aslında izmir i şirincededen tire den kemalpaşadan anlatayım biraz değişik olsun..
evdekiler uyuyor güzel bir pazar günü şeytan dürtüyor beni..garajda motosiklete koşuyorum hemen..hava sıcak haziran ayından birgün.. mp3 çalarımı taktım kulağıma , saat 9 sabahın serinliği bitmek üzere bunaltıcı bir sıcak hissetiriyor kimin umrumda kaskımı takıyorum siyah montum her zamanki gibi şık havalandırmalarını açmışım çoktan . kontağı çeviriyom nazlı bir marş sesi sonra motor çalışıyor biraz ısınsın diye rölantide bekliyorum bu arada şarkılara ayar veriyom mp3 çalardan .. bu kadar bekleyiş yeter körfez manzarası ile bornova ya iniyorum. iki gevrek alıyorum çayla birlikte.. saat 9:30 olmuş bile yeter bu kadar oyalanma.. şeytan dürtüyor küçükparka giriyorum , eğlencenin dibine vurulmuş sokaklardan belli dükkanlar yeni açılıyor direk ege üniversitesinin önünden kemalpaşa yoluna çıkıyorum. hızım 80 - 90 bir otobüs soluyorum içerden minik eleman bana bakıyor siyah eldivenim ile selam veriyorum ufaklığa. kemalpaşa şehirdışındadır kirazı ile meşhurdur ama gizli cenneti vardır ki içinde kimse bilmez.. kemalpaşa nın içinden geçiyorum yiğitlerden bozdağın eteklerine çıkıyorum yol üzerinde mola veriyorum kirazlardan göz hakkı almam lazım.. karnım doyuyor resmen bu kadarı yeter diyip yola devam ediyorum tek başımayım tek ve özgür .... virajlı rampaları eziyorum tekerlerime iz olarak kalıyor viraja yatışlarım. yarım saat sonra bozdağ a varıyom gözümün önünde mükemmel manzara... ödemiş selçuk tire hepsinden bir parça görüyorum.. ovalar tarlalar herşeye yüksekten bakıyorum. mp3 çalarda albüm bitiyor kimin umrumda.. 90 larda kaldım ben , açıyorum levent yüksel i.. tireye bana motosiklet sevgisi aşılayan abime süpriz yapmaya karar veriyorum kaskımı takıyorum tekrar çıktığım rampalar kadar virajlı inişler beni bekliyor yardırıyom tek başıma limitleri zorlayarak ölüme meydan okuyarak .. izmirin dışındadır tire köftesi ile meşhurdur . tireye varıyorum köfteci hacı baba ilk durağım.. ünlüler gelmiş takılmış burda gazetelere çıkmış .. köfteyi söylüyorum bu arada abimi arıyorum fazer i alıp geliyor yanıma birlikte köfteleri götürüyoruz. üzerine lor tatlısı ahududu reçeli ile şenlendiriyor bizleri. çayları içip kalkıyoruz nereye ? şirinceye tabiki. yola çıkıyoruz 125 cc lik motorum son haddinde 130 km ile yarıyor rüzgarı fazer ile eşlik ediyor abim. şirince ye varıyoruz vincent şarabı alıyoruz böğürtlenli. artık üretmiyolar şarabı burda sadece satıyorlar. muhabbet gır gır saat 3 ü geçmiş çoktan evdekiler merak ediyor telefon çalıyor bahene ile geçiştiriyom arkadaşımdayım diyorum nerde olduğumu söylemiyorum akılları bende kalmasın endişelenmesinler. çakırkeyif bir kafa ile çıkıyoruz kuşadasına gitmeye karar veriyoz yardırıyoruz virajlı yollarda değiştiriyoz motorları 125 den 600 cc ye geçiyorum. 12.5 hp 98 hp ye terfi ediyom . biraz ürkütücü geliyor motorun sesi aldırmıyom bunun da üstünden gelirim kendime güveniyom 2 şeritli kuşadası yolunda arabalarla dalga geçerek gidiyorum 130- 140 km ile arkamda kalıyor küheylanım ile abicim (: virajlı yollarda yetişiyor bana dersimi veriyor yine önüme geçiyor . davutlara geliyoruz millet ailecek gelmiş . denize giriyorlar kamp yapıyorlar. davutlarda bir bardak sıcak çay içiyoruz . tireye dönmemeye karar veriyor abim alsancak a geçelim diyor bana uyar. yolu uzatıyoruz güzelbahçe narlıdere konak alsancak yapalım diyoruz. motorları değişiyoruz tekrar kendime kızıyorum 250 km lere çıkan motosikleti verip 130 km de takılan emektarımı alıyom tekrar bu sefer dalga geçme sırası onda kopup gidiyor önümden ben arkadan müzik dinleyerek geliyorum güzelbahçee varıyoz imbat karşılıyor bizi mis gibi deniz havası ile. yazlık mekanlarla dolu burası sezon açılmış tabi akşam yemeğinde rakı balık yapmak isteyenler trafiğe neden oluyor kimin umrumda arabalarn aralarından yılan gibi geçiyorum yaşasın diyorum 125 cc arkamda kalıyor 600 cc trafikte :D güzelbahçeyi de geçiyoruz narlıdere geliyor çeşmeden karaburundan gelen yazlıkçılar 4 şeritli otobanı işgal ediyor. 