bana en samimi saf gelen canlılardan birisi. akşama yakın gelir yemeğini verirsin, sevdirir kendini, sokulur sonra uyur bi köşede sabah oldu mu dışarı çıkar. insanlardan daha samimi geliyor bazen yemin ediyorum.
çok seviyorum kedileri, bir dişi kedim vardı, sokak kedisinden hamile kaldı ve evimde 3 yavru doğurdu onları besledim büyüttüm şimdi 4 kedim oldu, kedi mutluluktur.
maalesef içimde bu insanlıktan var, maalesef diyorum zira üzüntüye gelemiyorum, bir başkası olsa dönüp bakmaz bile belki, hatta internette bilakis futbol topu gibi yavru kediye şut çekenler var. keşke onların 10 da biri kadar acımasız olabilsem diyorum kedni kendime...
olaya geliyorum, yaklaşık 10 aydır beslediğim bir sokak kedisi vardı.
hani hayvanlarda çeşit çeşittir ya, bir başka kedi yabancı birini gördümü yanına yaklaşmaz, dik dik bakar.
bu ise direk mırlayıp tatlı tatlı yanına geliyor bol bol güzel sesler çıkarıyordu.
gel gelelim olaya,
şimdi alt katta boş olan kepenklerle kapatılmış bir dükkan var.
depo olarak kullanıldığı için içerisi ıvır zıvır birsürü şeyle dolu.
bu kedi sadece kendisinin girebileceği boyutta olan bir pencerenin kırığından faydalanıyor ve buraya girip dünya tatlısı 4 tane yavrusu oluyor.
bu yavruların varlığını 4 güne kadar farketmiyorum bile zire dükkanın içi zar zor görünüyor, kedi ise gözlerden gizli olan az önce bahsettiğim yerden girip besliyor yavrularını.
gel gelelim bugün iş çıkışı eve gittiğimde bu anne kedi her zaman yaptığı gibi beni karşılamıyor, bir gidip girişi kontrol edeyim deyince korkunç olayı görüyorum.
anne o girişe atladığında sakatlanmış orda boş boş oturmaktan başka bir şey yapamıyor. beni görünce ayağa kalkmaya çalışıyor yalnız gene ağlamaklı sesler çıkarmak dışında bir şey yapamıyor.
kediği alıp veterinere götürmek için çukur gibi olan girişten biraz yukarı çıkarıp, kendimi çekmek için bıraktığımda yavruları için gözünü kırpmadan tekrar aşağı atıyor kendini o sakat hali ile... aklınca girmeye çalışıyor tekrar ama mümkün değil.
veterinere götürdüğümde omurgasının kırılmış olabileceğini söylüyor. büyük ihtimal omurgası kırıldı ya da basit bir incinme diyor, röntgeni yarın çekebilirm sabahtan diyor, 70 lira diyor çıkartıp veriyorum 70 lirayı bir sokak kedisi için. evet ona mama aldım, defalarca sütle besledim sosisle besleim birde çoğu kişi görse "salak mısın sen sokak kedisine 70 lira verilir mi" diyeceği şeyi de yapıyorum.
yarın röntgen sonucunda akıbeti belli olacak.
büyük ihtimal ölecek kedi...
bunu düşününce aklıma üzülmenin dışında yavruların akıbeti geliyor...
yavrulara dokunamayacağım kadar küçüük olan bir boşluk var kapının altında, kepengin arkasında oradan mama verebiliyorum, ama su çok zor oluyor.
4 saattir salak gibi o kedileri oradan nasıl çıkarabilirim diye düşünüyorum, evet kafayı buna takıyorum, anne için de ağlıyorum, evet salak gibi çoğu kişinin önemsiz görebileceği bir şey için ağlıyorum.
kepengin arkasındaki camı kırsam... kediler çok korkak siksen elime gelmezler.
dükkan sahibini tanımıyorum, aralık çıkamayacakları kadar küçük.
tanıdık birine danışarak itfaiye ye başvurdum, özel mülk diye açamayacaklarını söylediler.
polis tutanak tutarak açtırabilirmiş.
4 saatin sonunda ulaşabildiğim bilgi bu kadar.
anne ölürse... ki büyük ihtimal ölecek, kedileri o aralıktan hep besleyebileceğimi yeterli olabileceğini sanmıyorum.
kediler annenin girdiği yerden çıkamaycak kadar küçükler. çıksalar bile benim orda olmam lazım ki o devasa çukurdan kendi başlarına çıkamayacakları muhakkak. kepeng arkasındaki camı kırmak hakkımda soruşturulma başlatılmasından başka bir işe yaramaz.
anne ölmese ve iyileşse bile tekrar o çukura girip çıkma eylemini yapması çok zor olacak. her halükarda o kapı açılmalı.
veteriner dediğimiz hadise de çok yüksek bir fiyat biçip, "buna rağmen özürlü kalacak" derse ötenazi onayını verebilir miyim... bilmiyorum.
hata bende sanırım. o kediyi en başta hiç beslemesem belki de oraya yuva yapmazdı.
bir kedi insana hayatın anlamını sorgulatabilir mi? sevgi gösterdiğim için mi bir cana kıymış oldum? ve diğer 4 canı anasız bırakmış oldum? sanırım evet sorgulatabiliyor.
