(bkz: #7998177) no'lu entry'mde çok da diziye etki etmeyen bi hatayı sizle paylaştım. devamlılık hatası deyip, geçebileceğimiz bi şeydi.
ama s06e15'de yakaladığım hata, bence dizinin bitmesine 2 bölüm varken ve koca 6 sezonu biz milyonlarca insana tatmin edici bi şekilde sonlandırmak isteyen senaryo ekibine yakışmamış, kelimenin tam anlamıyla sıçıp batırmışlardır.
bildiğiniz gibi dizinin bitmesine haftalar kala hepimiz artık soruların ve gizemlerin cevaplarını bekler olduk. hem de bunu 6 sezondur takip eden izleyicileri tatmin edecek bir şekilde yapmaları da gerekliydi. neyse lafı uzatmiyim... 15. bölümde neler öğrendik ve neler gördük. gelin bi daha hatırlayalım ve büyük sıçışı yakalayalım beraber...
--spoiler--
jacob ve kardeşi doğar. adadaki anne (bundan sonra üvey anne diyeceğim kendisine), claudia çocukları doğurduktan hemen sonra, onu öldürür. ve çocukları öz anneleriymiş gibi yetiştirir. çocuklar ilk kez adada kendinden başkaları oluduğunu gördüklerinde, üvey anne onları ışığa götürür. kendisinin bu ışığı koruduğunu, zamanı gelince de çocuklardan birinin bu görevi devralacağını söyler. bu sırada da, anlatmaya başlar. çocuklarına "kimsenin onu bulmaması lazım" der. bunu derken kendisinin claudia ile konuşmasında "ben de senin gibi kazayla geldim bu adaya" der. yani aslında durumu onunla eşittir. en azından ilk adaya düştüğünde... sonra çocuklara "bu ışıktan her insanda biraz var ama onlar hep daha fazlasını isterler. ve ışık burdan bi kere giderse, her yerden gider, bu yüzden onu korumalıyız" der.
sonra jacob'ın kardeşi öz annesini görür. annesi onu diğer insanların yanına götürür. adanın dışında da yaşam olduğunu söyler. neyse uzatıyorum lafı... üvey anne çocuklara ne dio??? "insanlar kötüdür, bencildir. gelirler, yıkarlar, yakarlar, öldürürler!"
e, peki sen n'aptın kadın! ışığı; gelip, yıkarak, yakarak, öldürerek sahip olacaklar diye bencil insanlardan korumak adına, tam da o kötü sıfatları sıraladığın insanlara dönüştün ve onlar daha bu sıfatları hakedecek hiçbi şey yapmamışken, sen onları/onların köyünü yaktın, yıktın ve hepsini öldürdün! ve bunu ışığa zarar verip vermeyeceklerini daha anlamadan, sırf kendi bencil çıkarların için yaptın. bütün sarfettiğin kötü yakıştırmalar, bence haketmeyen insanlara yaptığın katliamla sana geri döndü. amaçlarının ne olduğunu bile öğrenemedik o ölen insanların. ışığı bulduklarında ne yapacaklarını göremedik.
şimdi kim yaktı, kim yıktı, kim öldürdü, kim bencilce davrandı!??
bu da yetmediği gibi, bunu yapmak adına üvey evladına zarar veriyorsun, sonra kurtulan o evlat gelip seni öldürüyor, sonra da kardeş kardeşe kıyıyor. ve hala bizim "kötü, yakıcı, yıkıcı, bencil" insanların varlığına inanmamızı bekliyorsun. yavaş yerler yaş anacım. anacım sana söylüyorum, senarist sen anla!
--spoiler--
sayın senaristlere selam ederim.