din sömürüsüyle siyaset yapılmasın ilkesidir. temelinde din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması yatar. son zamanlarda 3-5 beyinsiz ergenin dilinde sevişmek, laikliğe vücut kazandırmak gibi saçma durumlarda sıkça adı geçmiştir. laiklik in ne olduğunu anlamayan ergenlere mi acımalı yoksa içine düştüğümüz duruma mı?
herkesin dinini özgürce yaşamasının güvencesidir.
dini bireye bırakır.
allah'la kul arasına girmez.
kısacası dini kullanmaz.
dinsizlik değil, kişilerin dini yaşama biçimlerine saygıdır.
devlet işleri ile dini işlerin birbirinden ayrı olması durumudur. bir başka deyişle insanların özgürce din seçimlerini yapabilmesi ve ibadet etmesine olanak sağlar. mustafa kemal atatürk'ün en güzel ve en anlamlı ilkelerinden biridir.
Kesinlikle dinsizlik değildir, insanların din ve vicdan özgürlüğüne sahip olmasıdır.Başartülü insanlara örümcek kafalı dememektir, yada Hristiyan'a,Musevi'ye gavur dememektir.Onları seçimlerinden dolayı yargılamamaktır.
laiklik
-din ve devlet işlerini bir birinden ayırdığı gibi
-kişilerin dini inançlarına uygun şekilde ibadet etmeleri, giyinmeleri ve yaşamalarınada bir sınır getirilmemesini kapsar.
günümüzde kısmen uygulanabilen ilke. laiklik demek dini, inanç ve giyim tarzına saygı göstermek gibi konulardan oluşur fakat ülkemizde bu ilke bazı kişilerin oyuncağı haline gelmiş bulunmaktadır.
Atatürk ilkelerinden biridir. anayasamıza 1937 yılında girmiştir. ilköğretimden bu yana öğretilen tanımı: din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması. ama bu yıllarca yanlış anlaşılmaktadır. devletin dini olmaz doğrudur ama insanın dini vardır. laiklik dinsizlik demek değildir.
din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır, ayrı ayrı yürütülmesidir.
bakalım türkiye laik bir ülke mi şu anda?
din türkiyede devlet işlerine karışmıyor, ilk ayak geçildi.
peki devlet din işlerine karışıyor mu? bu sorunun cevabını bulmak için türkiyede din işlerini hangi makamın yürüttüğüne bakmak lazım.
diyanet işleri başkanlığı.
nereye bağlı?
iç işleri bakanlığına.
yani?
din işleri devlet onayından geçiyor,
yani?
dini devlet yönlendiriyor.
bu durumda türkiye laik değildir. devlet dinden ayrıdır ama din işlerini devlet yönetmektedir. evet, türkiye laik bir ülke değildir.
dış ülkelere, mesela avrupaya baktığımızda avrupada ki ülkelerin tam laik olduğunu görüyoruz çünkü din işleri devlete bağlı değildir vatikan'a papalığa bağlıdır. din işlerini vatikan yönetir.
müslüman dünyasında papalık makamının muadili bir makam var mı yada var mıydı?
şu an yok, eskiden bu makam vardı, bu makamın adı da hilafet yani halifelikti. hani şu yavuz sultan selimle bizlere geçen makam.
avrupa da her ülke bu makamı elinde tutmak istemiş, çözüm olarak vatikan adında nüfusu 700 kişi olan bir ülke uydurulmuş ve bu bağımsız minnacık ülke avrupada hristiyan dünyasının din işlerini yönetmeye başlamış. avrupa vatikanın din ile ilgili verdiği hükümleri geçerli saymış ve böylece tam laik olabilmiş durumda.
tam laik olabilmek için neden müslüman dünyasında papalık makamının muadili olan bir makam yok demek lazım bu durumda.
eğer ki bu makam türkiye de olsaydı bunun ekonomik girdisi de korkunç boyutlarda olurdu.
bu durumda papalık makamının muadili olan hilafet makamının kaldırılmasının bir hata olduğunu görebiliriz.
tam laik olabilmek için devletin din işlerinden ayrılması gerekli. adına hilafet diyelim yada bir başka makam diyelim laikliğin teminatı olarak böyle bir makama ihtiyaç var.
bu sayede dinle ilgili önüne gelen hüküm veremez, kafasına göre konuşamaz, insanları yanlış yönlendiremez.
laiklik düşmanları da bu buhrandan faydalanamaz böylece.
