kimse okumasa da

entry363 galeri2
    100.
  1. Dünya üzerinde bir cahil ordusu olsa.

    istenilen Stratejik plan. Düşünsene elinin altında bir bilgisiz bir ordunun olduğunu neler yaparsın.
    0 ...
  2. 101.
  3. Taş ocakta sacın üzerinde pişen domates böreğinin içine karıştırılmış baharat karışımlarını düşünüyorum.
    Mis gibi domates salatası kırmızı acı biberle karıştırılmış.
    Zeytinyağlı biber dolması.
    Biberini atmadan öyle tamamını bir çırpıda yemek.
    Koca bir ekmek arası kokoreci bir çırpıda mideye indirmek.
    Ustaca yapılmış köftenin yanında piyaz.
    Kesmiyor aç kalırken aklımıza düşen yemeklerin anımsattıkları.
    Ekmek beslenmeyi ucuza indirgemenin en doğal yolu.
    Masum ekmek kendini kutsal ettirirken daha besleyici olan ürünlerin baş rol alamamasının sebebi satın alma gücü.
    Peynir,kuruyemiş,kavurma eti daha güzel.
    Ama bizim en yakın dostumuz su ve ekmek.
    Pahalı olana güç yetmezken elimizde olanlarla yetinirken daha fazla tüketmememiz söylendiğinde;
    Soracağımız o kadar çok fazla soru var ama ya soracaklarımızı unuttuk ya da sormaktan çekindik.
    Satın alma gücümüzün sınırlarına takılan ürünleri hayal ederken satın alma gücümüzün yettiği ürünleri tüketmenin sağlık sorunlarımızı artırdığını görmek trajedi olsa gerek.
    Bana göre sağlık için diyet yapmak böyle bir şey.
    Karnım aç,zihnim açık.
    3 ...
  4. 102.
  5. Yanılsamalı hayatın tuhaf hissettirmelerinde tuhaf hissediyordum kendimi.
    Bir kaç zaman önce her şey çok kötüydü ama şimdi biraz iyi gibi.
    Biraz iyi diyorum çünkü ne zaman çok iyiyim desem kısa bir süre sonra iyi olmadığımı görüyorum.
    Her şeyin iyi olabileceğine inanmıyorum belki de.
    inanmanın bütün sorunları çözmese bile nokta atışı yapıp en azından ağrı kesici vazifesi görmesini beklemek umutsuzluğa boğulmaktan başka bir işe yaramıyor.
    Kendini kendi başına hissetmek başına gelebileceklerin olma olasılığının en yüksek ihtimali.
    Kafamız gömülü olan kumların sıcaklığında düşüncelerimizi ısıtıp yaşam faaliyetleri vermesini sağlamaya çalışıyoruz.
    Bir gün iyi hissediyoruz kendimizi bir gün çok kötü.
    Sinir uçlarımıza baskı yapan karamsarlıkların hafiflemesinde gören gözlerimiz netleşiyor;
    Ara sırada olsa yarına gülümsüyoruz.
    Ta ki en yakın güneşin önünü kapatan gri bulut zamanına dek.
    0 ...
  6. 103.
  7. 104.
  8. Gaza gelmiş bir çırpınışla yakaladım mutluluğu son nefeste.
    Uzanma kabiliyetimin sınırlarının sonunda bir refleksti sadece beni ısrarla burada tutan.
    Son kullanım ömrünü ısrarla kafasında canlı tutup ömrünün yarısında kendini hiçe sayıp önüne çıkan duvarlara karşı savaşmaktan vazgeçip duraklayan.
    Duraklama ömrünün kalanında üzerine yapışmış mikrop gibi yavaşlatan.
    Kanser hücreleri gibi içten içe yiyen.
    Işık evin kapalı perdelerinden içeriye sızıyordu.
    Bir damla ışık seni yatağından kaldırıp uçuracak deniyordu.
    Çok fazla inanmak sonu hüsran dolu yolculuktu.
    Kimse kapını çalmıyordu kimse derdine çare olmuyordu.
    Duaların uçan balon gibi seni terk ediyordu.
    Keramet senin son dakikada olsa ucundan tutabildiğin umutlarındı.
    Çoktan gazı kaçmış hayatın içerisinde mutluluk kabarcıkları bulmak boğulmamak için son çırpınış.
