güneş bulutların arasında cee yapıp kaçarken, stadın önünde yüzüne çarpıp duran rüzgarın sinirini çıkarırcasına bağırıyordu simitci; simiydddyyğeeeee!
cebimdeki bozukluklarıma baktım. çoğu 10 kuruştan fazla olmayan, ama cebimde fazlaymış gibin alabildiğine ses çıkaran bozukluklarımın arasından nihayet 50 kuruş buldum. tam simitciye verecektim ki.. rüyadan omlet-sucuk kokusuyla uyandım. rüya değil kabus amına koyum o nasıl fakirlik öyle.