üçüncü sezonda izlemeyi bırakıp sadece finalini izlemeye karar verdiğim dizidir. zannedersem arada izlemediğim sezonlar bana bir şey kaybettirmemiştir.
etraftakilerin; çok harika mükemmel.. nidalarından sonra bi bakayım artık şuna denilip, izlemenin daha ilk dakikalarında -bu ne be! denilen ve hemen değiştirilen dizidir. evet izlemek için, konuyu anlamak icin tamamını izlemek gerekir ama oyuncular bile büyük bi hayal kırıklığı yaşatmıştır bende. o kadar övgü duyunca daha iyisini bekliyorsun, ondan da olabilir ama o oyuncularla normalde de izlemezdim..
sözü geçen rüya sahnesinin sadece final bölümünün küçük bir kısmı olacağını düşündüğüm dizi. lan o kadar da salak olamaz senaristler, bizim türkler bile böyle bi bağlama yapmazlar.
lost s06e16 hakkında çok ciddi ve ağır spoiler, bölümün keyfini kaçırabilecek cinsten, sadece merakına yenilenler okumalı..
--spoiler--
- ben widmoreu öldürür. locke widmorea, eğer desmondı adaya neden getirdiğini söylerse kızına bir şey yapmayacağını söyler. widmore gerçeği lockeun kulağına fısıldar, sonra da ben widmoreu öldürür çünkü ben kızını kaybetmiştir ve widmoreun da kızını kurtarmak için şansı olmamalıdır.
- locke zoeyu boğazını keserek öldürür.
- jacob, jack, hurley, kate ve sawyera gözükür ve neden adayları seçtiğini açıklar ve neden katein de olmadığını. jacob, kardeşini nasıl siyah dumana çevirdiğini anlatır ve onu öldürmesi gerekmektedir, bunun için de adayları belirlemiştir, çünkü siyah duman ölmezse adanın kalbi olan ışığı söndürecektir.
- jack, jacobın yerine geçecektir. bir ritüel gerçekleşir; jacob bir kaba su doldurur ve dua okur, sonra bu suyu jacke içirir ve ardından artık ikimiz de aynıyız der.
- sayid desmondı öldürmemiştir. ortada boş bir kuyu ve bir ip vardır.
- desmond beni flashsidewayste pataklar. ben dayak yerken flashlar görür.
- locke, jackin flashsidewayste omurgasını ameliyat etmesini kabul eder. bunun kaderi olduğunu kabul etmiştir.
- desmond, lockea çarpıp geçtiği gerçeğini açıklar.
- kate hapisten ana lucia ve hurleynin yardımıyla çıkar.
- desmond oceanic 815 yolcularının hepsini bir konserde bir araya toplayacaktır.
- richard siyah duman tarafından saldırıya uğrar. izleyen kişi onun yaşadığından artık şüpheli.
- ben sahte lockeu takip etmektedir artık.
- widmore lockea desmondın amacını fısıldarken yedek(failsafe) kelimesi duyulur.
- sahte locke, adayı yok etmekle ilgili niyetlerini açıklar
--spoiler--
değişik bir açıklama anlayışı getirmiştir hayatımıza.
--spoiler--
jacob'ın sayılara karşı özel bir ilgisi vardı
birbinizi öldüremezsiniz çünkü ben öyle ayarladım
--spoiler--
--spoiler--
her bir büyük sözlükteki yazarlara "bundan 6 sene önce bulutlu bir sonbahar akşamı, 815 uçağı düşerken biz bir efsaneyi izlemeye başlayacağımızın farkında değildik. yıllar geçtikçe gâh güldük, gâh ağladık, sawyer olduk, desmond olduk..." şeklinde duygusal basmakalıp entryler yazdıran dizi.
bir insanoğlu kurgu ürünü bir şeye bu kadar bağlanmamalı.
