Hiç edebiyatını yapamayacağım. hükumet ve belediye elele vererek şehri yaşanmaz hale getirdiler. üzerine bi de bok varmış gibi, izmir'e akın eden göç dalgası gelince insanın gözü ne denizi, ne kordonu görüyor. her tarafta aylarca süren yol çalışmaları, bir türlü kapatilmayan çukurlar vs.
doğduğum, büyüdüğüm ve aşık olduğum şehirdi. 50+ ülkede yüzlerce şehir görüp her seferinde "dünyanın en güzel şehrinde doğup büyümüşüm ne şanslıyım" dedim. lakin şu an geldiği noktadan iğreniyorum. benim aşık olduğum izmire tecavüz ettiler, içinden geçtiler. işin kötü yanı böyle bir coğrafyada büyüyüp insanın kendini bulabildiği başka yer yok denecek kadar az. ziyadesiyle üzücü ve rezalet. izmirin göz bebeği, merkezi alsancak nerdeyse 1 senedir kazı halinde, köstebek yuvası gibi. antalyadaki özel havuzlu villaya 1800 lira su faturası gelirken izmirdeki havuzsuz normal bahçe dahi sulanmayan eve 1500 lira su faturası geliyor. el birliğiyle içine ettiniz şehrin. foça, çeşme, seferihisar, urla hepsinin alllllnına koydular, son kalan kurtarılacak alan karaburun yarımadası kaldı. orayı da dansöz gibi oynatırlarsa ellerinde, canım izmirimin selasını da okutsunlar.
yaz aylarında çeşme ve alaçatı hatlarına akın eden tatilcilerin yarattığı o kaotik kalabalığa rağmen, şehir merkezinin hala kendine has o sakin ve rüzgarlı melankolisini koruyabilen nadir kıyı kentidir.