kapitalizm

entry1439 galeri133
    243.
  1. iyidir insanın kendi yetenekleriyle başarıya ulaşma yolculuğudur.

    genelde tekdüze insanların eleştirisine maruz kalmıştır.
    1 ...
  2. 244.
  3. insanları uyutur ama onlara uykularında öyle güzel rüyalar gösterir ki insanlar bu rüyadan uyanmak istemez.
    2 ...
  4. 245.
  5. feodal sistemin çöküşünden sonra ortaya çıkan, gelişen ve yirmi birinci yüzyılda tüm dünyada egemenliğini tamamen sağlamlaştırmış ekonomik sistemdir.
    kapitalizmin toplumsal hiyerarşiyi sağladığı elbette ki doğrudur ancak kapitalizmin sisteminden şikayet etmek bu yaşadığımız çağda yapılacak en boş eylem olacaktır. çünkü kapitalizm, insanoğlunun isyan edip de önünde duramayacağı en esaslı güçlerden biri olmuştur.o yüzden kapitalizmin olumsuz yüzüne bakmak yerine insanın kendini geliştirme zorundalığını sağlayan yüzüne bakmak gerekir.
    0 ...
  6. 246.
  7. varoluşun, başkalarının "yok oluşuna" dayandığı sistem.

    (bkz: kapitalist sözler)
    5 ...
  8. 247.
  9. imam azam'a bir kadın elbise getirerek satmak ister ve elli dinar talep eder ,imam elbisenin daha fazla edeceğini söyler ve fiyatı dörtyüz dinara kadar çıkarır. şimdi bu olayı hangi izm'le açıklayabiliriz günümüz iktisat teorilerinde karşılığını bulabilirmiyiz?
    4 ...
  10. 248.
  11. kabaca baktığımızda, virüsten pek de farkı olmayan bir sistemdir.

    asıl soru bu virüs; insalığın evrim sürecinde inşa ettiği bir virüs müdür, yoksa insanlığı inşa eden bir evrim süreci midir? kapitalist anlayış, gerçekten de insanların doğasında olan bir sistem midir?
    kapitalizmin "evrim süreci" sonucu oluşmasıyla; kapitalizmin, "evrim süreci" olması çok farklı şeylerdir. ve diğer soru, tanrı kavramının, kapitalist sistemin yer etmesinde ne denli rol oynadığıdır.

    "bu sene daha çok mahsül satayım da, yan kabileden arsa alayım biraz sömüreyim onları, memelerini sıkayım" vs. anlayışından uzak, paylaşım içinde ancak doğa karşısında çaresizliğin dibine vuran insanoğlu, kendisine bir sığınak inşa etti. adına ise tanrı dedi. artık bir kademeli sistem mevcuttu. en üstte tanrı(yöneten), onun altında tanrının sevdiği kulları(yönetilen), en altta ise sevmediği kulları(rezil) mevcuttu. peki bu tanrı imgesini yaratma ihtiyacı neden doğdu? insan beyni, maddeyi tasavvur edebilen bir sistemdir. ve bu anlamda, gerçek dünyayı yani çevresini bilinç üzerine inşa ederken; dış evrenden bağımsız olarak, bir simgeler evreni meydana gelir. etrafında olup bitenleri kavramaya çalışırken, aynı zamanda kendi simgesel evrenine de aynı kaos hakimdir. nasıl ki, toprağa tohumu atmadan ve sulamadan buğday elde edemiyorsa; evrenin de aynı sistematiğe sahip olduğunu düşünür. ve böyle bir sabit gerçekliğe bağlı simgesel evren inşa sürecinde, tümdengelim hakimdir. kaos kavramını simgeleştirememe sorunu, kişide bir tümdengelim saplantısı haline dönüşür. kaostan kaçışın tek yolu, piramidin en üstünde yer alan bir tanrı imgesidir. bu aynı zamanda, bireyin kültürel evreninde oluşturacağı kurallar bütününün zemini olma özelliğini taşır.

