Sait Halim Pasa,Neyzen'i seven bir kisiymis.Bu yüzden ona ikramda bulunurmus.Pasanin sofrasinda fena sarhos olup sizdigi bir gecenin sabahinda,pasa,Neyzen'den bir daha içki içmeyecegine dair kesin söz istemis.Neyzen'de, Pasayi son derece saygiyla sevdigi için,istenilen sözü ciddiyetle vermek zorunda kalmis.Bu söze göre Neyzen agzina bir daha raki koymayacakmış.
Bir dahaki çagrilisinda Pasanin karsisina zil zurna sarhos çikmis.Pasa onun bu halini görünce esefle sormus:
-Hani söz vermistin?Bir daha agzina içki koymayacaktin?
Neyzen,yemin ederek agzina bir damla içki koymadigini söyleyince,pasa derin bir hayrete düserek:
-inanman,söyle yakin gel de bana bir "hoh" de,bakalim.
Neyzen iyice sokulup.pasanin burnuna,olanca gücünle bir "hoh" demis.Lâkin hayret,gerçekten de Neyzen'in agzi içki kokmuyor! Pasa saskin,saskin:
-Bu nasil is Neyzen? deyince,Neyzen onu kahkahadan kirdiran cevabi veriyor:
-Sen kokusunu alip da anlamayasin diye içkiyi altimdan tenkiye ettirdim.Insan biraz kendine hükmedip de aldigini çikarmazsa,iste böyle,tipki yukaridan içmiscesine mest oluyor pasam!
neyzen, Birinci dünya savasinda iki gözünü kaybeden bir tanidigiyla söylesmektedir.Tanidigi sorar:
-Durumu nasil görüyorsun Tevfik'cigim?. Neyzen "karanlik" diyecekken vazgeçer,
-Sizin gördügünüz gibi,diye cevap verir.
Ikinci Mesrutiyet döneminde nazirliga getirilen bir zat,çok geçmeden yegeninin vali olarak atanmasini saglar. Karsilastiklarinda,Neyzen:
-Masallah,kardesinizin oglu tipki fasulyeye benziyor.
-Genç yasta vali oldu,neden fasulyeye benzesin?
-Iste bende onun için benzetiyorum ya.Fasulye de siriga sarilarak büyür.
Bana bebek katili Abdullah Öcalan'ı hatırlatan kişi.
neyzen tevfik'in meşhur bir sözü vardır ya yukarıda da birkaç yazar tarafından hatırlatılmış olan; allah senin hamurunu necasetle yoğurmuş, anan seni sıçarken doğurmuş... işte neyzen deyince ilk olarak bu söz gelir aklıma bu söz de bana bebek katilini anımsatır.
adı üstünde neyzen. adam içki şişesinden bile ney sesi çıkartıyor yani bazılarının anlayamadığı bir şekilde sanat yapıyor.
bazıları da çıkmış burda hayatı boyunca bir şey yapmamış diyor. lan sanat sanat ney ney çalmak üflemek daha nasıl anlatılır. yetmemek üzerine şiir yazmak.
duydugum bir rivayete göre zamaninda ismet inönü "kürt lütfü" lakabiyla bilinen lütfü kirdar'i istanbul'a vali olarak atar. lütfü kirdar neyzen tevfik'in devletten aldigi maasi kesmesi üzerine neyzen inönü'ye söyle bir dörtlük yazar:
sıçtın istanbul'un içine kürt lütfü'yü vali ederek,
bari tüy dik de aleme karşı uçur bokunu!
halkın isyanını teskin edemezsin a paşam,
soksan kıçına partinin altı okunu.
insanı delirten sanat mıdır, yoksa inceliği ile bazı telleri kopartan insan mıdır? bazıları vardır ki eveliyattan ahire, hep kalmış, rüzgarın yırtık yeli'ni estirmiş yüreğinde. Sorular yetersiz ve cevapsız kalmış, sual işaretleri ile dolaşmış insan kalabalığının içinde. kalabalıkların korkuyla baktığı, deli deyip kendi dünyalarından eğlencelerinden uzaklaştırdıkları adamlardan birisidir, 1879'da dünyaya gelen neyzen tevfik.
ruhu yükseklerde uçan, zihni sınırları aşan bir sanatçı düzene ne kadar tahammül edebilirse o kadar tahammül ederek almıştır kalemi eline ve sanatçı ruhunu serbest bırakmıştır.
özdemir asaf ; " santimlerin, metrelerin, kiloların ve boyların hatta bütün rakıların korktuğu adam" demesi de bu yüzdendir, bir acayip aşık olan kabeyi aşıp yare varmak isteyene.
Mehmet Akif Mısır'a zorunlu bir sebepten ötürü gider. Mısırda Neyzen ile buluşur bir parkta. En son buluşmalarında Neyzen'e yemin ettirmiştir, içki içmemesi için. Parkta bir banka otururlar bakar ki Neyzen körkütük. Mehmet Akif:
- Ben sana içki içmeyeceksin demedim mi? Bundan böyle ancak ağzınla kuş tuttuğunda konuşurum seninle!
der ve arkasını dönerek küser.
Neyzen türlü türlü sululuklarla dostunu barışmaya zorlar. Elleri ve dizleriyle çimene uzanır, emeklemeye başlar;
- Bak şimdi kuşu tutacağım! der.
Allah'ın işi, orada bir yerlerde çalılıkların içinde yeni yeni palazlanan bir kuş yavrusu durmaktadır. Pıt pıt bir uçup bir konmakta küçük bir yavru kuştur. Neyzen çimende sürünürken, kuşu görür ve ağzıyla yakalar, o haliyle Mehmet Akif'in yanına döner.
Bir kez daha barışmıştır iki dost.
"şu vesikayla sana verdiği zeytinyağını al,
yine sal kendini rah-ı hayatın dikine,
bir kilo zeytinyağıyla geçinmek mümkün mü iki ay,
verenin geçmişini sikmek için sür götüne."
ya da
"sıçtın istanbul'a Kırdar Lütfi'yi vali diye,
bir tüy tak da uçur aleme bokunu,
milletin hışmını teskin edemezsin,teresin,
götüne soksan eğer partinin altı okunu."
tüm devlet adamlarına attığı lafı vardır atatürk hariç.
kendisi atatürk'ü pek sever, atatürk de onu pek sever.
dokundurmaları ve ince düşünmesi harikadır. kimsenin aklına gelmeyeni düşündürür.
mehmet akif sayesinde meşhur olan neyzenin hayatı namı gibi değildir. içkici ve sokak insanlarının yanında hayatının sonuna kadar hayatını sürdürmesi bizim için bir ibret levhasıdır.
bir dörtlüğünü yazmadan geçemeyeceğim:
"ihtiyarlık ile gençlik diyerek
bu hayatı ikiye böldürme
ey büyükten de büyük allah'ım
benden evvel sikimi öldürme"
not: şiirlerinin önemli bir kısmını aruz ölçüsüyle yazmıştır.
not2: mehmet akiften etkilenmiş olabilir.