Tükenmeyen enerji, kavuniçi top olmuş, trajik yangının küllerinden yeniden doğan şehrimin ufuk çizgisinde, körfeze iniyor usul usul, aheste aheste.
Rakının dibine vurma saati.
Takvimler, 1923...
Adres, Kordon.
Naim Palas.
Cumbada oturuyor sarışın kurt.
Sevmez fazla yemeği.
Leblebi var önünde.
Garson titriyor, çünkü çocuk Rum.
Sesleniyor Gazi, şefkatli...
Vre Dimitri" diyor:
Gel bakayım."
Çocuk "buyur pasam" diyor, ş lere dili dönmeyen, kırık dökük Türkçesiyle...
"Sizin Kosti" diyor, işgal sırasında kasıla kasıla izmire gelen Yunan Kralı Konstantin i kastederek, "Sizin Kosti geldi mi buraya?"
- Geldi pasam...
- Oturdu mu bu masaya?
- Oturdu pasam.
- Güneş batarken rakı içti mi?
- içmedi pasam.
- E o zaman sormadın mı be çocuk,
ne halt etmeye almış izmir i!
O nedenle "rakıyı alkol zannedip" Mustafa Kemal'e "sarhoş" diyenlere güleriz biz izmirliler... "Allah ın geri zekálıları, adam sarhoş kafayla kurmuş memleketi, siz ayık kafayla batırıyorsunuz" deriz!