Laiklik gerçekten de tanımlanması zor bir kavramdır. Dinle devlet işlerini ayırıyoruz, deriz çoğu zaman.
Ama bu genellikle mümkün olmayabiliyor. Mesela Atatürk'ün tekke ve zaviyeleri kapatması laikliğe ters bir harekettir, ama milli çıkarlar konusunda doğru bir harekettir. Çünkü dini ufak tefek zümrelerin eline dağıtmaktansa, devlet bünyesinde tekelleştirmek ve dini eğitimi tek bir kaynağa bağlamak, toplumu birleştirici bir güç verir devlete.
Diyanet işleri bir fetva verirse, bu fetva sorgusuz sualsiz tüm camilerde okunur ve uygulanır.
O yüzden laikliği ben şöyle tanımlıyorum: dinin devlet üzerindeki etkisini azaltır, ama devletin din üzerindeki etkisini arttırır.
Böyle de olması gereklidir.
kendi içinde çöken ve kendi düşmanını yetiştiren bir saçmalıktır. mesela laiklik taraftarları hep kendi düşüncesini referans alıp oradan bir özgürlük tanımlaması ve bu özgürlüğü tüm dinlere yaymaya çalışıyor.( bu aslında gayet merhametli ve uygulanırsa müthiş bir durum ortaya çıkarabilecek gibi gözüküyor) ancak işin saçmalığı, dinlerin buna ne kadar müsaade edeceğidir. dinler yapısı gereği toplumsal hayatta yer bulmak ve yönetimi dinin gereklilikleri üzerinden tatbik etmek ister. din laiklikle asla örtüşmez, nitekim radikal dinciler( ki bunlar her ne kadar millet yobaz dese de asıl işi bilenlerdir) bunun saçmalığını farkında ve sürekli bir tehdit halinde rejimin gereksizliğini ve dine aykırılığını söylüyor. çünkü dinin algısına toplum kendi gerçekleri etrafında şekillenmez ve buna göre yasalar uygulanmazsa zaten bozulacaktır. ayrıca dinden kopuk olacağı için yönetimin dinle alakası olmayacaktır. yani toplumsal yasalar dinden bağımsız olacağı için din dışı bir anlayış oluşacaktır ve bu uygulanacaktır. nitekim laikliğe en çok karşı olan gurubun bu gurup olması tesadüf değildir. adamların kafa yapısını dini bilen biri içinde zor değildir. adamların kafa yapısına göre tek doğru kendi bildikleri ve eğer bir hak varsa diğerlerine karşı bu laiklik gibi yansız değil bizzat bir dinin etkisinde gelişmeli ve onun üzerinden dağıtılmalıdır. çünkü en doğru olan budur ve bunu uygulamak onun için bir görevdir.
yani işin özü, laiklik kendi içinde çökebilecek ve altyapısız bir kavramdır. amacı mükemmeldir anlayana ama temeline hoşgörüyü alıp dinlerin gerçekliğini ve amaçlarını gözardı etmek bana saçma geliyor.
nitekim türkiye örneğine bakacak olursak, laikliğin yanlış uygulanıp uygulanmadığından çok varlığını tartışabiliriz. bunun temel kaynağını ben dinlerde olan emperyalist amaç ve kendini merkeze koyup en doğrusu olduğunu iddia etme, ve bunu bir kutsal gerçeklik etrafında gerçekleştirme eğilimi olarak görüyorum.
gerici yobaz aşağılık din tüccarı softa takımının işine geldiği gibi yorumlayarak mahvettiği islam algısı nedeniyle islam'la çekişiyormuş gibi görünen ama aslında çelişmeyen ilke.
Laiklik olmazsa ne olur sorusu için bugün ki isid e bakılabilir. He her zaman ki gibi diyeceksiniz ki gerçek islam bu değil o zaman diğer islam ülkelerine bakın. Nerede şiddet orada din.
Sadece şiddeti önlemek için bile laik ülkede yaşamak gereklilik. Ayrıca daha diğer dinlerden insanlar falan var ki onu bizim insanımız asla kabul edemeyecek.
tatlısu müslümanlarının dayanak noktası. kuran-ı kerim'i okumaz. sonra laiklik lazım derler. bir de utanmadan kişi müslüman olabilir ama devlet olamaz derler. iyi de zaten devlet dediğin mekanizma da soyut ki. allah, inanç gibi kavramlar da soyut. devlet yönetimi dediğin olayda zaten islami usuller %100 hakim olmak zorunda - kitabınızda bunu direkt belirtir - . sonra gelir bu tatlısucular hemen başlarlar laiklik lazım diye. yeri gelir ama islamcıyız çok şükür de derler. seküler kültürden beslenirken aynı zamanda müslümanım ve islamcıyım da derler. bu türden çıkmazda olan çok insan var ülkemizde. o yüzden bu sorun çözülemez kısa vadede. ya müslüman olacaksın ya seküler gibi bir durum var ne yazık ki. karmasını ele almak olmuyor.
laiklik : fransada bulunan sözde özgürlük getiren (babam imam olduğu için askeri liseye gidememiştim özgürlük xD) rejim
şeriat : müslüman olmayanlara devlet kanununu uygulayan müslüman olana kuran yasaları ve devlet yasalarını uygulayan rejim (kuranın hükmü)
osmanlıdaki rejim : hristiyan incil müslüman kuran yahudi tevratla yönetilir osmanlıdaki rejimde ve sadece 10 boşanma 5 zina olmuştur
Günümüzde müslüman ülkelerde mühim bir tartışma konusu, ileri zamanlarda Türkiye'de de laikliğin kalkacağını düşünmekteyim gidişat oraya gibi geldi bana.
din ile devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır.
şimdi bunu yorumlarsak, laiklik;
devlet açısından; devlet yönetiminde dinin-dinlerin etkisini ortadan kaldırarak kitleler üzerinde etkili din adamlarının "vesayet" olasılıklarını ortadan kaldırmak, farklı dinlerin bir arada bulunduğu bir toplumda dinden kaynaklı çoğulcu bir yönetimin gelişmesine engel olmak, yasa ve yönetmeliklerin önceliğini dinden bağımsız olarak adalet ve etik prensiplerine dayandırarak, doğruluğu ve uygunluğu sorgulanabilir (bu çok önemli-sorgulanabilir) bir temel oluşturmak gibi işlere yarar.
din açısından; devletin dinden bağımsız yaklaşımlarının bireylerin dinine müdahale etmesine engel olması, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin dini görüş ve davranışları yüzünden (pozitif veya negatif) etkilenmesini-kısıtlanmasını engellemek, din gibi sorgulanması pek mümkün olmayan ve hoş karşılanmayan bir olguyu devlet gibi herşeyin kontrolünü sağlamak temelli bir olgunun sorgulama-müdahale edebilme menzilinden çıkarmak gibi işlere yarar.
kısacası din ve devlet gibi iki son derece dominant olgunun birarada olmasından kaynaklanacak çatışmaları engeller. ikisini de birbirine karşı korur.
laiklik adı altında sadece bir olgu korunduğu ve diğerine müdahale edildiği sürece her zaman sorun çıkacaktır, çünkü o gerçek laiklik değildir.
yıllarca türkiye de hemen hemen hergün gazatelerde yerini alarak türk medyasını boşu boşuna meşgul etmiş, siyasi ve ekonomik krizlere sebep olmuş, memleket üzerinde adeta yıldırım etkisi oluşturan kara bulut etkisi yaratmıştır. memleketi en az darbeler kadar geriye götürmüş siktiri boktan bişey.
şimdi doğudaki çocuk nasıl yetişir ve anadolu daki çocuk nasıl yetişir
doğudaki çocuk:genelde en az 5 kardes olurlar. hayatin zorluklarını öğrenir küçük yaştan polise taş şişe atmaya başlar türklerden haraç keser kavgalara gider.
anadoludaki çocuk: sessiz sakin efendi olur genelde 2 kardeş olurlar ailesi çok iyi bakar kılına zarar gelmesin diye ailesi zor durumuna rağmen her istediğini yapmaya çalışır.
kötü olan şey bu doğudaki çocuk hakkini savunur ve karşı gelenin üstüne yürür anadoludaki çocuğun hakkı yenir. türk gençliği laiklik yüzünden asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Türkiye'de olanına layıklık denir. Ülke olarak dini devlete değil de devleti dine karıştırdığımız, bulaştırdığımız için. Layıksınız oğlum işte yaşadığınız herşeye layıksınız.
laikliğin muteber kabul edilmediği islam ülkelerinin hali ortadayken, ancak eblehlerin laf edebileceği sistemdir.
hayır, işte her şey gözünüzün önünde... daha tartışacak ne var ki?
yalancı yobazların cevapları hemen hazır "efendim o ülkelerde şeriat tam olarak uygulanmamakta olup..."
adama sorarlar "şeriatın hangi kuralı uygulanmıyor oralarda?".
keza, varsayalım ki uygulanmıyor olsun, peki ne zaman, hangi devlette "tam olarak" uygulandı? osmanlı? "tabi yine tam olmamakla birlikte bla bla"... selçuklu, abbasi, emevi? dört halifeden ali ve osman'ın dönemi?
şunların hallerine bak!.. sahabelerin bile "tam olarak uygulayamadığını" iddia ettikleri bir sistemin, günümüz hırsızları tarafından "tam olarak" uygulanacağını umuyorlar!...