2. şeritte devam ediyom inciraltı geliyor yolun sonunda. (incir altı pazar kahvaltısı yapabilceğiniz kız arkadaşınız ile güzel bir akşam geçirebilceğiniz , arkadaşlarınızla nargile ile muhabbetin dibine vurabilceğiniz bir yer)inciraltını pas geçiyorum . buram buram deniz kokuyor imbat ile biraz da serinlik geliyor değerlendirmem lazım kaskın vizörünü açıyorum(kaba tabir camı) bunları tekrar yapamayabilirim gibi bir his var içimde günü sonuna kadar değerlendirmek istiyorum gün batımında alsancakta olmamız gerekiyor . konak a geliyoruz tarfikte güç bela saat kulesinin önünden geçiyoruz kırmızı ışık yanıyor duruyorum arkadam yırtarcasına bir ses çoktan gelmş abim haberim yok biraz artislik yapıyoz millet hiç yadırgamıyor nasılsa izmir piçleri diyorlar. ışık yeşile dönüyor tam gaz açıyorum gti bir arabayı geçiyorum kalkışta (yaşasın RR).. arnavut kaldırımı taşından döşenmiş kordon yolunda her zamanki çayır çimenimize oturuyoruz km 300 ü çoktan geçmiş bile... iyi geçmişim günün yorgunluğunu midye dolma ile atmaya çalışıyorum. diğer arkadaşımız geliyor elinde biralar gün batımını izliyoruz beraber kimse yadırgamıyor çünkü gavuruz biz alışığız bunlara. atlı polisler geçiyor selam veriyoruz onlar da karışılıksız bırakmıyor. saat 10 a geliyor tekrar telefon çalıyor babam fırça atıyor bütün gün dışarda sürttün diye cevap vermeyip geç geleceğimi söylüyorum. telefon tekrar çalıyor sınıf arkadaşım küçükpark a çağırıyor tavla atmaya geri çevirmiyom abilerim ile vedalaşıp teşekkür ediyorum güzel gün için. onlar iki motorcu devam ediyor sohbetlerine. kordondan hemen çevre yoluna çıkıyorum trafik var canım sıkılmıyor sürücüler beni görüp yer açmaya çalışıyor. 15 dk sonra bornova ya varıyorm(bornova her ege üniversitesi öğrencisinin bildiği yerdir) küçükparka girmeden önce üniversite pastanesinden boyoz alıyorm 5 tane . cafelerin olduğu sokağın girişine park ediyorum motorumu teşekkür ediyorum kendisine yolda bırakmadığı için naz yapmadığı için. kaskı çıkarıyorum mp3 çaların şarjı çoktan bitmiş kulağımda kalmış * kızlı erkekli 16 - 30 yaş herkes gelmiş sohbetler koyu , mis gibi nargile kokuyor etraf otantik cafe ye geçiyorum karşim 2. çayını içiyor boyozlardan 1 tane veriyorum karnımı doyurup tavvlaya geçiyorz. 5-2 alıyorum maçı hesabı ona havale diyorum evka 4 çıkıyorum . körfez manzarası bana bakıyor 5 dk duruyom günün yorgunluğu üstümde hayaller kuruyorum üniversite nasıl olacak ? geleceğim ne olacak ? telefon çalıyor tekrar babam merak ediyor açmıyorum 2 dk sonra evde olcam nasılsa hayallerim bitiyor tabiki atlıyorum motora kaskım kolumda eve varıyorum bizimkilere misafir gelmiş balkon sefası yapıyorlar (hemen hemen bütün izmirliler bilir bu sefayı ev de körfezi görünce tadından yenmiyor o da ayrı bir mevzu) önder amca kaçak eve geldi diyor * babam önce fırça atıyor sonra tabure çekiyor bana muhabbet koyu uzayıp gidiyor... ah izmirim ben bu kadar özleyeceğimi bilmezdim seni şimdi uzaklardayım motorum da yok beni anlayan birileri de :( kıymetini bilin izmirin ..
