Demokrasinin altın çağını yaşadığı düşünülen ve demokrasiyi icat eden eski yunan kültüründe kadının yaradılışı mitolojide şöyle tasvir edilir:
Zeus'un kadını yaratma görevi verdiği oğlu hephaistos olympos'taki tanrıçaların en güzeli olan karısını model alır ve bir kadın heykeli hazırlar. Ancak heykelin kalbine ruh yerine kıvılcım koyar. Böylelikle canlanan heykele bütün tanrı ve tanrıçalar kendilerinden birer hediye vererek süslerler. Adını da "bütün armağan" anlamına gelen pandora koyarlar.
Bütün tanrılar ve tanrıçalar çiçekler, süslü elbiseler, altın gerdanlıklar verirken hermes kadının kalbine hiyanet ve aldatıcı sözler yerleştirmiştir. Zeus ise bir kutu verir ve kesinlikle açmamasını, eğer açarsa bütün güzelliklerin uzaklaşıp yerine kötülüklerin geleceğini söyler ve kadını dünyaya gönderir. Ancak pandora dünyaya gelir gelmez merakına yenik düşer ve kutuyu açar. Kutu açılır açılmaz bütün kötülükler dışarı çıkar. Pandora pişmanlıkla kutuyu tekrar kapatır. Kutunun içinde sadece umut kalmıştır.
Eski yunan medeniyetinde de belli ki, erkekler arası bir eşitliğin sözkonusu olduğu demokrasi mevcut. Tıpkı günümüz en modern toplumlarında dahi olduğu gibi...Ayrıca köleliğin olduğu bir toplumda neyin demokrasisi bu allah aşkına? Demokrasinin altın çağının yaşandığı bir toplumda platon ve aristo'nun en ideal yönetim şekli olarak mutlak monarşiyi savunması ise bambaşka bir çelişki. Demokrasi her topluma her çağa "bol gelen" bir gömlek anlaşılan!
Velhasılıkelam yasak elma hikayesinde olduğu gibi yine dünyadaki tüm kötülüklerin kaynağı kadın olmuştur.