Bu aralar büyük bir kazanım elde etmedik. Ama hemen hemen hergün küçük faydalar sağladık. önümüzdeki günlerde bir sürprizleri daha varmış. Ne olduğunu öğrenemedim, ama herkes bir takvime doğru gidiyor.
Geçen seneki sorun hukuksal sorunlardı. Bu sene kişisel ilişkiler. Hem de aynı tarihlerde. Birkaç büyük tehlikeyi kaldırdık, ama günlük olarak sorun devam ediyor. Yakınlarda ve özellikle Nisan'da bir planları olsa gerek.
Beni bana sormayın söylemem, beni dostlarıma da sormayın anlattıkları size abartılı gelebilir, beni düşmanlarıma sorun ki hayranlığınız daha da artsın!
csı miami'de üç buçuk sene görev yaptıktan sonra fbı'a geçtim. fbı beni kaldıramadı. tek başıma operasyonlara gitmeme bir türlü alışamadılar. beni masabaşı bir işe vermek istediler, rest çekip ruslarla çalışmaya başladım. sonra fbı hakkımda kırmızı bülten çıkarmış. abd başkanını arayıp "oğlum peşimi bırakmazlarsa çok kötü olur." dedim. "sen kimsin lan?" dedi. "köyün delisiyim abi sen kimsin?" dedim. hasta bakıcı nusret abiymiş. "gel" dedim "bir sakinleştirici vur, ben fena oldum gene.".
Burada yazmaya başlayana kadar bazı yakın olanlarda da soru işaretleri vardı. Acaba iletişim sorunları mı var, sorunun neresinde diye. Ama baktılar ki kendisiyle barışık, esprili bir bakışımız var, işin ekseni o zaman kaydı. O zaman anladılar ki mhp, emniyet ve bürokrasi aralıksız huzur bozuyor ve yedinci, sekizinci olaydan sonra patlıyor.
pandela'nın sikmund'un ve trollerin korkulu rüyası.
militan ateistliğin ve yobazlığın her türlüsüne düşman olan kendince inançlı.
milliyetçi ve antisiyonist yazar.
5 bankanın milyon dolarlık reklam filmleri, binlerce bankacının tweetleri, benim tek başıma portföy paylaşımları kadar fayda etmedi. Tahvil ihracı ise ilk anlattığımız kitabın arkasındaki ansiklopedi.
koca ömürde tek bir dost edindim onuda kendi hatalarımdan kaybettim tek dediği seni tanıyamamışım oldu bende beni tanıyamamışsın dedim şimdi oturup bakıyorum da bende kendimi tanımıyorum ki.
Güçlü ilişkiler kurdum ve iyi para kazanıyorum. Bu ilişkileri babadan kalmadı, bilgi ve birikimlerimle kurdum. Ama o aşamaya gelmek için yaklaşık 2 bin kitap okumam gerekiyordu.
Atatürkçü bir mhp'liyim. Dindarım ama türk modernleşmesinin yolu Bağdat'tan değil paris, londra, berlin'den geçer diye düşünmekteyim. Derdim türk işçisi de iskandinav emekçisi gibi eti, peyniri istediği gibi yesin. Markette fasulye alırken, pirincin fiyatına bakıp geri bırakmasın. Kim medeni çizgide ise onları izlemek ve dayanışmak lazım ki onlar gibi olalım. Arabın kültürü var da uygarlığı olsa türkiye'den 80 yıl geride gitmez.
Takım tutmuyorum. Maç izlemiyorum. Türk futbol kulüplerinin Avrupalılar ile maç yaptığı saatlerde uyuyup, 5 ile 6 arasında uyanıyorum. Haliyle maç izleyecek durumum yok. Ulusal ligi zaten takip etmiyorum. 3 takım var, 60-70 yıldır içlerinden birisi şampiyon oluyor.
Kazanıyorum. iyi kazanıyorum. Normal şartlarda 20 yılda kazanışabilrcek parayı birkaç senede kazanıyorum.
Para hevesim ve talebim küçük miktarlarda. Herkes vizyonun dar diyor ama maddi vizyonum kendimle ilgili küçük, oaydaşlarımla ilgili küresel düzeyde.
Seviyorum ve sevildiğimi düşünüyorum. Elimde bir takvim olmayınca denizin ortasında limanı göremeden yüzüyorum.
Şimdilik bu kadar.
Bir de ahlak konusuna gelelim. Dünyada şimdiye kadar 110 milyar insan yaşamış. 50 veya 60 milyarı erkek olsa. Bunlardan hangisi yılda 400-500 veya daha fazla ilişki teklifi almış da, bir tanesine bile cevap vermemiş.
çevirmen ve rocker, edebiyatı sevip keyifle okuyup çizer, mahalle arasındaki bir binada sıklıkla gitar çalmaya gayret gösterir, sosyal bilimlerin kudretine inanır, golden virginia hastasıdır.