modlara : bir pazar kaçamağını izmir in değişik yerlerini gezerek yaptım . bunu da elimden geldiğince anlattım kusurumuz varsa affola
"gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren, yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"tükürsek cinayet sayılır" diyordu birisi
ve tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların" *
* hele ki sabah kahvaltısında boyoz, haşlanmış yumurta ve çay keyfi kelimelerle anlatılmaz. Alsancak, hatay, göztepe derken kendinizi göz göz kumrucusunda bulursunuz. Orada ki usataya "ustam herzamankinden" şeklinde seslenip kumrunuzu beklersiniz. Saat 14:00 gibi sevgilinizle buluşursunuz. hazır göztepe mevkisindeyseniz dolunay pastanesinde sevgilinizle çay muhabbeti yapabilirsiniz. Çaylarınız bittikten sonra sevgilinizin elinden tutup göztepe de gezinmeye başlarsınız. Üç kuyulara gelmişsinizdir. Köşede ki meydan marketten 2 tane ayran alırsınız. Gevrekçi Hüseyin ustayı ziyaret eder, taze gevreklerinden 2 tane alırsınız. Üç kuyular meydanından oyak sitesine tırmanmaya başlarsınız. Akşam saat 19:00 - 20:00 sularında şehir ışıkları yanmaya başlar. Oyak sitesinden izmiri ve deniz manzarasını izlemek tam bir gavur izmirli işidir. *
bir izmirli için dünyanın en güzel şehri, en güzel insanlarının bulunduğu yerdir. güneş en güzel orada batar, rakı en güzel orada içilir, dostlukların aşkların en güzeli yaşanır. ve bunun gibi şeyler.
türkiye nin en güzel ve en medeni şehirlerinden biri olduğu gerçeğini gözardı etmeyerek, işi fetiş boyutuna ulaştıranların memleketi.
Tayyip Erdoğan'ın "gavur" sıfatına maruz kalmış, entellektüel ve aydın insanları ile cumhuriyetin kalesi ilan edilmiş bir şehir olmasına rağmen, akp karşıtı örgütlenmenin hiç de zannedildiği gibi demokratik ve sol kapsamlı olmadığı görülen, aksine insanlarının yavaş yavaş bir kürt düşmanı haline geldiği il. Bu kafayla giderlerse belki izmir'i akp gericiliğine teslim etmezler ancak sol adına siyasi bir gelişme gösteremeyecekleri de açıktır.