    Son durak
    1 ...
  9. 105.
  10. Salaş bir mekanın alkol kokan yalnızlığını özlüyorum.
    Tek başıma oturup bir bira söyledikten sonra aklıma düşen tadın hatırlattıklarında kendimi yeniden genç hissediyorum.
    Kafası çakır keyif gitaristin vakit ilerledikçe tellere daha sert vurup bağırarak şarkı söylemesin de kafamı masadan yukarıya kaldırıyorum.
    Kızgın gibi gözüken bakışlarım aslında mülayim.
    Kafamız güzel oldukça dünyada güzel görünüyor.
    Makyajını yapmış alımlı bir kız sanki.
    Göze ve gönle hitap ediyor aklımızı başımızdan alıyor.
    Bir bira sonrası daha güzel.
    Önümüzde dev ekranda gösteriliyordu kafamızdaki her şey.
    Kendimi görüyordum ve benden başka kimsenin görmesini istemediğim düşüncelerimin dünyasını.
    Bana tahsis edilmiş görüntülerin beni üzen ayrıcalığın da kendimi suçluyordum.
    ikinci bira sonrası daha eğlenceli.
    Kaygılar ve üzülmeler silinmiş gitmiş ayılana dek.
    Kendine güvende artıyor bu arada.
    Sihirli bir kalkana bürünüp yaşamayı güzel ve vazgeçilmez zannediyordun.
    Zaman kavramını yitirmek o kadar güzel ki.
    insanın kendinden geçip sanal aleme geçesi geliyor.
    Varsa pasaportunu alıp gönüllü yazılmak uzak diyarlara.
    içip hiç ayılmadan hayal kırıklıklarını yaşamayıp hayatın biçtiği sona razı gelmek.
    0 ...
  11. 106.
  12. Esen rüzgarın ıslığı kulaklarımı okşayıp düşüncelerimi tırmalıyordu.
    En çok kendimi beğeniyor en çok kendimi seviyordum.
    Dram seviyordum.
    Arabeskleşmemiş hikayeler ilgimi çekiyordu.
    Hüzünlü bulutlar bir araya geldiğinde gözyaşlarımızla ıslanıyorduk.
    Eski bir hikayenin kulaklarıma çalınmasında eskiyen bir şeyleri hatırlıyordum.
    Tepkiler veriyordum.
    Kısa sürelide olsa kendimi o anda hissedip hislerimin fotoğraf karelerini kafamın duvarlarında görüyordum.
    Daha çok içip,seni daha çok düşünüp yazmak istiyordum.
    Hayatıma girdiğinden beri belki her gün hatırlamıyorum seni.
    Bir kere görsem hayal kırıklığına uğrayabilirim .
    Ses tonunu hatırlamıyorum.
    Ses tonumu hatırlamazsın belki de.
    Lazım bana kaybeden hikayeler.
    2 ...
  13. 107.
  14. Hayatından endişe ettiğim anılarım var.
    Hatırlıyorum ama yanımda değiller.
    Aklımın heybesinde bir sürü biriktirdiklerim var.
    Anı yaşıyoruz,yaşamın içerisinde sürüklenip gidiyoruz.
    Alışıyoruz,benimsiyoruz.
    Kendi seçtiklerimiz kendimizin geri kalanı.
    Ağaç altında yaşanan mevsimin güneşli sıcaklığında mutluluktan akli dengemizi yitiriyoruz.
    Deli diyorlar.
    Akıllı hareketlerimizin bizi rahatlatan etkilerinde mutluluk inkar edilemez.
    insan bazen hatırladıklarını bir arada görmek istiyor.
    En azından haber almak.
    Haber almadan yaşamak çok fazla değiştirmiyor aslında ana gövdeyi.
    Canı sıkıldığında karıştırılan eski sayfalar ama kimsenin değerini bilmediği bir canlının geçmişi
    1 ...
  15. 108.
  16. zaten sölükte yazılan ciddi entrylerin okunduğunu pek dusunmuyorum, sıkı takipçiler dışında.. o sebeple uzun uzun okunmayacak bir şeyi ancak canım bi şeyler yazmak istediğimde yazarım. keyfimi bekleyeceksiniz yani.
    yazmıyorum.
    2 ...