    ve gelelim bu imgesel tanrının, sosyal zeminde vücut bulma sürecine; topluluk içinde yaptığı işler bakımından veya dna hataları sonucu, görünüşü veya davranışları diğer insanlara benzemeyen bireyler, yani simgeler evreninde belli bir sebep-sonuç dahilinde yorumlanamayan bireyler; tanrının sevmediği (lanetli) kulları katında yer aldı.
    ve şu anlayış yerleşti; "bu ucubeyi sahiplenirsek, bizim üzerimize de lanet yağar" evet lanet. lanetli insanlar, ya toplum dışına itildiler veyahut köleleştirildiler. artık bir "efendi" anlayışına sahip olan insanlar, efendilerini mutlu etmek istediler. ona mahsuller adadılar, insan adadılar vs. ancak bir sorun vardı. efendileri konuşmuyordu veya kendilerini dinlediğinden bir türlü emin olamıyorlardı. kendilerine bir "aracı" seçme ihtiyacı duyan insan, topluluğun en parlak üyesini "tanrının en sevdiği kulu" ilan etti.

    işte tanrı karşısında kendini pasifize eden insanın karşısında artık bir, "ara yönetici" kavramı mevcuttu. kademeli olarak, tanrıdan sonra en boyun eğilesi kişiler, işte bu kişilerdi. peki bu sistem nasıl devam edecekti. diğer aracı kişiler nasıl seçilecekti. ilk seçilen aracı kişilerin çocukları ne güne duruyordu? işte her şey bu noktadan sonra başladı. daha çocuk yaşta ekmek elden, su gölden yetişen bu bireyler; sistemden sonra var oldukları için, sistemi koşulsuz kabul ettiler ve olağan karşıladılar. zira onlar için daha öncesi yoktu. ve tabakalaşmayı iyice keskinleştiren bu yeni nesil, kapitalizmin ilk çocuklarıydı. o kadar doyumsuzlaştılar ki, bazen kendilerini "tanrı" ilan ettiler.

    ve bu tanrısal insanların etrafında, adeta gezegenin uyduları gibi, insanlar türemeye başladı. yol göstericiler, yardımcılar, havariler; adına ne derseniz deyin; bir sistemin farkında olan kişiler, sisteme dahil oluyor ve sistemden büyük ölçüde rant sağlıyorlardı. bu insanlar sistemin nasıl mı farkına vardı? misal bu insanlar sarayda çalışan insanlardı. yani yöneticinin, kutsal olanın yaşam alanına dahil olabilmiş kişiler. ve tanrı dedikleri adamın, göbeğini kaşıyan, sağa sola osuran biri olduğunu görebildiler. ancak bu insanlar, tanrılıklarını ilan etmediler, inşa ettiler. yani "halkı inşa ettiler". yani sistemin esas belirleyicileri, bu kişiler oldu. tanrıkrallar değil. tanrıkral, tanrılığın gereği olarak, halktan kopuktu. ancak havarilerin bir ayağı halkın içindeydi.

    havari olma hevesiyle yanıp tutuşan halk, bu yolun zenginlikten geçtiğini kavramaya başladı. zira tanrıkral, iktidarını güçlendirmek adına; halk içindeki küçük tanrıları (zengin veya güçlü bireyleri) bünyesine katıyordu. mevcut halk, artık sınıf bilinci olan bir topluluktu ve yegane amacı, sınıf atlayabilmekti. saray hayatı için tanrı krallara gerek olmadığını farkeden ve daha fazlasını isteyen havariler, yeni bir sistem yaratmaya başladı. halkın itaat etmesi için, tanrıkralın sadece bir sembol olduğunu da farketmişlerdi. onun görevi sadece, bireylerdeki sorgulama mekanizmasını yok etmekti. artık halk tanrıkrala değil, sisteme yani saraylara, altınlara, güce tapıyordu. şüphesiz ki kimsenin görmediği, duymadığı bir tanrı için, gerekli şartlar olgunlaşmıştı.

