din ve devlet işlerini birbirinden ayırma kavramı da olsa halka dini özgürlüklerini kısıtlamakla kesinlikle işlemeyecek durumdur. demokrasinin temelinde yatan din özgürlüğünü hiçten sayarak laiklik sağlanmış olmaz. daha çok din özgürlüğünü tanıyıp ne bir üstünlük ne de bir negatif ayrımcılık yapılmasıdır laikliğin temel kuralı.
Bir müslüman için en yararlı ilkedir.bozulmuş siyaset ortamı içinde dinimin o kirli, yalan söyleyen ağızlarda kirletilmesi bir müslüman olarak beni, seni rahatsız etmeli bu yüzden bu ilke bir dine gösterilicek en büyük saygıdır.
yaratıcının yönetim işleriyle ilgili hükümlerini bir kenara bırakıp insanların kendi akıllarıyla ürettikleri ilkeleri benimsemesidir.
böylece hangi dine inanırsa inansın insanlar devlet nazarında eşit olacaktır. özgürce dini vecibelerini yerine getirebilecekler tabi oldukları yargı sistemine göre yargılanacaklardır.
inançtan önce insan faktörü ön plana alınır ve kimse giyim tarzı ya da yaşama tarzından , bulunduğu cemaatten dolayı aşağılanamaz.
modernlik adı altında din ve dindardan soğutma çabaları diğer insanların inanç alanına saldırmaktır ve buna karşı devlet yetkisini kullanmalıdır. devlet dinsizdir, insanların kendince inancı ya da inançsızlığı vardır devlet bu insanların inanç şekillerinin hepsini garanti altına alır.
dinine göre yaşamak, yargılanmak isteyen insanların önüne engel koymamalıdır. laiklik gerçekten samimi uygulansa şayet çoklu hukuk sistemi gibi şeylerin gündeme gelmesi gerekirdi.
laiklik mevcut dünyada dinleri kontrol altına almak, din dışı fikirlere özellikle özgürlük alanı sağlamak, dinlerin hakir görülmesini ve modern hayat tarzı denilen hayat tarzının bir şekilde dayatılmasını sağlamaktadır.
mevcut hali ile en laik ülke malezya gibi ülkelerdir.
laiklik adı altında inancın mevcut yaşamdaki uygulamalarından bile rahatsız olan koyu laisizm yanlısı insanlar devlet ilkesini kendi vicdanlarına taşıma saçmalığıyla içinde bulundukları dini sulandırmayı, dinini her şeyin, değerin önüne alan insanlara da kendi anlayışlarını dayatma sevdalısı çelişkili insanlardır.
dinde samimi olmamakla suçlanan dini hassasiyetleri olan insanlar yerine kendilerinin laiklikte samimi olmadıkları aşikardır.
bir inanan allah'ın emir ve yasaklarınca yaşamak, yargılanmak ve öylece ölmek istiyorsa laiklik adına bunu engellemek doğru mudur? hani her dine eşit mesafe??
şeriat adı altında inancı bozuk insanları zorla kalıba sokma çabası da anlamsız. o insan allah'ın hükümlerini kendi aklından değersiz gören bir insan ise zaten inancı tahrip olmuş biridir, bu insana neden zorla bir şeyler dayatılsın. kendi hükümlerini hak etmeyen insanlara allah böyle bir nimeti neden versin? şeriat adı altında eski alimlerin bir takım katı görüşleriyle kur'an merkezli olmayan bir yaklaşımla yapılabilecek yanlışlıkların hesabını da iyi düşünmek gerekir.
velhasıl laiklik tüm dünya da içi boş bir kavramdır. laiklik adı altında dinler değersizleştirilip yerine ortak akıl evrensel akıl denilen ilkeler konularak ipini koparan çılgın at gibi nefsaniyetin şahlandığı bir dünya alıp yürümektedir.
kimseye zorla bir şey dayatma taraftarı değilim, kimsenin de kimsenin dini inancını aşağılaması taraftarı değilim. bir müslümanın allah'ın hükümlerini bireysel mana da hayatına aksettirmesini ve hukuk alanında da allah'ın hükümlerini her şeyden üstün tutmasının gereğine inanıyorum. yalnız zedenlenmiş inançlar taşıyanlara zorla dayatmak da istemem bu hukuku. o insan kısmen iman eden birisi.
zaten türkiye'de dinden korkma nedeni bu... gerçek islam ile birlikte anlaşılan allah'ın hükümlerini reddetmenin imanı zedelediği gerçeği karşısında insanların çoğunluğunun çelişkiden sıyrılması korkusu.
oysa özgürlük denilen yalan düşünce de belli bir sınır çizilerek olamaz. samimi özgürlük yanlısı insanlar iseniz diğer insanların hakaret ve şiddet içermeyen her fikrine öcü gözüyle bakamazsınız.