  17. 109.
  18. Kafamın içerisinde sorular.
    Sorunlar olmasa sorulan sorulara cevap vermek zor bile olsa çok kolay.
    Seçtiğin yaşam tarzından kim pişman olur ki?
    Sadece yenilenler ve çaresiz kalanlar.
    Kimse yola çıkarken yarını düşünmez.
    Yarın çok uzak çok yakın.
    Yol yakınken geriye dönmek yolun kalan yarısından çok kat edilen kısmına ayıp.
    Yazık kalan kısımlara ve boşa çıkıyor gibi gözüken düşüncelere.
    Sıkılmadık ki kendimizden.
    Deli gibi çalışıp standardı koruduğumuz da daha iyi yaşayanları görüp kafamız karışıyor.
    Daha kolay kazanıp daha iyi standartları olanları görmek tuhaf.
    Yolun başında fikirlerimde belliydi olmak istediğim yerde.
    Düşünce zehirlenmesi yaşamıyorum.
    En başta kabul etmiştim kendimi.
    Daha iyi ne olacaktı ki?
    Standart buydu.
    Bunun haricinde bir şey tasarlanmamıştı.
    Kafası önünde yürüyen adam kafasının içerisinde ki düşünceleriyle bir ömür boyunca mutlulukla donanıyor,kafasını karıştıran cazibelere karşı her gece bir şişe şarap içiyordu.
    3 ...
  19. 110.
  20. dostum her gece seni okuyorum emin ol, gel gör ki yazdıklarında pek bir şey bulamıyorum. bunu hakaret olarak algılama lütfen.
    3 ...
  21. 111.
  22. Kafamın içerisinde kendi halinde dürüst bir dünya vardı.
    Uyuşmayan hayatın içerisinde yaşananlar kafamı karıştırıyordu.
    Hayal kurmayı seviyordum ama hayatın gerçekliklerini dayatıyorlardı.
    Hava çok sıcaktı.
    Sıcak havayı seviyordum.
    Soğuklar gelsin kendimi buzdolabında hissetmek istiyordum.
    Kendim için tek kolonluk lotolar oynuyordum.
    Çıkarsa erken emekli olup hayallerimi gerçekleştirecektim.
    Kağıt israfına üzülüyordum.
    Makineden boşa çıkan kağıt bende bir şeyleri değiştirmiyordu.
    Beyaz kağıttan uçaklar yapıyordum.
    Yaşam alanım boşa kanat çırpan kağıttan hayal kırıklıklarıyla doluydu.
    Hayat yada kader.
    Anlatacak çok şey var ama karışık kafa işte.
    1 ...
  23. 112.
  24. Hayatın sıkıcı yanlarını kafaya takıp kendimizi derbeder zannediyorduk.
    Derbeder eden hayatın içerisinde olmaması gereken sorunlarla uğraşırken ilkokul çocuğu olup mutluluğun resmini çizmek istiyorduk.
    Hayat psikolojimizi bozuyordu.
    Hava boşlukları istiyorduk ondan ama o hep bedenimizi kafamıza kadar kara sulara sokuyordu.
    Herkes gibi mutsuzduk.
    Mutsuzluk ceplerimize ruhlarımıza ve olmayan hayat garantilerine yansımıştı.
    Elektronik eşyalara sunulan garanti süreleri bize verilmemişti.
    Hayata garanti bir umut beslemiyorduk.
    Yinede tohumda olsa elimizde bir kaç kırıntı vardı.
    Etrafımızda yaşayanların sıkıntılarını dinlediğimde kendimin şımarık bir somurtkan olduğunu fark ettim.
    Yalancı hüzünlerimi yazıyordum,
    Dünyanın yükünü çekiyor zannediyordum kendimi.
    Alkolü seven bir yazarın kendi dünyasını anlatması artçı sarsıntıları deprem zannetmesiydi.
    1 ...
  25. 113.
  26. yi bir müzik,iyi bir film ve iyi bir içki.
    Günün bütün yorgunluğunun ezildiği anların sonunda yatağa girerken terapiden çok terapist oluşundan dolayı gamsız uykular.
    Gamlı sabahların çekici olmayan yanlarında işin gücün yoksa gün boyunca çalış.,
    Her seferinde geceyi ve kendimi özlüyorum.