    sistem için, maddi sığınaklar inşa etmiş halkı idare etmek oldukça kolaydı. zira artık ne istediği kestirilebilen bir kitle mevcuttu. yavaş yavaş sistemin farkında olması sağlandı. ancak sistem tarafından yaratılan bir tanımla sistemi tanıyacaklardı. zamanla hakimiyetini sürdürebilmesi için, kitlelere yeni değerler sundu. yani tasmaladı. köle insanlar, efendi olabilme hayaliyle köleliğin gerektirdiklerini koşulsuz yerine getirdi. zengin olabilmenin an meselesi olduğu ve zenginliğin, evrenin bir parçası olduğu aşılandı. ve sadece krallar kaldı. yeni kralların tanrısallığa ihtiyacı yoktu. onların elinde sadece "iktidar" vardı. yani halkın simgeler evrenindeki yarı tanrı.

    bu anlamda kapitalizm, toplumların tanrıyı yaratma sürecinden ve bireyin tanrı inancından bağımsız olarak tanımlanmaya çalışıldığı vakit; eksik kalacaktir.

    "Sezar' ın hakkı Sezar' a, Tanrının hakkı Tanrıya"

    (bkz: matta 22:15)

    paulus' un hükümeti, tanrının dünyadaki yansıması olarak yorumlaması.

    (bkz: paulus)
    1 ...
  12. 249.
  13. özel mülkiyet hakkıyla alakaksından daha çok gücün bir çeşidi olan sermayenin toplum vede ekonomi üzerindeki hakimiyetini sağlayan güç sisteminin tanımıdır.. sermaye gücü aynı askeri güç poltik güç dini güç gibi güç çeşitleri arasında yer alır.
    0 ...
  14. 250.
  15. paraya sahip olan herkesin içinde bulunduğu sistemdir. para; güçtür. kapitalizme karşı çıkanların genelde parası yoktur, işci sınıfıdır. ne hikmetse parayı buldukları zaman birden bile onlarda sevmeye başlarlar...
    0 ...
  16. 251.
  17. 252.
  18. kapitalizm rekabetin, rekabet azmin ve çalışmanın, azim ve çalışma da şu anda enrty girdiğiniz bilgisayarların icadının müsebbibidir.
    1 ...
  19. 253.
  20. facebook'ta bir application idi bir aralar ama pek tutulmadı.
    1 ...
  21. 254.
  22. Fakirden alıp zengine verme sanatıdır. Şimdi fakirden ne alabilirler sorusu aklınızdan geçiyorsa, artı değer nedir araştırılıp öğrenilsin.
    3 ...
  23. 255.
  24. çalışanın iliğini sömüren, büyük balığın küçük balığı yediği; oysa sadece balık olmanın hiç bir öneminin olmadığı, bir ucunun emperyalist sömürgeciliğe uzanıp insanların sınıflara ayırıldığı sistemdir.
    0 ...
  25. 256.
  26. elbet bir gün yıkılacak, yerle bir olacak, yerini başka sistemlere bırakacak emek sömürme şeysi.

    (bkz: kapitalizmin insanın doğasına aykırı olması)
    3 ...
  27. 257.
  28. 258.
  29. facebookta farmville çete savaşları gibi çağ açıp çağ kapayan uygulamalardan sonra, piyasa girmekte biraz zorlanan yerli malı uygulama.
    1 ...
  30. 259.
  31. Kapitalizm en yalın biçimi paran varsa yaşa yoksa geber.
    3 ...
  32. 260.
  33. insan fıtratında yer alan güce düşkünlüğün en modern vasıtasıdır. gücün modern çağdaki evrimidir.

    geçmişte güç adına insanlar tanrı olmuş kral olmuştur. şimdi kapitalist oluyorlar.
    3 ...
  34. 261.
  35. facebookta sükse yapmaya başlayan yeni bir oyun.