Ona her geri dönüşümde; sabuncubeli'nden ışıklarını gördüğüm anda bir mabede girmiş gibi huşuyla dolarım. özgürlükler şehri... insana her anı mutluluk haz veren şehir!!! iyiki gidip gördüğüm ve yaşadıgım dediğim şehir !!!
bir istanbul´lu olarak izmir sehrini begendigimi söylemeliyim. halki cok cumhuriyetcidir. vatanseverdir. kizlari cok güzel ve cogunlugu tas gibidir. pek iktidar yanlisi olmadiklari icin bazi tanidik sesler izmir icin "gavur izmir" demekten kendilerini alamamislardir.
izmirli´ler istanbul´un sehir yapisi olarak izmir´den cok daha karmasik olduguna, izmir´in cok daha basit bir planlamasi oldugunu söylemelerine ragmen, ben izmir´de sadece kordonboyunu bilirim. bana o virajli bir rampa var, onu ciktiktan sonrasi cok karisik gelir.
endüstriyel olarak bakacak olursak izmir halen daha sanslarini kullanmayan bir sehirdir. devlet´in izmir´i cok daha stratejik olarak degerlendirmesi lazim. izmir ´e bir kere cok iyi "yavas"-hizli degil- demiryolu getirilmesi, ve izmir limaninin cok daha büyütülmesi oradan trenle asya ve rusya yönüne hatta birkac hatlik (cok mu ucuyorum?) yük treni hatlari kurulmasi lazim. izmir limani avrupa´yi cin´e ,iran´a rusya´ya baglayan bir köprü yapilabilir. izmir bu bakimdan potansiyeli antalya ve mersin le birlikte en yüksek sehridir.
buna ragmen limani cok kücüktür. yani stratejik önemiyle kiyaslanirsa, oyuncak bir limandir desek yeridir.
bunun disinda istanbul ve ankara´yla her saat basi bir trenin kalkabilecegi bir illa hizli olmasina da gerek yok, tren 150 km hiz yapsa yeter, 150 km hizla bir tren istanbul´a 3,5 saatte girer, trenyolu yapilmasi gerekir.
düsünsenize türkiye´de hala istanbul- ve izmir arasinda dogru düzgün demiryolu baglantisi yoktur. birisi 1. digeri 3.en büyük sehirler ülke iller siralamasinda. böyle 1. ve3. büyük illerin birbirleriyle demiryolu baglantisinin olmadigi hicbir avrupa ülkesi yoktur. hayir, yolcuyu gec, yük olayi cok aksar, gerci yolcu da aksar...
izmir hakkinda söylenebilecek cok daha fazla sey vardir. ne turistik potansiyeli ne de ticari stratejik potansiyeli dogru düzgün kullanilmayan bir sehirdir izmir. izmir´in su an oldugundan cok daha atak, cok daha ilerlemis, bir kere gercek bir demiryolu kavsagi olmasi lazim.karadeniz kiyisindan rusya´ya konya-kayseri diyarbakir yönünden iran´a vizir vizir yük trenlerinin gidiyor olmasi lazim. trenle bir yük bir gemiden cok daha hizli nakledilir. o yüzden böyle anadolu gibi bir yarimadanin tam burnunda olan bir izmir´in kücücük oyuncak gibi bir limani olmasi olmaz.
ben izmir´in türk denizciligi icin cok önemli bir sehri oldugunu düsünüyorum.türkiye´nin köprü konumunun anlasilip iyi kullanilmasi oraninda, izmir de buna paralel olarak gelisecektir.
bazen cennet. bazen cehennem.
bazen "yaz olsa da dönsem" denilen.. bazen nefret edilen.
bilinir ki, bi' şehirden sırf içindeki insanlar yüzünden bile nefret edilebilir ya da bir şehir içinde özlenen varsa güzelleşebilir.
su zamanlarda sol frame'de goruldukce b.k atma yarisina girilen, ama ve ama aynı kisilerce neden akp kazanamadi analizi yapılmayan, yapılamayan sehir..
konya, kayseri'yi akp kazaninca abd'den ithal toplum uzmanlari bunun nedenlerini akp basarisina bagliyor da, iş izmir'e gelince neden bu sehirdeki secimin sonucu izmir'li salak secmene baglaniyor?..
iste bu insanlarin demokrasi anlayisi bu..
aslinda gercekten salak olan, abd uydusu olan kim acaba?????
gavur izmir geyiğinin bokunu çıkaran insanlara sahip şehir. alınmayın lan tamam denize döktünüz ama hala alması gerekenden fazla oy alıyor o sözü söyleyen adam orada.
tamam tepkinizde haklısınız da, beni bile sıktı lan şu gavur izmir muhabbeti.