şakirt tayfanın atatürkçü, kemocan, laik izmirli, mini etekli, orospu diye saldırdığı şey.
sözlükte 3. sezona varıcam, anlatamadım, laik insan yoktur. laiklik devlete ait aslen elzem bir kavramdır. bu teknik ayrıntıyı anlamayı sözlükten beklemek fazla ise ben hatalıyım.
ama osmanlı bile laik bir sistem üzerinden yürüdü. tüm inançlara eşit mesafede durdu. hatası şu idi; tüm ticareti gayrimüslimlere serbest edip ırken türk olanlara bunları yasaklayıp asker, çiftçi etmesi. bu durum bizi yüzyıllarca süründürdü ve halen. ayrı tartışma konusu. uzunca incelenmesi gerek.
ne komik di mi? osmanlı hayranı dinciler laiklik üzerinden türklere saldırırken biz ki binlerce yıldır osmanlı dahil bu ülkeleri taşımış türkler laiklik üzerinden suçlanıyor.
bir daha yazıyorum; laik insan olmaz laik devlet olur. ama illa ki kaşınıyoruz diyorsanız insanlık tarihi uzun be.
ve artık güçsüzleşmesiyle, bazılarına göre hiç olmamasıyla , içinin boşaltıymasıyla siyasiler arasında
''dindar nesil yetişreceğiz'' diyenler
ya da '' ben aleviyim ne olacak'' diye diyenlere aklmıştır!..
atamız ''din ve nezhepler siyaset alanında kullanılmaz'' derken!...
demokrasi'den ne anladığınızla alakalı bir inklaptır.
*çoğunluğun sesinin olması gerektiği bir ülkede ise yaşama isteğiniz evet yersiz bir inklaptır.
*azınlıklarında bu ülkenin bir parçası olduğu düşüncesi ile tamamen özgür bir toplum istiyorum diyorsanız olmazsa olmanızdır.
isteyenin istediğine inanmasına imkan veren bir düşüncedir laiklik. alevilerinde, ateistlerinde, hristiyanlarında, yahudilerinde inançlarının çoğunlukta olan sünni toplumunun vicdanına bırakmamaktır. yoksa isterlerse çocuklar isterlerse ilk arapça ile konuşmaya başlasınlar umurumda değil.
din eğitimi ile bozulmayan oluşum.
zira en kral laik ülke olan fransa ve ingiltere ye bakın. ilk 10 derste ne var? din dersi! hemde kaça kadar. lise son! türkiye de nasıl? aynı... ee sıkıntı nerede? sıkıntı çakma solcularımızın din lafını duydumu travma geçirmeleridir. bunların ustaları(duvar) iyi eğitememiş herhalde. gizli gizli yapmaya çalışmaları lazımdı. alenen din düşmanlığı ile dondan fırlamış gibi niyetleri dökülüyor ortaya.
nedendir bilinmez. küçükken "seni lenin yapıcam" diye kötü şeyler karşılığı kandırılmış olabilirler.
ateistlerin hala haberdar olmadıkları (eğitimsizliktendir) mevzudur ayrıca.
hala dine ve dinini yaşayanlara karşı saygı duyamazlar. ben ateistim diye coşup tüm müslümanlara , islama , peygambera ana - bacı söverler.
ben ateistim diye ortaya çıkan bir insana 'Allah yarattı' demeyip her türlü söven sözde müslüman kardeşlerimizin hala haberdar olmadığı inkılaptır. türkiye laik bir ülkedir, yani kimsenin din ve vicdan hürriyetine karışılamaz.
devletin tarafsız olmasıdır. bu tarafsızlık din ve vicdan özgürlüğünün varlığı bakımından temel şarttır.
laikliğin bu şekilde tanımlanması süreklilik arz eden anayasa içtihatlarındandır.
cumhuriyetin tarafsızlığını dinin devlet işlerinde egemen ve etkili olmaması şeklinde açıklamıştır. manevi hayatta tam bir inanç özgürlüğünü, manevi hayatı aşan toplumsal hayata ilişkin sınırlamaları ve kötüye kullanma yasaklarını öngörür.
şimdi sormak istediğim şudur ki,
dinin eğitim sistemine bu kadar dahil edilmesi laikliğin hangi ilkesine, hangi tanımına uygundur?
dini eğitim verilmesini dünya görüşlerinden mütevellit isteyenlere yine bir sözüm yok. fakat bunun laikliğe aykırı olmadığını savunanların nasıl bir yol izleyerek bu sonuca vardıklarını açıklamaları gerekir diye düşünüyorum. niyeti sadece yalakalık olan liboşların varlığına tahammül edemiyorum.