Aşk; vazgeçmektir Ey Sevgili!
Mecnun gibi aklından,
Kerem gibi bedeninden vazgeçmek.
Yardan gayrısından, cümle cihandan vazgeçmek.
Yemeden, içmeden, uykudan uyanıklıkdan
Ve vazgeçmekten bile vazgeçmektir gün gelince..
Senin için senden vazgeçmişim. Bilesin...
yatsın namazının abdestiyle sabah namazı kılarmış mübarek, ama nedense sadece dönüp duran ablalar var mevlevi oldum ben diye, bence mevzuyu tam anlayamamışlar.
Dünyaya aşık olan kişi, üstüne güneş ışığı vurmuş bir duvara aşık olmuş kişiye benzer. O duvar aşığı, duvardaki ışığın güneşten geldiğini anlamaya çalışmaz ve duvara gönül verir. Güneş ışığı güneşe geri dönünce, duvar aşığı ebedi olarak mahrum kalır.."
sevdiğini mertçe seven kişi,
pervane gibi özler ateşi,
sevipte yanmaktan korkanın,
masal anlatmaktır bütün işi...gibi sözlerin sahibi kelimelerle ifadenin yetersiz kaldığı büyük insan ve hak aşığı kendi kendine ''hamuş'' demiştir yani suskun yeni harf ve kelimeler bulmaya niyetlenmiştir bilinenlerin (harf ve kelimelerin) yetersizliğinden dolayı.hz. mevlana hakkında o kadar çok şey var ki anlatılacak anlatabilene aşk olsun!rabbim şefaatine nail eylesin.
"ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken,
güneş bile her gün batarken,
sizdeki ne arsızlıktır; silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz.
bir başka faninin zihninden.
mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?"
bu evliyayı hakkıyla birazcık anlasaydık, şu an çok daha güzel bir dünyada yaşayabilirdik.
Fuad Köprülü Mevlana hakkında: iran tasavvufi edebiyatının panteist olmak bakımından belki de en büyük ve kuvvetli temsilcisi sayılabileceğini söylemektedir.
atatürk ün 'hz. mevlana müslümalığı türk ruhuna intibak ettiren büyük bir reformatördür. müslümanlık aslında geniş manası ile müsamahalı ve modern bir dindir. ilahi bir muskinin ahengi içinde dönerek allah a yaklaşma fikri türk dehasının ileri görüş ve düşüncesinin tabii bir ifadesidir.' şeklinde değerini belirttiği döneminin en önemli insanları arasında yer alan yazar ve filozoftur.
ayrıca ismi bir böreğe verilip, yıllarca isminden para kazanılmış, bilge kişidir. tüm börekcilerin zengin olmasının ve başka sektörlere yönelmesinin ardından böreğin ismi konya böreği olmuştur. nihayet.
benim hayatımı yargılamadan önce
benim ayakkabılarımı giy
ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan,
dağ ve ovalardan geç.
hüznü, acıyı ve neşeyi tat.
benim geçtiğim senelerden geç,
benim takıldığım taşlara takıl.
yeniden ayağa kalk.
ve aynı yolu tekrar git, benim gittiğim gibi.
ancak ondan sonra, beni yargılayabilirsin.
geçer dediklerimi geçirdim,
biter dediklerimi bitirdim.
nefret ettiklerimi sildim, silkindim yeter dedim.
geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana.
farkında olduğum için varoldunuz,
vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.
onda ibret bitmez, onda gerçek bitmez, o bir derya görmesini bilene..
--spoiler--
Bir gün bir genç, Mevlananın kapısına gelip ;
_beni müridliğe kabul buyurun efendim diyerek niyazda bulunur
Mevlana gence bakar ve
_hiç aşık oldunuz mu evladım? diye sual eyler.
Genç şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemez.
Mevlana, müridliğe kabul edilmesi için önce bir kulu sevmiş olması gerektiği söyler ve genci geri gönderir.
Genç ne yapacağını bilemez bir hal içinde ertesi gün tekrar tekkenin kapısını çalar ve isteğini yeniler.
Mevlana sualinde ısrarlıdır ve genci tekrar geri gönderir.
Üçüncü gün genç dayanamaz ve Mevlanaya bu isteğinin hikmetini sorar.
Mevlana mütebessim bir çehreyle müride döner ve
_Bir kulu dahi sevmekten aciz olan, nasıl yüceler yücesi ALLAHA aşık olmaya yol bulur?
Bir kulun ateşine yanmamış gönül, yüceler yücesinin aşkını nasıl bilsin de yansın?
SEV de GEL Evladım SEV de GEL
--spoiler--
alıntı :bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu hacı bektâş-i veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. (o zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.)
durumu hacı bektâş-i veli ye anlatır ve hacı bektâş-i veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve ayni durumu mevlâna'ya anlatır, mevlâna ise bu hediyeyi kabul eder.
adam aynı şeyi hacı bektâş-i veli ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve mevlâna'ya bunun sebebini sorar.
adam bunun üzerine hacı bektaşş-ı veli'ye gider ve mevlana'nın ineği aldığını söyler.
hacı bektaş-ı veli:mevlana okyanus gibidir ufak tefek çamurla kirlenmez.biz su birikintisiydik kirlendik.
tekrar mevlanaya gelen adama mevlana şöyle der :hacı bektaş-ı veli kartal gibidir ufak tefek leşe konmaz.biz kargaydık konduk.