başarılı yapıt eyvallah. ben de hafta hafta takip ediyorum. ancak bu güne kadar, yok şuradan kutup ayısı gelmiş, yok bu süt şişesindeki amblem neymiş, efendim blackrock neyin alt metniymiş, heykelin neden sadece ayağı kalmış, kate neden candidate değilmiş, bilmem nerede 32 yazıyomuş, 108'in önemi neymiş, vs vs fiti fiti" diye hiiç mi hiç kafa yormadım. iyi de ettim. diğer dizileri nasıl izleyip üzerine düşündüysem bunun da üzerine o kadar düşündüm. abartmadım, çünkü o zaman sözlüklerde delice "looooost ulan, ulan hatch'deki simgeler hangi dilde bu ne demek ulan alllahsızlaaaaaaaar, submarine'in simgesel altmetni ne ulaaaaaaan" diye esra ceyhan'ın sabri bey'i gibi çığrınmakla bitiyor bunun sonu.
adamlar senin eline birkaç malzeme, biraz da detay veriyorlar, sen de oturup kafa patlatıyorsun, başlıyorsun frenzy yapmaya. başka işin mi yok len? otur izle işte efendi gibi. eminim dizinin senaristleri de her hafta çarşamba sabahından sonra spoiler sitelerinde bu zerzavatların çılgınca sıktıkları teorileri ve mitolojik bilgileri okuyup eğleniyorlardır. hatta bence diziyi çekerken kazandıkları paranın verdiğinden daha büyük bir keyif alıyorlar. adamların parmağında oynuyor bu lost fanları.
yahu bırak, adam cevabını vermiyorsa vermesin. bilmem kaç gün sonra bu dizi bitecek, "uuu güzel final yaptılar hacı, bikaç gün geçsin bi daha izleriz" deriz. biter. sonra belki bütün hikayeyi bilerek en baştan bi daha izleriz, zevkli olur. bundan öteye de gitmez topraam. gitmemeli. lost fanı olacam diye lost bitch'i olmamalı.
--spoiler--
bundan tam 6 sene evvel hiç haberimiz yoktu, içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk efsanesine tanıklık edeceğimizle ilgili. evet, içinde bulunduğumuz süreç önemli çünkü 'o' bitiyor. lost'un finaline sadece 7 gün kaldı.
bundan tam 1 sene önce yine benzer bir şekilde, 5. sezonu noktalamak üzereyken aynı zamanda 8 ilâ 9 aylık bir bekleyişe de hazırlanıyorduk. hatırlıyorum da hiç geçmeyecek sanıyordum o 'son' bekleyiş. ocak 2010 gelip çattığında bu sefer başka bir şey hâkim olmuştu bünyeme; 'bitiyor şaka maka' demiştim istemsizce.
şimdi yüzleşmek üzereyim bu gerçekle. 'y'all everybody'; biz, hepimiz çok kısa bir süre sonra yüzleşeceğiz bununla.
geçen sene demiştim ya az önce, evet geçen sene bu zamanlar yine koca bir sezonu bitiriyorduk ama şimdikinden çok farklıydı işte. aylar sonra yine kavuşacağımızı biliyorduk o'na; fakat bu sefer farklı. bitiyor işte. öyle sahiplenmişizki bir çoğumuza, tabir yerindeyse 'evlat acısı' gibi koyuyor bu uğurlayış.
