yakın tarihsel açılımıyla ise: senelerdir komünizme alternatif olmuş ya da komünizm kendisinin alternatifi telakki edilmiş olması hasebiyle cici bir şey. bazıları "doğanın kanunu" ve "seleksiyon" zırvasıyla savunmuş, bazıları "fırsat eşitliği" diyerek sevmiş, bazıları rekabetçiliği ve neticesinde müteşebbis zekasını ortaya çıkardığı için kollamış, devletine ekonomik sistem biçmiş. bunlar kapital e hürmet etmek için ortaya atılabilecek makul nedenler.
elim olan ise; bu nedenlerden bir haber olmasına rağmen "kapitalizm olmasaydı bu teknoloji olmayacaktı" düşüncesiyle kapital e hürmet edenler. öncelikle bu arkadaşlar bilmeli ki kapitalizm benzinle çalışan bir sistem değil. temelinde insan emeği hakim olan bir sistem. nitekim teknolojik durumunu geliştirmeden önce finansal durumunu güçlendirmeleri gerekiyor ki bu da emeğin yoğun bir sömürge sürecinde işlenmesiyle mümkün. bu süreçte ise manifestoda "antagonizma" olarak geçen çarpık ilişkilerin süregitmesi gerekiyor. yani; cüzi miktardaki sermaye sahibi cüzi bir emek harcayarak çok para kazanacak ve sermayesini güçlendirecek. yüksek sayıdaki ücretli emekçiler yüksek efor ve zaman harcayarak düşük miktarda para kazanacak ve patronlarının güçlerini perçinleyecekler. yani güzel kardeşim; teknolojinin bu seviyeye gelişmesi elbette kapitalizmin neticesi fakat bu süreçte tahakküm edilen işçilerin emekleri* tarihte boş bir sayfa olarak duruyor. yani havaya karışmış karşılıksız bir çaba ve hayat fedası söz konusu. şu anda da teknoloji halen ilerlemekte ve senin bilgisayar başında hissedemediğin bir esbap var. yani bitmiş değil, kapitalizm doruklarını yaşıyor. çarpık ilişkiler küreselleşme nedeniyle eskisi kadar belirgin olmasa da, eskisi kadar çaplı bir emek sömürüsü yapılmasa da eskisine nazaran daha güçlenmiş,kuvvetlenmiş geliyor. bir fark daha var; artık hissettirmiyor ve bu yüzden tatlı.