edit: kedinin omurgasında sıkıntı yok. bacağı çıkmış. 1 aya kendini toparlar dedi veteriner. dinlenmesi lazımmış sokakta yaşayamaz şu halde en az 1 ay kapalı ortamda kalmalı dedi. ben naaptım? mecbur olduğum şeyi. sokağa bırakamazdım o halde, bıraktığım takdirde analık içgüdüleri ağır basacak ve o halde bile kendini tereddüt etmeden tekrar o çukura atacaktı. o yüzden balkonda bakacağım 1 ay. sıçarsada işersede işesin temizleyeceğim mecburen.
dükkanın sahibini de bulduk, lakin kapıyı açınca kediler kaçtı saklandı bir yere, dükkan sahibi dükkanı ilaçlatacak kedileri de çıkartacakmış 1-2 güne. dışarda yaşayabilecek kadar büyümşler... bende istemem analarından henüz ayırmak ama içerde açlıktan birbirlerini yemelerinden iyidir. dışarda yakalayabilirsem birini balkona analarının yanına koyarım. ama zor görünüyor insan görmemişler neredeyse...
üstelik bir dönemin kutsal hayvanlarıdır biliyorsunuz. o dönemde yaşamak isterdim. zaten tapıyorum kedilere, tam otururdum o döneme.
o tatlı hareketleri, yürüyüşleri, tepkileri...
her kedinin farklı kişiliği vardır. kişilikleri insanlar gibidiri. kimisi çok huysuz olabiliyorken, kimisi fazla dostane olabiliyor. ancak sonuç olarak hepsi birbirinden sevimli oluyor. böyle alın tutun, en çirkin kediyi koyun karşınıza. bir masa başında oturun. o size baksın siz ona bakın. yemin ediyorum aklınızı kaybedersiniz sevmezseniz.
kediler bu arada mırıldar, biliyorsunuz değil mi? yani eğer elinizde süt varsa ve bir sokaktan geçiyorsanız, bir kediye yakalandıysanız, kedi de bunu fark ettiyse, siz de sadece gülerek iki okşayarak geçtiyseniz, muhtemelen arkanızdan "orspu çocuğu!" diye küfür ediyordur.
ayrıca köprücük kemikleri olmadığından dolayı başlarının sığdığı her yere girebiliyorlar.
makara hayvanlardır. severim. ama evde olmuyor be. şöyle büyük dubleks bir ev ya da villamız olsa olur. ama çük kadar apartman dairesinde kediyi nereye koyalım mubarek.
bugün bir tanesi üstüme atladı ve üstümden alıyım derken pantolonumda çizgi halinde hava boşlukları yarattı. sinirlenip attım bir kenara gerçekten de dört ayağının üstüne düştü.
Mutluluk sebebi varlığı bile.bütün tabakları kırsa bile sinirlenmek yerine patilerini kontrol edip yaralanıp yaralanmadığını kontrol ettiğiniz zaman anlayacaksınız bu duyguyu.sizin sahibiniz gibi davranacak bazen ama kızmayacaksınız artık kuralları o belirleyecek.oyun oynuyorum sanıp ısıracak belki biraz sesinizi yükselteceksiniz arada.maması, suyu planlarınızı,tatillerinizi ona göre planlayacaksınız.sabah kucagınıza çıkıp masaj yapacak uykunuzun en tatlı yerinde .ama ağladığınızda ne yapacagını sasıracak minnacık bir varlık o.insan değil derdini anlatamaz bazen çıkardığı seslerden derdi var hissine kapılıp ne derdi var diye uyuyamayacaksınız.ama bütün bunlara rağmen kedi bencildir,vefasızdır,nankördür falan diyenler bir kedi ile yaşamadan konuşmamalı.yaşamak isteyen de o insanları dikkate almamalı.çünkü siz nasıl bir insansanız kedinizde bir süre sonra sizin gibi oluyor.
Şu an evimdeki nüfusları 6 olan hayvan türü. 3ü anasız bebe, büyütüyorum onları. 3 tanesi de benim danalarım. Biri kablo yer, saksıları eşeler, poşetleri kemirir, diğeri lcdnin üstünde durmaya çalışır, buzdolabının üstünde yatacak diye mutfakta herşeyi kırıp döker, diğeri 3.sü pek birşey yapmıyor ya sakin çocuk. Kedi sevmek yürek ister. Sevmek istersin tırmalar, yanına yatarsın kalkar gider, yaramazlık yapar kızarsın laftan anlamaz, herşeyi kendi keyfine göre yapar. Gerçekten kendilerini tanrı filan zannediyorlar bence.
3 tane yavruyu bakmaya çalışıyorum sokakta, barınacak yerleri var yemek veriyorum ama bi tanesi çok zayıf kaldı iştahı kapalı yemek yemeyi unuttu hayvan, kardeşleri de sagolsun fırsat vermiyolar hayvana.
ama çok tatlılar ulan hele o minik olanın bir bakışı var alıp isirasim geliyo mk.
sokakta gördüğünüz kedilere elinizden geldiğince bişeyler verin, bu sadece kedi için geçerli değil tabiki, bence en buyük sadakalardan biri onları beslemek.