ilk sezonu şöyle bir hatırlıyorumda, tam 24 saat içinde izlemiştim tüm bölümlerini. sadece yemek ve doğal ihtiyaçlar için verdiğim aralar dışında aralıksız, hiç gözlerimi ayırmadan, en ufak bir detayı bile kaçırmak istemeden, muhteşem bir keyif bombardımanı ile izlemiştim. claire kaçırıldığında charlie'yle ethan'ı öldürmek istemiş, charlie'yi ölümden döndürmeye çalışırken jack ve kate, onlarla beraber çaresizliğe düşmüş ve ardından charlie kendine gelince yine onlarla beraber sevinmiştim. boone öldüğünde sanki kardeşim ölmüş gibi hissetmiş, locke'un pişmanlığını an be an yaşamıştım. ambardan gelen ışık ile aynı locke gibi umutla dolmuş, danielle rousseau 'the others coming' dediğinde lostie'lerle beraber tedirgin olmuştum. kuyruk kısmındakilerin elinden kaçarak sawyer ve michael'ı sahilde görüp, 'mayka, sovya, adız adız adız' diye çakma bir ingilizceyle çığıran jin'e ve walt kaçırıldığı için her gördüğün kişiye 'where is my boy ?' , 'they took my son!' diye yırtınan michael'a eşlik ederken bulmuştum kendimi.
1. sezon finalinden sonra bekleyişlerimi hatırlıyorum da, o kapağın altında ne olduğunu öyle merak ediyordumki, yabancı sitelerde az mı fink atmamıştım. ekşi sözlük ve bilumum siteyi kolaçan ederken 'spoiler okuyup okumama' paradoksunu az mı yaşamamıştım...
derken 2. sezon gelip çattı ve desmond brada ile tanıştık. ah iyiki de tanıştık. tanır tanımaz favori karakterim oldu kendisi. ne arıyordu orada ? nereye gitmişti şimdi ? neden dışarıda hastalık olduğunu sanıyordu ? bir kardan adam diğerine ne demişti ? radzinsky kimdi ? o hiyeroglifler falan filan ne işti öyle ? yemeği nereden geliyordu bu adamın ? bla bla.
oryantasyon bölümü vardı bir de tabi, hemen hemen tüm lost fanlarınca en iyi bölümlerden biri olarak görülen. bir şeyler açıklıyormuş gibi yapıp bizleri daha çok meraklara gark eden. sonra jack ve locke arasındaki gidip gelmeler, çatışmalar. inanç mı bilim mi ? jack mi locke mu haklı ? nedir bu rakamların sırrı ? ya paraşütle yemekleri kim gönderdi ? kafayı yemek üzeremiyim ? gibi heyecan verici gelişmelerin içinde debelenirken daha da büyük bir tilki gelip girdi beynimizin içine: bingo! henry gale tabiki. ve sayid'in o'na yaptığı işkenceler elbette...
sonra lockdown bölümü... henry gale için içten içe yükselmeye başlayan 'ya doğru söylüyorsa, ya masumsa' çelişkisi... bu çelişkiye düşmeyen beri gelsin!
biz lostseverler, birbirimizi tanımıyorduk ama başka coğrafyalarda, belkide yan bloktaki apartmanda; lost sayesinde benzer hislerin ortasında bulduk kendimizi. derin hüzünlere boğulduk kimi zaman, çoğu zaman merakla kavrulduk, bir sonraki bölümü iple hatta halatla falan çektik. sawyer'ın taktığı lakaplarda, hurley'li sahnelerde şen kahkahaların mümessili de olduk elbet.
hatta öfkemizi de kustuk birbirimizden gayrı; michael'a hepimiz 'allah belanı versin senin!!!' diye beddua ettik mesela, beyefendi ana lucia ve libby'i öldürdükten sonra.
...ve 3. sezon. dharma'dan sıyrılıp biraz da others'a misafir olmaya başladık. şahsi kanaatimce dünyadaki en güzel gülüşe sahip insanlardan biriyle, juliet'le tanıştık. benjamin'i daha yakından tanıdık, tanıdıkça zekasına hayran kaldık. (ve aslında michael emerson'un oyunculuğuna)
ah neredeyse unutuyordum ya, kara duman ağabeyimizden hiç sözetmedik! onsuz olur mu hiç ? kulaklarını çınlatalım azcık. daha ilk gün pilotu katleden duman ağabey mr.eko'yu katlederken hangimiz 'neden ?' diye sormadık ? mr.eko ölmeden önce john'a 'sıradaki sizsiniz' dediğinde hangimiz paniğe kapılmadık ?