    yakın tarihsel açılımıyla ise: senelerdir komünizme alternatif olmuş ya da komünizm kendisinin alternatifi telakki edilmiş olması hasebiyle cici bir şey. bazıları "doğanın kanunu" ve "seleksiyon" zırvasıyla savunmuş, bazıları "fırsat eşitliği" diyerek sevmiş, bazıları rekabetçiliği ve neticesinde müteşebbis zekasını ortaya çıkardığı için kollamış, devletine ekonomik sistem biçmiş. bunlar kapital e hürmet etmek için ortaya atılabilecek makul nedenler.

    elim olan ise; bu nedenlerden bir haber olmasına rağmen "kapitalizm olmasaydı bu teknoloji olmayacaktı" düşüncesiyle kapital e hürmet edenler. öncelikle bu arkadaşlar bilmeli ki kapitalizm benzinle çalışan bir sistem değil. temelinde insan emeği hakim olan bir sistem. nitekim teknolojik durumunu geliştirmeden önce finansal durumunu güçlendirmeleri gerekiyor ki bu da emeğin yoğun bir sömürge sürecinde işlenmesiyle mümkün. bu süreçte ise manifestoda "antagonizma" olarak geçen çarpık ilişkilerin süregitmesi gerekiyor. yani; cüzi miktardaki sermaye sahibi cüzi bir emek harcayarak çok para kazanacak ve sermayesini güçlendirecek. yüksek sayıdaki ücretli emekçiler yüksek efor ve zaman harcayarak düşük miktarda para kazanacak ve patronlarının güçlerini perçinleyecekler. yani güzel kardeşim; teknolojinin bu seviyeye gelişmesi elbette kapitalizmin neticesi fakat bu süreçte tahakküm edilen işçilerin emekleri* tarihte boş bir sayfa olarak duruyor. yani havaya karışmış karşılıksız bir çaba ve hayat fedası söz konusu. şu anda da teknoloji halen ilerlemekte ve senin bilgisayar başında hissedemediğin bir esbap var. yani bitmiş değil, kapitalizm doruklarını yaşıyor. çarpık ilişkiler küreselleşme nedeniyle eskisi kadar belirgin olmasa da, eskisi kadar çaplı bir emek sömürüsü yapılmasa da eskisine nazaran daha güçlenmiş,kuvvetlenmiş geliyor. bir fark daha var; artık hissettirmiyor ve bu yüzden tatlı.
    1 ...
  36. 262.
  37. Facebookta yeni açılan bir oyun. oldukça eğlenceli bir vakit öldürgeci.

    http://www.internetspor.c...imi-itiraf-news28937.html

    (bkz: kapitalizm on facebook)
    1 ...
  38. 263.
  39. mevcut sistemler arasındaki en iyi sistem.
    sosyalizm mi? ya bırakın bu boş hayalleri.
    3 ...
  40. 264.
  41. her sistem gibi kendi sonunu getireceği diyalektik olarak kesin sistemdir. bunun yanında herşeyi metalaştırma gibi bir özelliği de vardır bu sistemin * teknoloji ilerledikçe azalan artı değerle birlikte kar oranı azaldığından... (bkz: karl marx)
    2 ...
  42. 265.
  43. insan hayatına kaliteyi sokan, tiky gençlere çalışan sistem.
    (Örneğin: babası asgari ücretle çalışan bireyin 110 tl'ye converse alıp kişisel tatmin düzeyini maksimize edebilir)
    1 ...
  44. 266.
  45. Fabrikada tütün sarar..
    sanki kendi içer gibi..
    oturmuş da hayal kurar..
    bütün insanlar gibi..

    Kapitalizmin kime hizmet ettiğini, kimi sömürdüğünü güzel anlatır yada ben fazla anlam yüklüyorum bu parçaya ahmet kaya' dan dinleyince.
    2 ...
  46. 267.
  47. (bkz: the american dream)
    sosyalist bir insanın bile ne kadar inkar etsede nimetlerinden faydalandığı sistem.
    (bkz: malboro)
    (bkz: mc donalds)
    (bkz: coca cola)
    (bkz: pepsi)
    (bkz: burger king)
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük