Erkeklerin en çok sevdiği, en çok nefret ettiği, en çok sadık olduğu, en çok ihanet ettiği, erkekler için kimi zaman anne kadar kutsal, kimi kadar günü birlik eğlence olarak görecek kadar değersiz..
Bir çok sıfatını erkeklerin koyduğu varlık.
Halbu ki kadın ve erkek asıl itibari ile sadece insan.. Aralarında bir iki fizyolojik ve zihni farklılıktan öte bir şey yok..
Nihayetinde Rabbimin dediği gibi müslümanlar için geçerli olan tek hakikat.. üstünlük sadece takvada..
Demokrasinin altın çağını yaşadığı düşünülen ve demokrasiyi icat eden eski yunan kültüründe kadının yaradılışı mitolojide şöyle tasvir edilir:
Zeus'un kadını yaratma görevi verdiği oğlu hephaistos olympos'taki tanrıçaların en güzeli olan karısını model alır ve bir kadın heykeli hazırlar. Ancak heykelin kalbine ruh yerine kıvılcım koyar. Böylelikle canlanan heykele bütün tanrı ve tanrıçalar kendilerinden birer hediye vererek süslerler. Adını da "bütün armağan" anlamına gelen pandora koyarlar.
Bütün tanrılar ve tanrıçalar çiçekler, süslü elbiseler, altın gerdanlıklar verirken hermes kadının kalbine hiyanet ve aldatıcı sözler yerleştirmiştir. Zeus ise bir kutu verir ve kesinlikle açmamasını, eğer açarsa bütün güzelliklerin uzaklaşıp yerine kötülüklerin geleceğini söyler ve kadını dünyaya gönderir. Ancak pandora dünyaya gelir gelmez merakına yenik düşer ve kutuyu açar. Kutu açılır açılmaz bütün kötülükler dışarı çıkar. Pandora pişmanlıkla kutuyu tekrar kapatır. Kutunun içinde sadece umut kalmıştır.
Eski yunan medeniyetinde de belli ki, erkekler arası bir eşitliğin sözkonusu olduğu demokrasi mevcut. Tıpkı günümüz en modern toplumlarında dahi olduğu gibi...Ayrıca köleliğin olduğu bir toplumda neyin demokrasisi bu allah aşkına? Demokrasinin altın çağının yaşandığı bir toplumda platon ve aristo'nun en ideal yönetim şekli olarak mutlak monarşiyi savunması ise bambaşka bir çelişki. Demokrasi her topluma her çağa "bol gelen" bir gömlek anlaşılan!
Velhasılıkelam yasak elma hikayesinde olduğu gibi yine dünyadaki tüm kötülüklerin kaynağı kadın olmuştur.
Kadına değer veren bir belediye.Maltepe belediyesi.
Her türlü şiddet baskı ve sömürüye karşı kadınların kendilerini savunabilecekleri bi noktadan tutunabilmeleri için çalışmalar başlatmış.Kadın dayanışma derneğiyle birçok kadına değer katmışlar.Helal olsun Ali başkan.
kadın cumhuriyete kadar hep 3. planda tutulmuş cumhuriyetin kurulmasıyla hak ettikleri eşitliği Atamız sayesinde almışlardır. birde m.ö den önce paganlar vardı bunlarda kadına gerektiğinden fazla değer veriyorlardı kadınları tanrısallaştırmıştılar. paganlar yerini roma imp. luğuna bıraktı bunlar ise tanrı ilahi varlıktır dediler ve kadınları 2 ve 3, plana ittiler 1900 lü yıllara kadar avrupa da bu böyle devam etti asyada ise türklerde felan kadın erkekten sonra geliyordu son sözü evde erkek söylerdi kadın erkeğin emrindeydi çadırda düzen bu şekilde işlerdi.
Umarım sadece ilgi çekmeye çalışıyorsundur.aksi taktirde az çok okuma yazma bilip de, şu cümleyi kuran bir insanın olması beni üzer.
"kadınlara oy hakkı verilmesi medeniyetimizi yavaşlatan büyük bir aşağılanma hareketidir."
Medeniyet nedir?
ülke veya toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat, bilim ürünlerinin tamamı.
Peki sen bu mediniyet unsurları arasında kadını hangisine sığdıramadın da tehdit, ayakbağı olarak gördün?
Kadın dediğin güçlüdür sevmedikçe. Sevince kendinden ödün verir. Sevince unutamaz peşinden gider. Sevince aptallaşır. Gözü görmez , kin tutamaz, özsaygısını yitirir.
.........
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
.....
nazım hikmet----kadınlarımız şiirinden alıntıdır.
Müthiş bir sabır metabolizmasına sahip, erkeğin zıt yaratılışı olmaktadır. Memeli insan topluluğu olarak yaratılmış ve oldukça sabırlı oluşları ile dikkat çekerler. Genelde anne, abla, bacı, yenge, hala, teyze, anane, nine gibi söylemlerle hitap edilir. Tanınmayan cinse ise bayan ya da hanımefendi diye seslenilir. Ayrıca görünmeyene ise başlıktaki gibi kadın denir. Aslında hitap ederken kadın denmesi gereken insan ırkıdır.
Yurdumuz ve dünya genelinde bir çok erkek istatistiklerine baktığımız zaman başka bir erkeğin değil, sadece kadının sabır edeceği bir varlık olduğu düşünülüyor.
Bazı kesimlere göre; dünyaya erkeğin gelmesinden sonra herhangi bir huzursuzluk yaşanmadığı için bu huzursuzluğu sağlamak adına yine dünyaya getirilen dişi varlıktır. Kadınlar dünyaya geldikten sonra savaş, kavga ve küfür ortaya çıkmıştır inancı olanlar var.
Erkeğin dişi versiyonu. Özünde her ikisi de ademoğlu. Özelde farkı yapıcı olması. Üretkenliği. Mücadele azmi sabrı ve tahammülü. Şefkati merhameti ve özverisi. ilaveten ülkem kadınlarının çilekeşliği. Belkide bu yüzden, sırf bu yüzden Anneliğin bir kadına çok şey kattığına inananlardanım. Anaların hakkı ödenmez.
Tek dileğim kadın cinayetlerinin son bulması. o da ancak idam gelirse düzelir. Başka da bir mümkünü yoktur.
'Beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi, boş yere mağaramdan çıkarma. Beni alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna.'