önemli yazar kişilik. sevgilisi olacak dangozla nasıl birlikte olmuş onca zaman hiç anlamadım. kadınlar iyi güzel de bu afedersiniz eş seçim salaklıkları onları öldürüyor hem mecazi hem fiziksel anlamda.
bir yazar arkadaşımızın paylaştığı (bkz: #44721606) entry ile ilk defa adını duyuyorum. Söylediği bu cümle
" hayattın neresinden dönülse kârdır. " Sözleri ile açık açık sonunu dile getirmiş. ben gidiyorum demiş!!! Hiç mi dokunamamışlardı ruhuna... yok muydu onu anlayan, dinleyen, tanıyan... üzüldüm. meğersem bakar körlerdeniz. Görmüyoruz en yakınımızdakinin ruh değişimini, duymuyoruz sessiz çığlıklarını...
Ara ara ansızın aklıma gelen şair. Tek başıma uzun uzun yürürken birden aklıma gelir mesela.
29 yaşında intihar ederek vefat ettiğini düşünürüm. Oysa sözleri, şiirleri, duruşu.. hayatımda hiç yirmili yaşlarda böyle birini görmedim. Otuzlu yaşlarda da görmedim aslında. Nilgün marmara'nın hiçbir zaman otuz yaşına varamadığını kabullenemiyorum.
Ve bir alıntı:
"Biz niye kendi zamanlarımızı yaşayamıyoruz? Niye hep başka zamanlar ve hep başka kendimiz? Ne bu ertelenen?"
işim gereği okuduklarım hariç doğru düzgün bir kitabını alıp okumadım, fırsatım olmadı ama orada burada okuduğum satırları beğeniyorum. Unutmayayım da bir ara okuyayım. Zaten intihar etmiş olması çok ilgimi çekiyor.
herkesin herkese muhakkak yabancı olduğunu düşündüm az önce sonra nilgün marmaranın "yabancıların en yakınıydın sen" sözü geldi aklıma. evet. bu gece de "ben size alışamam" dediği yerdeyim.
Çok ciddi şekilde duygularımı bastırıyorum kendisine karşı. Yaşamıyor sonuçta. Geceleri hep aklımda. Yaşamayan birine, bir tek onda böyle bir şey hissetmişimdir.
Ben de öldüğümde benimle orada görüşeceğine inanıyorum.
Her gece daktiloya çekilmiş şiirlerden karışık okuyorum. Her şiirini beğendiğim tek şair. Ki ben düşününce pek de şiir okumam.
Nasıl sadece 29 sene yaşamış olabilir. Bana sorsalar 40 yaşında derdim, veya 35. Ama otuzu hiç görmedi. Ben de gittiğimde umarım kendisiyle bir çay içebilirim.
"Göksüz bir gecenin ayrışması bu,
Altsız ve üstsüz bir temponun tokadı.
Sanki bir kıyıdan al bir taş fırlatılmıştır
telin yıkımına doğru
ve dev goncaların
boğaz tıkamalarına.
Göklü günlerin bireşimi bu,
Yatay bir zamanın okşaması.
Sanki tel irkilmektedir şence
ve yakınca
Kahkaha çiçeklerini çocuklaştırmaya
ve bugünler için."
bu şairin ölümü zaman zaman aklıma gelir. hayatını bitirdiği an cinnet geçirdiyse şanslı....
eşinin ona son derece yabancı ve duyarsız olması ve ölümünden sonra bunu kanıtlayan bir kaç sözü ile hatırımda.
Yazdığı şeylerde her an gidebilme ihtimalinin olduğunu söylemiş aslında.
Belki de kimsesi anlamamıştır. Bundandır yalnızlıklarla bezenmiş yazıları. Kendisi de yazmış gerçi, "çok yalnızım, mutsuzum. göründüğüm gibi değilim aslında, karanlıklarda kaybolmuşum." bu sözlerine rağmen kimsenin anlamaması onun suçu değildi.
Eşi bile bir şeylerden habersizken, kendisi etrafındakilere rağmen bu kadar güzel ve özel yazarken, ölümünü bile nahif bir şekilde anlatıp yazmışken bu berbat hayat onu hak etmiyordu. Etmezdi de.
Dediği gibi, hayatın neresinden dönülse kârdır.