elinde zengin yaşamak için bir çok imkan varken, o yinede sokağı ve bir şişe rakıyı seçmiş, hayatını dediği üzre bir hiç olarak geçirmiş yahut geçirdiğini sanmış, edebiyattan, ince düşünceden ve şiirden anlayanların gözü, kulağı hatta can damarı olmuş büyük üstad. iş küfretmeyle, flüt çalmayla olmuyor a dostlar. üstad hakkında yapılan çoğu yorum cahilcedir, kötülemek amaçlıdır, bunu üstadın hayatını iyi bilen okuyan insanlar zaten anlıyor. daha çok şey söylemek isterdim ki ey sözlük, ama söyleyip sözlüğün yeni neyzen tevfik'i olmak istemiyorum. ***
yakında mezarından hortlayacak ve ulan gerizekalılar be hey dürzü benim şiirim değil emekli bir polisin şiiri, şeklinde bir basın açıklaması yapacaktır.
Bana yar olmayan devr-i devranın
izzet-i ikramını s.keyim
Yansın bu ib.neler
Su veren itfaiyenin hortumunu s.keyim
Ben deli miyim?
Mecnun gibi bir a.m için çöllere düşeyim
Verirse verir, vermezse Leylayı da s.keyim
alkol komasına girdikten sonra, bakırköy akıl hastanesine kaldırılan, sürekli ney üflerken bir zaman neyi diğer hastalar tarafından kırılan, tahrip edilen fakat karyola demirinden ney yapabilmiş büyük zât.
uyuşmadı gönlüm mert ile zenle
ne iş bilenle ne boş gezenle
hicran köşesinde bozuk düzenle
neyzen'e her telden çaldırdın be felek.
.
.
.
.
derd-i firakın ile düşmüşüm sevdaya mey'e
müptelayım, deliyim, sinmişim esrar-ı ney'e
feleğin kahpe başında paralansın parası
ben güzel sevmeye geldim değil ekmek yemeye
neyzen keyifle anlatır, 1.dünya savaşı sırasında aldığı bir armağan vardır. o yıllarda yiyecek çok kıt ama, sabun hiç yok. zaten neyzende yıkanmaya hiç hevesli değil. bütün vücudunu yüzlerce bit öylesine sarmış ki, kaşınmaktan derileri soyunuyor. beyazıt küllük kahvesi bahçesinde, neyzen'e birisi yaklaşıyor. sıfır numara istanbul kabadayılarından birisi gelen. neyzen'i saygıyla selamladıktan sonra diyor ki;
"senin ney'ini dinlemek, canıma can katıyor. şimdi ben sana bir iyilik yapacağım. bu iyiliği de, ancan sen anlarsın.."
kabadayı cebinden bir kutu çıkarıyor. içinden çıkardığı biri dişi biri erkek bit'i, neyzen'in ensesinden içeri bırakıyor. bitlerin ikisi de sırtında, ince çizgili birer haç var. bu çift, bir "hain bit" ailesi. kendilerine benzemeyen öteki bütün bitleri kısa sürede öldürüyor. yarım saat sonra neyzen'in bütün kaşıntıları geçivermesin mi? neyzen'e şaşkınlıktan ve mutluluktan bir hal olmasın mı? öyle ya! yüzlerce bit ölmüş, yalnız iki bit kalmış.. neyzen onları, baklava börekle bile beslemeye razı. neyzen hediyeyi veren kabadayı yı aradağında ise bulamıyor. gitmiş...
demlenmiş günlerinin birinde neyzen'e bir dostu soruyor: "hayatından memnun musun?" diye. o da anlatıyor: "çok memnunum.. çünkü dünya dönüyor, ben de dönüyorum. ahenk içinde gidiyoruz..."
lafı gediğine oturtmasıyla ünlü ney üstadıdır. aynı zamanda bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatmışlığı vardır. kendisi de bir kaç tahtasının noksan olduğunu söylermiş zaten. babasıyla birlikte girdikleri kahvede çalınan ney sesini duyduğunda eksilmiş tahtalarından biri, bir de yolda yürürken babasıyla gördükleri insan topluluğunun ellerinde uzun sopalar onlarında ucuna asılmış insan kelleleri eksiltmiş kalanca tahtalarını...
severim aşk derecesinde.
üstadın idam cezası(tutuklama emri'de olabilir tabi) almasına neden olan şiir.
abdülhamdin ağzından BiR nutk-ı humayün
Kal a-i asar-ı zulme verdim istihkam-ı tam
Ettim istibdad ile tarihe ibka-ı nam
Öyle tarsin eyledim olsa cihan zir ü zeber
Attığım üss-i mezâlim haşre dek eyler devam
Ben o celladım, vatanda açtığım her yarenin
iltihabı bir zaman etmez kabul-i iltiyam
Nerde Cengiz, Engizisyon, nerde Haccac ü Yezid,
Nerde Timur, Hülagü, nerde ecdad-ı izam
Nerdedir Şeddad ü Nemrud, nerdedir Ad-u Semüd
Her cihetçe zaliman-ı dehre ben oldum imam
Ben ölürsem mülk-ü millet bitmeden volkan gibi
Ka r-ı lahdimden tüter eflaka dud-i intikam!
Ol kadar ezdim şu miskin milleti ki etmesin
Fasl-ı dava eylemek çün ruz-i mahşerde kıyam!
yürü be güzelim endamını göreyim,
sensiz geçen gecelerin ecdadını s...yim,
ben mecnunmuyum bir a.. için çöllere düseyim,
leyla'yı da s...yim mecnun'nu da s...yim...
Bir gün Neyzen tevfik'i meyhaneden çıkarken gören eski bir dostu kendisine sitem edip ona çıkışmak istedi.
- Vallahi Tevfik Efendi, seni meyhaneden çıkarken görmek, beni son derece üzdü.
Neyzen Tevfik cevap verir:
- Hemen geri döneyim öyleyse!
alkol komasına girip bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine kaldırılırken iç cebinde taşıdığı neyi düşüp kaybolurmuş o da mükemmel zekası ile odasındaki yatağın demirinden ney yapmış ve her gittiğinde orada çalmıştır.
ayrica ney bulamadığında rakı şişesini üflermiş..
Sahne-i Ömrümden Nefs-i Emmareye Hitabım
Âlemin bağ-zârını s.keyim
Sünbül ü verd ü nârını s.keyim
Andelib-i nizârını s.keyim
Hâsılı nev-baharını s.keyim !
Bana yoktur lüzumu gülşeninin,
Şeb-i tarîk ü rûz-ı rûşeninin
Ne gulâmının ne de zenninin
Hepsinin tâ mezarını s.keyim !
Ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
Hayli güçtür bana cefâ etmek,
Minnet etmem bu ömre de felek,
Atını al, tımarını s.keyim !
Güççedir bu fakiri aldatmak,
Yüzdürüp sonra kündeden atmak,
Gözünü aç da sen bana bir bak,
Ben senin i'tibarını s.keyim !