “Bu risalenin öyle bir ehemmiyeti var ki; imamı Ali (R.A.) gaipten gösterdiği kerametlerle bu risaleye, “Âyet-i Kübra” ve “Asâ-yı Musa” adlarını vermiştir” . (Şuâlar, Yedinci Şuâ, a.g.e, c. I, s. 895.)

    kendi sayıklamalarından bahsediyor ve yalanına hz. ali'yi de ortak ediyor!

    “Kimin haddi var ki, risâlelerin birisine el uzatsın veyahut bir sahifesine dil uzatsın, veyahut bir cümlesini tenkid etsin, veyahut bir kelimesine, hatta bir harfine ve belki bir noktasına itirazda bulunsun.” (Barla lahikası 194)

    “Bu risalenin mukaddimesinin bu derece uzun olması istemeden olmuştur. Demek ihtiyaç var ki, öyle "yazdırıldı".” Şualar, Yedinci Şua, (Âyetü’l- Kübrâ), Sözler Yayınevi, istanbul 1992 s. 84.

    “Risale-i Nur denilen otuzüç aded Söz, otuzüç aded Mektub, otuzbir aded Lem’alar, bu zamanda, Kur’an’daki âyetlerin âyetleridir. Yani onun gerçeklerinin göstergeleridir. Onun hak ve hakikat olduğunun kesin delilleridir. Kur’an âyetlerinde yer alan inançla ilgili gerçeklerin gayet kuvvetli belgeleridir" Şualar, s. 709.

    hale bakın! kuran'a hak ve hakikat olduğuna dair delil olarak kendisi yetmiyor, bu meczuba indirilen(!) "talmud" lazım geliyor!
    0 ...
  25. 1206.
  26. müthiş bir alimdir.. Elbet insan olduğu için hataları vardır.. Tekfir edenler de vardır , çok yükseltenlerde vardır.. ömrünü islama adamış bir alimdir olaya böyle bakarız.. ALLAH ondan razı olsun..
    2 ...
  27. 1207.
  28. dindar kesim arasında tabu olmaya doğru yol alıyor.

    "şeyh uçmaz mürit uçurur" tabirine uyuyor.

    mehdi diyen var, mürşit diyen var, risaleler mehdidir diyen var.

    sormak lazım mehdi geldiyse hazreti isa nerede, mürşit ise hocası kimdir?

    kalbe gelenler kalbe geleni alakadar eder.
    1 ...
  29. 1208.
  30. gerçek adı said kürdi olan kürt milliyetçisi bir şahıstır.
    belgeli anlatım için. (bkz: said kürdi)
    4 ...
  31. 1209.
  32. 1210.
  33. 'günde 5 vakit namaz kılmayan cennet hesabı yapmasın' diyen üstâd. allah ona gani gani rahmet eylesin, bizlere de hidayet versin.
    1 ...
  34. 1211.
  35. kendine kurşun işlemediğini iddia eden şarlatan yobaz.
    1 ...
  36. 1212.
  37. gerçek adı said-i kürdî olan kürt milliyetçisi değil türk destekçisi alim. kürtlere de bu konuda çok nasihati olmuştur. araştırmadan sallamayalım.
    1 ...
  38. 1213.
  39. Tüm insanlığa indirilen ve evrensel olan kur'an'ın anlaşılabilmesi için uğraşmış yeri gelmiş çekirge ile yeri gelmiş soba ile konuşmuş osmanlıcıların çok sevdiği ama vahdettinin tımarhaneye kapattığı isimdir.
    2 ...
  40. 1214.
  41. ilk yorumdaki tespite katılıyorum neden bu adamın yorumlarını hiç değiştirmeden olduğu gibi aktarırlar şaşılacak şeydir. altına açıklama yapmazlarsa anlaşılmıyor. eski türkçe değil, arapça kelimeleri türkçe dil kurallarına göre sıralayarak yazmıştır sanki. eserlerinin sadeleştirilmesinin, hem kendisinin hem de eserlerinin anlaşılmasına katkı sağlayacağı açıktır.
    0 ...
  42. 1214.
  43. ömrünü hapishaneler de geçirmiş bir alimdir.
    4 ...
  44. 1215.
  45. Her yüzyılda Allah insanlara bir mehdi gönderir. Yaşadığımız yüzyıldaki mehdinin Said Nursi olduğunu düşünüyorum. Allah kendisinden razı olsun.
    2 ...
  46. 1216.
  47. islam aliminin sarığı beyazdır leke şüphe götürmez.barla lahikalarındaki o sözler için bir birikime falan gerek yoktur.yoksa üstad risaleleri sadece birikimi olanlara mı yazdı?bak en çok şuna tavım ben bilmeyen okumasın.niye bu din cahile haram mı ? cahil sorgulayamaz mı ? din hassas bir konu ise hassas olan bir konunun kuralı kaidesi de açık seçik bir aptalın bile anlayabileceği netlikte olmalıdır.ben 2 cümle okudum ben bile aklımı karıştırdım.bu kadar muğlak olmaz dini bilgiler.o yüzden eleştirene de aptal muamelesi yapmayacaksın.bitiyorum sizin bu elitist islam anlayışınızdan.islam herkese geldi ve herkes anlayabilir bu kolaylıkta hükümleri vardır.kendinize sırlar efsunlar atfetmeyin.ah ulan ah hep bu hoca hacı takımının sapıklıkları yüzünden millet dine tek dine islamiyete düşman oldu.rabbimden tek dileğimdir kim hak kim batıl tez elden çıkarsın ortaya da görelim artık.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük