kendi içinde çöken ve kendi düşmanını yetiştiren bir saçmalıktır. mesela laiklik taraftarları hep kendi düşüncesini referans alıp oradan bir özgürlük tanımlaması ve bu özgürlüğü tüm dinlere yaymaya çalışıyor.( bu aslında gayet merhametli ve uygulanırsa müthiş bir durum ortaya çıkarabilecek gibi gözüküyor) ancak işin saçmalığı, dinlerin buna ne kadar müsaade edeceğidir. dinler yapısı gereği toplumsal hayatta yer bulmak ve yönetimi dinin gereklilikleri üzerinden tatbik etmek ister. din laiklikle asla örtüşmez, nitekim radikal dinciler( ki bunlar her ne kadar millet yobaz dese de asıl işi bilenlerdir) bunun saçmalığını farkında ve sürekli bir tehdit halinde rejimin gereksizliğini ve dine aykırılığını söylüyor. çünkü dinin algısına toplum kendi gerçekleri etrafında şekillenmez ve buna göre yasalar uygulanmazsa zaten bozulacaktır. ayrıca dinden kopuk olacağı için yönetimin dinle alakası olmayacaktır. yani toplumsal yasalar dinden bağımsız olacağı için din dışı bir anlayış oluşacaktır ve bu uygulanacaktır. nitekim laikliğe en çok karşı olan gurubun bu gurup olması tesadüf değildir. adamların kafa yapısını dini bilen biri içinde zor değildir. adamların kafa yapısına göre tek doğru kendi bildikleri ve eğer bir hak varsa diğerlerine karşı bu laiklik gibi yansız değil bizzat bir dinin etkisinde gelişmeli ve onun üzerinden dağıtılmalıdır. çünkü en doğru olan budur ve bunu uygulamak onun için bir görevdir.
yani işin özü, laiklik kendi içinde çökebilecek ve altyapısız bir kavramdır. amacı mükemmeldir anlayana ama temeline hoşgörüyü alıp dinlerin gerçekliğini ve amaçlarını gözardı etmek bana saçma geliyor.
nitekim türkiye örneğine bakacak olursak, laikliğin yanlış uygulanıp uygulanmadığından çok varlığını tartışabiliriz. bunun temel kaynağını ben dinlerde olan emperyalist amaç ve kendini merkeze koyup en doğrusu olduğunu iddia etme, ve bunu bir kutsal gerçeklik etrafında gerçekleştirme eğilimi olarak görüyorum.