istanbul un keşmekeşinden, ailemin sorumluluğundan, işimin yoruculuğundan, iyi insan olmaya çalışmanın getirdiği bütün angaryalardan bıktım.
izmirime gitmek istiyorum. sabahleyin uyanmak, trafikle cebelleşmeden işe gitmek, evliysem kocama kahvaltı hazırlamak istiyorum. balkonu olan bir evde, varsa komşularımla yoksa arkadaşlarımla kahve içmek istiyorum. aha güzel kız hadi sulanalım diyecek kırolarla cebelleşmeden sahilde yürüyüp hava almak istiyorum. eve geldiğimde beni bulduğuna sevinen bir insan olsun istiyorum.
ve bunların hepsi gül egenin gül şehirlerinden birinde olsun istiyorum.
hayata verdiğim emeklerim izmirimde bana geri dönsün istiyorum.
Çok uzun süreler ayrı kaldık. ama hiç birbirimize küsmedik, darılmadık, sırtımızı dönmedik. aramızda mesafeler olsada yinede bir telefon kadar yakındık. kordonun kokusu avizeden gelirdi derin derin içime çekerdim kokusunu. bazen özlemedim diye düşünür oluyorum ama yanıldıgımı sabuncubelinden körfezi görünce anlıyorum hele ki gece gelince bütün körfez işıl işıl beni bekliyor. hemen küçük parka gidip bir kahve içip kendime gelesim geliyor. Uykulu gözler ile sokaklardan gecerken sabahın ilk işıklarıyla işlerine giden ama yüzleri gülen insanları görmek bile yetiyor izmiri anlatmak için.
Türkiyedeki en güzel şehirlerden biri hatta en güzeli.
Tükenmeyen enerji, kavuniçi top olmuş, trajik yangının küllerinden yeniden doğan şehrimin ufuk çizgisinde, körfeze iniyor usul usul, aheste aheste.
Rakının dibine vurma saati.
Takvimler, 1923...
Adres, Kordon.
Naim Palas.
Cumbada oturuyor sarışın kurt.
Sevmez fazla yemeği.
Leblebi var önünde.
Garson titriyor, çünkü çocuk Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli...
Vre Dimitri" diyor:
Gel bakayım."
Çocuk "buyur pasam" diyor, ş lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesiyle...
"Sizin Kosti" diyor, işgal sırasında kasıla kasıla izmire gelen Yunan Kralı Konstantin i kastederek, "Sizin Kosti geldi mi buraya?"
- Geldi pasam...
- Oturdu mu bu masaya?
- Oturdu pasam.
- Güneş batarken rakı içti mi?
- içmedi pasam.
- E o zaman sormadın mı be çocuk,
ne halt etmeye almış izmir i!
O nedenle "rakıyı alkol zannedip" Mustafa Kemal'e "sarhoş" diyenlere güleriz biz izmirliler... "Allah ın geri zekálıları, adam sarhoş kafayla kurmuş memleketi, siz ayık kafayla batırıyorsunuz" deriz!
istanbulun ardından türkiye'nin en güzel şehri, memleketim. ne yazık ki kendini çağdaş ilan eden örümcek kafalılar da en çok bu şehirde bulunur. yaşanacak şehir değildir, yazları tatil amaçlı gelinebilir. kimse kusura bakmasın ama şehir merkezinde sahil boyu dışında, iç semtlerin hali içler acısıdır, rezilliktir, bazılarının istanbul karşısındaki anlamsız yarıştırma çabasından özellkle burada kaybeder. dağların üstüne yağmış gecekonduların görüntüsü dünyanın en kötü görüntülerinden biridir.
zamanında etmediğim küfür kalmayan fakat şu an hakkını yediğimi anladığım şehir...
tavsiyem kışların izmirde geçirilmesidir yazın hiç çekilmez cehennem sıcağı.
başbakanı bozan şehirdir. geçenlerde haberlerde duyduğuma göre başbakan izmire gelmiş. ama hasta olarak dönmüş. cumhuriyet ve medeniyet havası yaramamış olsa gerek. tek önerim irana gitsin düzelir.
o kadar çok güzel sözle bile tanımlanması mümkün olmayan şehrimiz. o kadar çok şey yazdım ben izmir hakkında lakin "kafatasçı" diye nitelendirilen bazı arkadaşların söylediklerini düşündüm, ve nitekim onlar kendilerini nasıl niteliyorsa çok da skmde olan insanların, ne söylerlerse söylesin "kafatasçı" diye niteledikleri insanların doğru söylediğine karar verdim. zira ; anadolumuzun her yeri güzeldir, güzel topraklarında gö etmiş insanın izmir'e gelip yaşaması çok farklı birşeydir. apartman katında oturmanın bile adabı vardır, zıplayamazsın, koşturamazsın, sesli müzik dinleyemezsin... "ulan" bu adam geliyor, karıya kıza laf atıyor, içip içip "gtunu açıyor", denize girip sıçıyor, yolda giderken paçana yapışıyor sigara istiyor, bağırıyor, bıçak çekiyor, küfür ediyor... izmir'in halkı nasıl peki ? bakkala girin "hoşgeldiniz bugün nasılsınız?" der, çıkarken, "saygılar efendim sağlıcakla" der, mayosuyla, bikinisiyle kordonda oturur, içkisini içer, erkek arkadaşıyla el ele yürür gezer, kıbrıs şehitlerinde içer yemeğini yer evine efendice gider. ben seni hor görüyorum bak dinle: sen adam olsan yıllar boyu bir bok öğrenirdin, sen nefes alan ne varsa saldırıyorsun, insanlarıyla yaşıyosun bir şey kapmadın bari aynı havayı soluyosun ondan milyonda, trilyonda az bişe kap o da yeter. sonra karşıma geçmiş yok baba parası yok zengin!.. biz bu topraklara ergenekondan çıkıp gelmişiz, o zamandan beri edebimizle sahip çıkmışız, efendice gelip durana kucak açtık, yerinde durmayanın vay haline.
doğulası, yaşanılası ve ölünesi şehir.
hayatım orda geçseydi bıkmazdım..
şehir sınırından çıkıldığı anda özlenen şehirdir aynı zamanda. gönüldeki tek yerdir, memleketten çok özlenendir.
kendimizi abartma, şişinme, objektifliği elden kaçırma durumunda biz izmirlileri yine izmirliler kendine gelmeye çağırabiliyor. işte bu da çoğulcu, renkli, bir zamanların ilerici liman şehrinin bir karakteri olsa gerek. buyrun okuyun: http://www.izmirizmir.net...ari/yazi.php?yazi_no=1000
bazıları gavur desede türkiyenin en medeni ve yaşanası tek yeri..
aynı zamanda lüzümsuz yanan ampulleri söndürme gibi bir alışkanlıkları vardır....
anlayana..
(bkz: güzelyalı)
(bkz: göztepe)