kızarmış ekmek olacak üzerine tereyağ ve balı süreceksin yanında tavşan kanı çay bir ısırık ekmekten bir yudum çaydan alacaksın sonra eşofmanları giyip spor yapmaya.
kahve+altı=kahvaltı.. *
insanlar eskiden öyle bir uyurmuş ki.. uyanması için uzun süre geçmesi gerekirmiş..
o süreyi azaltmak için kahve içmek istermiş bunlar..
bir süre sonra kahve içe içe, çıplak olan bu ilkel insanların penisinde işlev bozukluğu görülmüş.. o ereksyon halinde olmayan penisin cazibesi de kalmayınca, kızlar tarafından tercih edilmez olmuşlar..
''kahveden önce bir şey yemek lazım'' fikri öne sürülmüş.. böylece kahve altı yani kahvaltı kavramı doğmuştur..
Zaten sırf "yemek için yenilir", istek yok, aç da değilim çoğu zaman. Ki, genelde yemekten fazla derin derin düşünülür. Hazır sessiz ortamı bulmuşken...
Ayrıca zamanla yemenin bir anlamı da kalmadı, her şeyin tadı aynı gibi, sıkıcı gibi. Sırf ihtiyaç olduğu için yiyorum. Çoğu zaman akşam yemeğini atlıyorum hatta. Uyuyorum.
Simit, beyaz peynir, yeşil zeytin salatası, hormonsuz domates, çok az sucuk, vişne reçeli ve demlenmiş çaydan oluşursa orgazmdan tatlı olan şeyler listesinde yer bulması sürpriz olmaz.
güneş bulutların arasında cee yapıp kaçarken, stadın önünde yüzüne çarpıp duran rüzgarın sinirini çıkarırcasına bağırıyordu simitci; simiydddyyğeeeee!
cebimdeki bozukluklarıma baktım. çoğu 10 kuruştan fazla olmayan, ama cebimde fazlaymış gibin alabildiğine ses çıkaran bozukluklarımın arasından nihayet 50 kuruş buldum. tam simitciye verecektim ki.. rüyadan omlet-sucuk kokusuyla uyandım. rüya değil kabus amına koyum o nasıl fakirlik öyle.
çok yazilmistir ama yazmakta fayda var. gün en önemli öğünüdür efenim. genelde yoğun is hayati yada okul yüzünden birçok insan tarafindan iki kuru poğcayla geçistirilse de kahvalti mühimdir.
benim içinse kahvalti bir tutkudur. 7/24 kahvalti yapmaya programlanmis gibiyimdir. sicacik ekmek, kekikli zeytin, beyaz peynir, bögürtlen reçeli, sahanda yahut rafadan yumurta, domates, salatalik, ve çayim olsun benden mutlusu olamaz. genelde çok yemek yemeyen ben o kahvaltiyi iki buçuk saatten önce bitirmem. nasil bir zevk içinde yaydira yaydira yerim sormayin. hep söylerim
beni akşam yemeğine çikarmayin beni kahvaltiya götürün diye.
son olarak şairin de dediği gibi:
yemek yemek hakkinda ne düşünürsünüz bilmem ama, kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmali.
yalnızken hunharca yenilemeyen tek öğün olsa gerek. şu an deli gibi açım; ama yarın tek başıma kahvaltı yapmak zorunda olduğum için yemeyi düşlediğim hiçbir şeyi yiyemeyeceğim.
Şöyle ortaya bol proteinli(58gr) bi yiyecek yanına peynir zeytin tahin pekmez yanında sımsıcak bi çay ve ardından yakılan ve günde 1 tane içtiğim sigara benim için kahvaltı tanımıdır, kaslı olmak bunu gerektirir.
bende hiçbir zaman googleye kahvaltı yazdığımızda çıkan görsellerdeki gibi geçmeyen öğündür. peynir, salam, zeytin.. bilemedin reçel. o ne öyle on bin tane tabak.