herhalde lost tarihinde tek büyük hata olan nikki ve paulo gibi arkadaşların 1 bölümlük ve gereksiz maceralarını hatırlıyorsunuzdur. *
..derken esas hikayeye dair ipuçları da gelmeye başladı 3. sezonda, jacob adını yavaş yavaş duymaya başladık. 3. sezonun 20. bölümünde klübede yaşadıklarımızdan sonra tırsmadıysak lost tarihinde hiç tırsmamışızdır. *
desmond brada 'you gonna die charlie' dediğindeki korku. ah o panik. mikail bakunin denen 9 canlı arkadaşın 3. sezon finali olan 'Through the Looking Glass' bölümünde yaptığını söylemiyorum bile. charlie eline 'not penny's boat' yazıp hakkın rahmetine kavuştuğunda gözyaşlarınızı tutabildiniz mi ? yalan söylememin bir âlemi yok; ben tutamamıştım...
4. sezonda flashback kavramına flashforward'ı da ekleyip yolumuza devam ettik. adaya gelen naomi, faraday, miles, charlotte ve frank ile biraz olsun lostie'lerimizin adadan kurtulma umutları doğarken ben üzülüyordum 'kurtulmayın be dizi bitecek!' diye. *
sonra keamy ve tayfası... alex ve annesinin ölümü... zamanında michael'a edilen bedduaların bu kez keamy ve dolaylı yoldan widmore'a iletilmesi...
elbette 4. sezon 5. bölüm - the constant. desmond brada ve penny'nin efsane bölümü. yoğun duygu seli...
ardından horace'in ormanda ağaç keserken locke'un rüyasına girmesi, benjamin'in locke'u it gibi kıskanması *
ne bileyim, finalde sawyer'ın helikopterden atlaması, kate'in arkasından bakışı, havaya uçan gemi, jin'i öldü sanıp yırtınan, daha sonrasında işi benjamin'i öldürmek için widmore ile anlaşma yapmaya kadar götürecek bir adet sun...
4. sezon sonrasını hatırlıyorum da az teori üretmemiştik, faraday ve botundakiler nerede diye. *
doğru ya, hadi beni, bizi boşver; kaç tane teori yazıldı çizildi, ne kadar kafa patlatıldı yahu bu dizi için ?
neyse, gelelim 5. sezonumuza. sayısız bölüm çıplak gezecek bir adet sawyer, parlamalar, jughead, parlamalar, elliot'un 20 yaşındaki halinin faraday'e 'you just couldn't stay away, could you' demesi, parlamalar, zamanda gidip gelmeler, parlamalar, charlotte'un 'this place is death' demesi, parlamalar, locke'un richard'la 1950 yılında görüşmesi, ardından richard'ın ormanın içinden çıkıp gelip locke'a yardım etmesi, parlamalar ve yine parlamalar... *
finale geldiğimizde nihayetinde jacob'u gördük! bölüm öncesinde jacob'u göreceğimize dair aldığımız spoiler'ların dayanılmaz heyecanını hatırlatmama lüzum var mı bilmiyorum.
ve şimdi, tapınak, man in black, widmore falan derken her şey bitmek üzere ve biz buna henüz hazır değiliz. bize yeni diziler öneriyorlar, biz yeni diziler istemiyoruzki. yerine bir şeyler koymak istiyorlar lost'umuzun ama biz kabul etmiyoruz. çünkü o şu an hâlâ tanığı olduğumuz bir fenomen ve biz onu hakettiği gibi uğurlamak istiyoruz.
o kadar çok şey yazmak istemiştim ki aslında, ama yazı kendi kendine bu hâle geldi. yazarken tekrar yaşadım tüm sahneleri, sanırım lost hakkında veda yazısı yazmak çok kolay değil ya da ben çok duygusalım. *
son olarak bu yazının bir yere bağlanması çok olası değil ama illâ bir yere bağlayacak isek şuraya bağlayalım;
başka bir hayatta görüşmek üzere! belki paralel bir evrende. *
edit: bu yazıyı nessima'da okuyanlar olmuş. normaldir. peki orada bu yazıyı kim yazmış bakın bakalım diyeceğim ama haftaiçinde hosting firması 2 yıllık veriyi kaybettiği ve nessima yeniden düzenlendiği için diyemiyorum. nessima'da da ben yazdım zaten, öyle diyeyim azizim.
--spoiler--
lost u hiç izlememiştim.
flashforward da kanguru nedir diye araştırırken lostta kutup ayıları olduğunu öğrendim.
sonra arkadaşıma kutup ayılarının sırrı ne diye sordum daha belli değil dedi.
yuh dedim 6 sezonda halen belli değil mi diye sorduğum da daha hiçbirşey bile belli değil dedi.
lost senaristlerini tanımıyorum. lost ne onu bile bilmiyorum. sadece ilk bölümü izledim ve muhtemelen lostun sonu ilk bölümde saklıdır.
ilk sahne. bir adam gözünü açıyor. sağına soluna bakıyor. sonra üzerine köpek koşuyor.
adam yerinden doğruluyor. cebine elini atıyor ve ufak bir şişede alkol gözüküyor.
adamın kravatı bozulmamış. üstü tertemiz. biraz yarası var sanıyorsam. yeterli bir hızda sahile doğru koşuyor ve uçak kazasını görüyor.
bu adam kimse alkolik ve bütün bu olanlar bu adamın kafasındaki bir kurgu. final budur sistem budur. fuck the system.ç
--spoiler--
spoiler falan değil bildiğin önümüzdeki bölüm olacaklar:
--spoiler--
sideways jack wakes up with the familiar blood stain on his neck and goes to eat breakfast with david. david makes sure jack is going to his concert that night and jack says he would be and inquires if david... see mores mom will be there. jack gets contacted by oceanic telling him his fathers casket was located, but it turns out its actually desmond on the phone. on the island, jack patches up kates shoulder and kate laments that locke killed jin and sun and that they have a daughter, one that jin will now never see. kate says that they have to kill locke and jack agrees. jack says that if locke wants desmond, they need to get to him first and they (kate, jack, hurley and sawyer) head off to the well to retrieve him. in sideways world, desmond watches from his car as locke gets out of his van; his first day back at school after being run down. in a similar situation des starts the car and seems poised to run locke down again until ben interrupts him and stops him. des gets out and says he wasnt trying to hurt locke, but help him. ben asks how and des starts punching him; at which time ben begins to have flashes of his other life. on the mend in the nurses office, locke arrives to check on ben and ben tells him the story as locke calls the police. ben stops him and says that he believes desmond when he said he was trying to help. alex meets up with ben outside the school and invites to drive him home with her mom. at first ben declines, but then a cleaned up and non crazy rousseau insists. back at their house after dinner, ben asks danielle what happened to alexs father. she says he died when she was 2 and muses that is why alex has taken to ben so much; he has an interest in her and believes in her and is the father she never had. ben gets misty from hearing this.
back on the island, richard, miles and ben are heading to bens house to get his stash of c4 to blow up the plane. while there, zoe and widmore arrive. widmore explains that after the freighter was blown up, jacob visited him and explained what he must do. widmore orders zoe to go sink their boat and she leaves. widmore explains that he brought desmond to the island because of his immunity to electromagnetism. zoe calls up on the walkie explaining that locke has arrived on the island. widmore orders her to return and when she is on her way widmore says they all need to hide in bens closet. miles leaves on his own while ben and richard decide to confront locke; thinking they can either buy time or get him to leave. with widmore and zoe in the closet walk outside. the black smoke slams into richard and tosses him into the woods. ben sits and locke approaches and says that there are some people hed like ben to kill and in exchange, ben can have control of the island after locke leaves. ben accepts and tells him that widmore and zoe are in his closet. locke promptly slices zoes throat and tells widmore that if he tells him what he wants to know he wont kill penny when he leaves the island. at first widmore doesnt seem to trust him, but relents and tells him of desmond. when locke asks why desmond, widmore doesnt want ben to hear. ben turns around and he whispers inaudibly into lockes ear. suddenly widmore is shot numerous times by ben, with ben explaining that he (widmore) shouldnt have the opportunity to save his daughter and then asks locke if there are others he wants him to kill.
in the woods, young jacob appears to hurley and demands his ashes from hurley. he takes them and runs away and hurley gives chase, and comes upon adult jacob in the woods around a campfire. hurley brings jack, kate and sawyer to jacob, who they can now see and communicate with. jacob explains that he made a mistake when his actions made his brother into the smoke monster and he knew that eventually hed find a way to kill him; so the candidates have been his preparations for his eventual demise. and that protecting the island is what the others have all died for. he says that he must have a successor before the fire burns out; once it does, he is gone for good and it would be very bad if there isnt someone to take his place. sawyer complains that his life was fine before jacob brought them there, but jacob interjects that they were all lost, lonely and broken, like he was. kate asks why she was crossed out and jacob explains that its just chalk on a wall, he crossed her out because she became a mother and the job is still open if she wants it. no one accepts at first, until jack stands and says this is what he was meant to do and accepts the job. jacob explains that the light is the heart of the island and is what must be protected from extinguishing; which is what mib wants to do. jack asks if theyre supposed to kill him (mib) and jacob says that he hopes they can. jacob gets a cup from jack, says a prayer to the water and gives it to jack to drink; when he does, jacob says now we are the same.
in sideways world, locke goes to jack and explains that maybe fate is what cause his accident and maybe jack is supposed to fix his spine. jack accepts (after the uttering of a few familiar phrases).
on the island, locke and ben reach the well to see that des is not there. ben asks what it was that widmore said to him about desmond. he says that des was jacobs failsafe in case all of his candidates were killed; but that desmond will be useful to locke now because desmond can do what locke has never been able to do, destroy the island.
--spoiler--
şimdi, '' 6. sezon 15. bölümde her şey açıklandı mis gibi oldu, kafamda hiç soru işareti kalmadı kiie:))'' diyen çükübiklere ve erman toroğlu düdüklerine birkaç bi şey hatırlatmak istiyorum.
--spoiler--
geçen bölümlerin birinde en baştan beri katil, kaçakçı vs. olarak bildiğimiz sawyer'ın ve yanındaki jet lee kılıklı ibnenin aynı büroda çalışan polisler olduğunu öğrendik. sadece bir bölümde gösterdiler bunu. fakat bu jet lee, adaya geldiğinde sawyer'la birbirlerini tanımıyorlardı. neden? ayrıca tek soru da bu değil.
--spoiler--
yok lan yok her şeyin sırrını verdiler dimi? sieee.
kara duman deccal ve ada mesihini arıyor. deccal bir ada da ve zamanı gelince çıkmasını bekliyor. bu konu deccal isimli kitapta hristiyanlık inancında geçiyordu. bu aralar hristiyanlık aleminde moda olan mesih ve deccal konusuna baglanacak ve dizi böylece bitecek. kara duman deccal ve mesih aranıyor.
(bkz: #7998177) no'lu entry'mde çok da diziye etki etmeyen bi hatayı sizle paylaştım. devamlılık hatası deyip, geçebileceğimiz bi şeydi.
ama s06e15'de yakaladığım hata, bence dizinin bitmesine 2 bölüm varken ve koca 6 sezonu biz milyonlarca insana tatmin edici bi şekilde sonlandırmak isteyen senaryo ekibine yakışmamış, kelimenin tam anlamıyla sıçıp batırmışlardır.
bildiğiniz gibi dizinin bitmesine haftalar kala hepimiz artık soruların ve gizemlerin cevaplarını bekler olduk. hem de bunu 6 sezondur takip eden izleyicileri tatmin edecek bir şekilde yapmaları da gerekliydi. neyse lafı uzatmiyim... 15. bölümde neler öğrendik ve neler gördük. gelin bi daha hatırlayalım ve büyük sıçışı yakalayalım beraber...
--spoiler--
jacob ve kardeşi doğar. adadaki anne (bundan sonra üvey anne diyeceğim kendisine), claudia çocukları doğurduktan hemen sonra, onu öldürür. ve çocukları öz anneleriymiş gibi yetiştirir. çocuklar ilk kez adada kendinden başkaları oluduğunu gördüklerinde, üvey anne onları ışığa götürür. kendisinin bu ışığı koruduğunu, zamanı gelince de çocuklardan birinin bu görevi devralacağını söyler. bu sırada da, anlatmaya başlar. çocuklarına "kimsenin onu bulmaması lazım" der. bunu derken kendisinin claudia ile konuşmasında "ben de senin gibi kazayla geldim bu adaya" der. yani aslında durumu onunla eşittir. en azından ilk adaya düştüğünde... sonra çocuklara "bu ışıktan her insanda biraz var ama onlar hep daha fazlasını isterler. ve ışık burdan bi kere giderse, her yerden gider, bu yüzden onu korumalıyız" der.
sonra jacob'ın kardeşi öz annesini görür. annesi onu diğer insanların yanına götürür. adanın dışında da yaşam olduğunu söyler. neyse uzatıyorum lafı... üvey anne çocuklara ne dio??? "insanlar kötüdür, bencildir. gelirler, yıkarlar, yakarlar, öldürürler!"
e, peki sen n'aptın kadın! ışığı; gelip, yıkarak, yakarak, öldürerek sahip olacaklar diye bencil insanlardan korumak adına, tam da o kötü sıfatları sıraladığın insanlara dönüştün ve onlar daha bu sıfatları hakedecek hiçbi şey yapmamışken, sen onları/onların köyünü yaktın, yıktın ve hepsini öldürdün! ve bunu ışığa zarar verip vermeyeceklerini daha anlamadan, sırf kendi bencil çıkarların için yaptın. bütün sarfettiğin kötü yakıştırmalar, bence haketmeyen insanlara yaptığın katliamla sana geri döndü. amaçlarının ne olduğunu bile öğrenemedik o ölen insanların. ışığı bulduklarında ne yapacaklarını göremedik.
şimdi kim yaktı, kim yıktı, kim öldürdü, kim bencilce davrandı!??
bu da yetmediği gibi, bunu yapmak adına üvey evladına zarar veriyorsun, sonra kurtulan o evlat gelip seni öldürüyor, sonra da kardeş kardeşe kıyıyor. ve hala bizim "kötü, yakıcı, yıkıcı, bencil" insanların varlığına inanmamızı bekliyorsun. yavaş yerler yaş anacım. anacım sana söylüyorum, senarist sen anla!
--spoiler--
sayın senaristlere selam ederim.
615 ile iyi ve kötünün de göreceli olabileceğini gösteren ve gözlerimiz önünde bitip gitmekte olan dizidir.
615'in başında karaya vuran kadıncağızı iyileştirip doğurtan gerzek karı, kendisine "sen nasıl geldin ki buralara" diye soran şabalak deniz kızına "cevapladığım her soru yeni bir soru doğuracak" diye cevap vererek yarmıştır.
bizim dizi senaristleri olsa sadece bu olaydan 6 sezon çıkarırlardı.
aptal ya daa salak biri değilim. çok iyi film izleyicisiyimdir ve olayları çözmekte başırılıyımdır. hatta yıllık iznimi 5 sozununa ayırdığım bu dizide kaçırdığım çok az şey vardır. lanet dizi final sezonuyla yıkıyor ki sormayın. beynimin içi mikser gibi oldu yemin ederim.