    Motive eden şey saatin gece yarısını gösterecek olması.
    3 ...
  27. 114.
  28. Karnı acıkıyor insanın.
    Aklına peynirler,domatesler geliyor.
    Tuz ve baharat katkılı pul biberlerin etkisinde karnı tok hayaller kuruluyor.
    Ekmeksiz saadetin gerçeklerinde daha hafif hissediliyor.
    Bilge adam elinde gitarı uzun saçlarıyla söylemeye devam ediyordu.
    Umutları kırılmış hayalleri balon olmuş hayatların kendini hatırlama sebebiydi çelik tellerin çıkardığı sesler.
    Altı telli dostumuzun yanı başında zaman kavramını yitirerek nefes almaya çalışıyorduk.
    Boşa geçmiş gibi gözüken hayatın öğleden sonralarında aralarına karışıp bir işin ucundan tuttuğunda;
    Akşam oluncaya dek uyur gezer hizmet edersin sisteme.
    Önlenemez açlığımızın etkilerinde kafamızdan geçenler alkolle karışıp ete kemiğe bürünüyor.
    Son nefes aşamasında olsam bir kaç cümle kurmam gerekirse eğer;
    Gitar ve yazmayı önerebilirim.
    Acıktırıyor uzun geceler.
    Ekmek arası peynir ve domates benim çocukluğum.
    2 ...
  29. 115.
  30. şiir diye ne yutturuyorsun birader bize? okumuyorum artık. okumayı denemiştim pişman olmuştum.
    2 ...
  31. 116.
  32. Kendini anlatıyorsun yazılarında.
    Kendini seviyorsun.
    Sana göre sen sevdiklerinden bile daha güzelsin.
    Yerme sanatını yaparken yerin dibine sokuyorsun kendini.
    Yazılarını sonuna kadar okuyup anlamadıklarından en çok kendini eleştirdiğinin farkında değiller.
    Onlara göre sen kendini seven megolamansın.
    Özgür gözüken vurdumduymaz anlarda hesap kitap işlemleri yapmak zorunda kalıyordun.
    Matematik özürlü olmana rağmen parmak hesabıyla muhasebe tutup gerçekle hayal arasında yaşamaya çalışıyordun.
    Hayatın akan bir nehir olduğunu anlaman uzun bir süre almıştı.
    Nehir senaryoya bağlı kalıyordu.
    Önüne katılıp savrulmamak için kasılıyorduk.
    2 ...
  33. 117.
  34. 118.
  35. Kimse okumasa da ben yazıcam abi. Efkarlandım bak. Yazamam belki bir daha, belki bir daha böyle düşüncelere dalamam.
    Çok sevdim seni ben, kendimi değiştirmeye uğraşacak kadar çok. Asıl hatayı orda yapmışım o ayrı mesele tabii. Seni egonla sevdim ya, saatlerce kendini övmeni, marifetlerini anlatmanı sevdim. Hiçbir zaman beni haklı bulmamanla sevdim seni. Doğru bildiğim ve gerçekten de doğru olan şeylerin bile yanlış olduğuna inandırmanla sevdim seni ben. Belki de bir daha uyuyamayacak olsak da mezun olmanı bir an önce askere gitmeni ve hayatını düzene sokmanı isteyecek kadar sevdim. Benimle ilerde mutlu olamayacağını bildiğim için senden ayrılacak kadar çok sevdim ulan ben seni. Hep benim sana layık olamayacağım konusunda düşündürttün sen. Hep "lan ben nerde yanlış yapıyorum?" Dedirttin bana. Aslında bende hata yoktu. Ben seni kendimde hata arayacak kadar çok sevdim.
    Şimdi senden gittim ya. Giderken bile sana laf söylememek için kendimi suçlayarak gittim ben senden. Öyle çok sevdim yani. Sen kendini suçlu hissetme diye yaptığın hiçbir şeyi yüzüne vurmadım. Tek bir şeyi kendim için yaptım sadece. Onu da artık yapmam gerekiyordu. Senden gitmek. Ben artık mutlu olamıyordum. Yavas yavas ölüyordum seni sevsem de kendimden çok sevmek asıl hataydı. Ben kendimi unutmustum seni severken. Bu yüzden gittim senden. Kendim olabilmek için. Mutlu olabilmek için. Olmayan biri nasıl mutlu olabilirdi yoksa? Evet sevdim. Bu gerçekti. Ama artık ben gerçek olamıyordum kendim olamıyordum. Bu yüzden gittim. Sen iyi ol diye, ben iyi olayım diye. Biz iyi olalım diye.