sizin yalancı özgürlük anlayışınızdan da laiklik anlayışınızdan da allah'a sığınırım.
mesela almanya da olmayan ilkedir. kiliseler burnunu her yere sokabiliyor ve hristiyan demokrat parti gibi yillardir ülkeyi yönetmis bir partiye sahipler. laiklik yerinde kullanildiginda en güzel yönetim biciminin temel kaynagi olur. kimse ne dininden olur ne de bu sekilde yönetilen ülkeleri ( japonya, uruguay, türkiye vs) yobazlar basar.
son okudugum haberlere göre kaldirilmasi hedeflenen ve yerini baskanliga birakmasi istenen yönetim durumu. fakat laiklik tanimlanmasi kisiden kisiye degistigi icin de iyi mi kötü mü birsey oldugu henüz saptanamamistir. sunu kesinlikle söyleyebiliriz ki; laikligi din ve devlet islerini ayirmaktir diye tanimlayacak olursak ve laiklik kaldirilirsa; emin olunmalidir ki hem o ülke icerisinde hem de dis ülkelerden devlet sevilmeyecek ve o devlete mensup olan halk da ayni sekilde diger toplumlardan dislanacaklardir.
din ve vicdan hürriyetini koruyarak inanç farklılıklarının düşmanlığa dönüşmesini engelleyen ilke anlamına gelir.
bunu dinsizleşme olarak algılayan bazı insanlar günümüzde mevcuttur.
gençliğe hitabe ayet midir ki değiştirilemesin ya da peygemberi koruyacak hiçbir yasa yokken atatürk neden korunuyor söylemlerinin rahatça yapılabildiği bir ülkede adından çok da bahsedilmemesi gereken bir ilkedir. tanısak severdik, göremedik.
yıl 2012. laikliğin anlamının defalarca daha tekrarlanması lazım ki öğrenilsin. din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına laiklik denir. Türkiye'de olmayan. Türkiye laiktir naraları atılıyor. mecliste dinle ilgili konuşmanın işi ne? halkın dindarlığıyla ya da dindar olmamasıyla bağlantısı ne? sorular genelde hep cevapsız kalır.
laiklik kelimesinin türkiyede bir çok anlamı ve kişiden kişiye değişen bir çok tanımı bulunmaktadır. Türkiyede laiklik, Ahmet'e, Mehmet'e, Hasan'a, Hüseyin'e göre değişir. Mesela Türkiyede baş örtüsü laikliğe aykırıdır, baş örtüsü moda olarak takılırsa aykırı değildir (Kemal Kılıçtaroğlu). Türkiye laik bir ülkedir ancak laikliğin gerçek anlamını bilen kişi sayısı fazla değildir.
Sen biliyormusun diye soracak olursanız hayır ben Türkiyedeki laikliği değilde fransadaki lailkliğin tanımını biliyorum. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ilk bakışta dinsiz devlet anlamına geliyormuş gibi görünsede aslında bu kelimenin açılımını türkiyeye göre uyarlarsak. Diyanet kendi kanununu kendi yapar devlet kendi kanununu kendisi yapar yani diyanet işleri devletten bağımsızdır anlamında kullanılan bir kelime. ikinci anlamı herkes inancında özgürdür, hiç kimse kendi inancını başkasına kabul ettirmek için şiddet kullanamaz.
lozan barış anlaşmasının 37. maddeden 43 . maddeye kadar 5 maddeyi okuyun. türkiyedeki azınlıklara hangi haklar tanınmış bakın
türkiyedeki müslümanlarda bu haklar tanınmışmı.
müslüman çoğunluklu bir ülkenin yaşanası bir yer olması için tek çaredir. yoksa "din" emreder yüzünüze kezzap yersiniz, eliniz kolunuz gider, sevgiliniz var diye ulu orta idam edilirsiniz veya yarıya kadar toprağa gömülür insanlıktan çıkmış yaratıklarca taşlanırsınız.
laiklik din ile sair sosyal kurumların devlet nazarında ayrı tutularak; vicdani bir müessese olan dinin yine bireylerin vicdanına emnaetidir. düşünsel temellerini descartesin kartezyen felsefesinde bulan laiklik liberal düşünceyle din ve vicdan hürriyetinin garantörü haline gelmiş ve demokratik rejimlerin vazgeçilmez bir niteliği olmuştur.
ancak laiklik hiçbir zaman dinin devlet tekeline alınması anlamına gelmez. ayrıca anayasamıza göre dini hizmetlerin ve ibadet yerlerinin temininin devletçe sağlanması da laikliğe aykırılık olarak yorumlanamaz.