    6 ...
  36. 119.
  37. Gitmeni istememiştim.
    Gitmen için hiç bir şey yapmamıştım.
    Gittiğin için beni bahanelerine malzeme yapmıştın.
    Sebep bendim sanki.
    Gitmeyi istemediğin için bahaneler uyduruyordun.
    Vicdan temizlemeye yarayan davranış biçimleri akılda kalıyordu.
    Sabit hatları kutsal sayan son telefon görüşmesi,ahizenin sinirli kapatılma sesi ve dünyaya bakılan uğursuz pencere.
    Son gördüğümü hatırlamıyorum.
    Üzerinden geçen yüzyıllar sildi belki hafızamın o kısmını.
    Hatırlamak böyle bir şey.
    Belki de sığ karasularda yaşayıp enginlere açılmadığımız için düşünce havuzumuz kendimiz kadar.
    5 ...
  38. 120.
  39. 121.
  40. Sürekli turne halindeyim. Mesela şuanda ankaraya gidiyorum bebeem !
    1 ...
  41. 122.
  42. 123.
  43. Planlar yapıyorduk.
    Hayattan ve ekmek para kazanma savaşından sonra arda kalanlarla sosyalleşmek için kafa yoruyorduk.
    Strateji oyunları gibiydi,insanı geriyordu.
    Şu saatte burada olacağım yada şu saatte dışarı çıkın cümleleri favorilerimdendi ama bir kaç saat öncesinden kuramıyordum.
    Olasılıklı olabilme ihtimalleri tartışılır hayal aşamasında ki tasarıları sevmiyordum.
    Kibar emir kipli cümleleri kurup tam vaktinde buluşma yerinde olup hayalleri gerçekleştirmek için adım atmak istiyordum.
    Karnımın doyması için para kazanmam gerekiyordu.
    Akşam üstü planlarımı bozan bütün telefonlar bana kazandıran hareketlerdi.
    Bitiş çizgisine kadar sırtında koşarak damacanayı taşıyıp her kapıda gülümsemek ve sonunda hala mesainin bir türlü bitmemesi sinir bozucu.
    istediğin anda istediğin yerde olamamak acı ama yapacak bir şey yok.
    Bir gün her şey terse dönüp telefonun çalmama ihtimaliyle bir çocuk gibi karabasanlarla imtihan olup adam oluyorsun.
    Dize geliyorsun işte.
    Sosyalleşme çabaların su isteyen müşterinin isteği doğrultusunda gecenin bir vakti Kara Motorla rüzgarı solumakla son buluyor.
    Alışmak böyle bir şey.
    Öldüğümde bile hadi sen bir kaç sene daha yaşarsın deyip su taşıtacaklar.
    1 ...
  44. 124.
  45. Hayatın çarkları arasında ezilmemek için kendini en iyi hissettiğin şekilde davranmak güzel.
    Kendin gibi davranırken hayatın sana boş ve başarısız tarafları dokunduğunda anlamsız bir kıskançlıkla başkalarını daha iyi zannedip kendini boşa çıkarıyorsun.
    Anlamsız bir boşlukta yürüyor zannederken anlamı olmadığı düşünülen anlamlı işlere fayda sağlıyorsun.
    Farkında olmaz üzerinde karamsar yağmur bulutları olan insan.
    Öylesine yaşıyorken öylesine yaşamadan öylesine yaşamanın güzelliğinde hayatın doğru bir yerlerinde olmak.
    Başarı kıstaslarında dereceye giremediğimizi söyleyebilirler.
    Yalnız kalmayı çok sevdiğimizden dolayı yalnız zannedebilirler.
    Kafamızda ki yalnızlıktan dolayı bizi anlayamayabilirler.
    Anlamasanız da olur,
    Hala kendimi anlamaya çalışıyorum.
    Kendin gibi davranmaya çalışmana gerek yok zaten kendin gibi davranıyorsun.
    Başarılı yada başarısız eyleme dökülen şey ilk akla düşen.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük