dağlara taşlara yazmak istediğim gerçek. bugün bir eski fenerbahçeli futbolcu nasıl bu kadar sapıtabilir sorusunun cevabı olan cümledir ayrıca. sen istediğin kadar kalemşörlük yap sayın yula, zamanında galatasaray'ın o sarı kırmızı formasını sen de giydin. hayatın bunu telafi etmek için sağa sola sataşmakla geçecek ama bu gerçek hiç değişmeyecek. unutmadan; http://www.medyaspor.com/...yula-serhatulueren_gs.jpg
hakkında yazılanları okuyunca lan oha dediğim adam. galatasaray tarihinin en iyi başlangıcını yapmış ligte sadece 1 beraberlik bir malubiyeti var bırakın yardımcıyı kapıcısı olamayacak adamlar gelmiş şöyle böyle diyor. eski galatasaray futbolcusu selçuk yula belki de bu uçuruma bozulmuştur.
neden kendimi bildim bileli yakın hissettiğimi, sırrı süreyya önder'in cümleleriyle daha iyi anladığım kavram.
--spoiler--
mehmet ali birand'ın 12 eylül belgeselinde kenan evren'in bir beyanı var. diyor ki, "bize taraflı demesinler diye o zaman bir solcunun idam kararı önümüze gelmişti. bir de sağcınınkini imzaladık.
"şimdi sağ ne güne duruyor? tam da bu dengeye kurban giden idamlığın öyküsü, sinemanın, romanın konusu değil midir? onun yerine sağ bu ülkede daima yönetenlerin değnekçiliğine soyundu. en cesur çıkışı "fikrimiz iktidarda kendimiz içerideyiz" serzenişi oldu. sen o zaman bu insanları yarı yolda bıraktın. bugün ülkenin geleceğine talip olamazsın. başörtüsü meselesine kadar daima aynı koronun içinde aynı türküleri söylerken gördük sağı. ihlaslı solcuların hepsi bu başörtüsünün teessürünü de bir şekilde hissettiler. iş çığırından çıktığı noktaya kadar da bunların haklarına sahip çıkma erdemini gösterdiler. sağ biraz vicdanına sığınmalı."
--spoiler--
laik, kemalist olmayan, ulusalcı olmayan solcu ve müslüman ve galatasaray'lı biri olarak yerlerde gördüğüm düzeydir. ben az önce saydığım kapsamlara kendi hür irademle giren birisi olarak artık benim dünya ve ahiret kavramlarımla "taşşak" geçmek isteyenlerle muhattap olmak istemiyorum bu sözlükte. aynı şekilde dinci yahut kemalist yahut ulusalcı yahut ateist yahut fenerbahçe'li birisinin kendi hür iradesiyle dahil olduğu bu kavramlarla da "taşşak" geçilmesine izin verilmesin. şahsen kusmak üzereyim bir maç sonrası takımıma giydirenden, bir siyasi olayda siyasi görüşüme giydirenden, gece yarısı mal bulmuş mağribi gibi kutsal kitabıma, peygamberime, tanrım'a çamur atmak, onlara iftira atmak isteyenden, bir olayda vatanı satan bir gurüha dahil edilmekten, başka bir olayda ise faşist damgası yemekten. yahu ben hem gizli fenerbahçeli, hem gizli yahudi bile ilan edildim bu sözlükte. nedir kardeşim amacınız gece yarısı porno sitelerde kendinizi tatmin etmek dururken ota boka saldırıp tatmini burada aramanız neden. bu benim başıma gelmiyor ki sadece, benim kavramlarıma benim inancıma yapılmıyor ki sadece herkese yapılan bir durum, binlerce kez açılmış bir başlığın bir başka tezahüründen öte bir feryat da değil benimkisi. sözlükler içerisinde baktığımda rank oranında 2. sırada yer alsa bile, geyikte 1. sırada, oylamada dandik üniversitelerin bile gerisinde, trollükte 1. sırada, bilgide forumların bile gerisinde bir sözlük yarattık hep birlikte. daha nereye kadar galatasaray'ın balından, hz. muhammed'in hz. aişe ile kaç yaşındayken evlendiğinden, ottan boktan konuşacağız. saygı falan da beklemiyorum, fikir özgürlüğünün sonuna kadar arkasındayım herkes istediğini düşünsün, istediği gibi yaşasın, bana düşman gözüyle baksın umrumda değil ama gece yarısı deli dürtmüş gibi milyon kez işlenen bir konuyu gelip bir bok keşfetmiş gibi başlık açmak, altına haklı olarak cevap vermek isteyen insanlarla beraber sunni ve boş onlarca tartışmayla düzey düşürmenin kime ne faydası var? entrylerimi tarayıp aha bak böyle mi yükseltiyorsun diye atlayacak sazanlar için belirteyim kendimi ayırıp siz böylesiniz benim kaliteme uymuyorsunuz falan demek istemiyorum, ben de kaç kez bir iki trolün gazına gelip saçmalamışımdır, bende bir iki ters çıkışa ters çıkışla karşılık vermişimdir. sözüm önce kendime zaten!
Tüm medya tarafından el birliğiyle yönetimi, kötü ancak kasıt olmadığı şeklinde değerlendirilmiş hakem. umarız hiç olmaz ama 1-2 hafta sonra fenerbahçe'nin veya beşiktaş'ın bir penaltısı verilmez ya da ofsayt diye bir golü iptal olur, umarız ki o hakem de "sadece" kötü maç yönetmiş olur, medya aynı değerlendirmeyi yapar inşallah o zaman da.
maç sonu evet elimle kurtardım dedi diye dürüst ilan edilen futbolcu. televizyonda yok kafamla çıkardım deseydi taşa tutarlardı. eğer gerçekten dürüstsen maçın içinden söyleseydin, bariz gol şartında sarı değil kırmızı kart gerektiriyordu deseydi ya maçta. bariz anti-futbol oynayan insan, futbol cellatıdır.
galatasaray'ın galibiyetine, maçı çevirmesine, nonda'ya, keita'ya, frank rijkaard'a, mutlu biten bu maça ve futbol katillerine dahi deyinmeden sadece hakem diye bir sıfat taşıyan insanın adının vurgulanması gereken maç. (bkz: ilker meral)
14 yılı başarısız ve şampiyon olmadan geçirmesine rağmen, en yakın rakibinin durumu en azından eşit bir seviyeye bile getirememesi ne kadar başarılı olduğunu kanıtlayan futbol kulübüdür. hadi beri gelelim.
13 yıl şampiyon olamamış olmasına rağmen, şampiyonluk sayısında fenerbahçe ile eşit olan kulüp. düşünün 2 takım arasında 100 yılı aşan ezeli bir rekabet var ve bu ezeli rekabet sırasında takımlardan biri 13 yıl boyunca şampiyon olamamış, buna rağmen bugüne baktığımızda diğer kulübün sadece stad konusunda rakibini geçtiğini görmek, birisi avrupa şampiyonu olurken diğerinin, adından bile söz ettirememesi, lig'te rakibini 6-0 yenmek dışında hiç bir sportif üstünlük kuramaması. türkiye kupası'nın ne olduğunu dahi unutması. evet 13 yıl şampiyon olamamış bir takım ama siz hala onun gerisindesiniz. *
yurdum insanının geri zekalı reaksiyonlarını tekrar göstermiş aslında gündemde olmayan durum. ben doğan grubu provakasyonlarına karşı çıkmaktan bıktım bu sözlük lapin gibi her boka atlamaktan bıkmadı arkadaş ya.
malumunuz herkesin dilinde olan bir film var şu sıralar, adı nefes. bir içtima sahnesinden oluşan bir fragman dönüyor ortalarda ve maillere, facebook hesaplarına, işte şanlı asker, işte cesur komutan, işte türk, işte asker vb.. onlarca iğrenç bir militarizm propagandasıyla servis ediliyor. işte oradaki komutandan bir farkı olmayan komutandır, belki de bu fragmanı izleyip heveslenmiştir gariban olamaz mı. o filmde de demiyor muydu bir daha uyursanız ellerimle öldürüp eğitim zayiatı yazar gönderirim diye, tesadüf değil mi bu kadar şey? bizi hala siz askersiniz, bir iki komutanın çılgın hevesleri yüzünden ölebilirsiniz, siz ölmek için geldiniz, ölene kadar da uyumak dahil insani ihtiyaçlarınızı minimum tutacaksınız yoksa bir komutan el bombası tutuşturup elinize pimini çekebilir, başkası kurşuna dizebilir diye yetiştirmek istemiyorlar değil mi? canımız vatanımıza değil ordumuza feda olsun dememizi istemiyorlar değil mi?
isa, musa, nuh, adem, ibrahim gibi peygamberlerin hayatını anlatan ve bu anlattığı peygamber hikayeleri tevrat'la ve incil'le birebir uyuşan, bununla beraber kuran'da geçen bir çok emirin, tevrat'ta ve incil'de de olmasından dolayı, saçma sapan bile diyemeyeceğimiz bir hurafedir.
bu sezon hatta gelecek sezon şampiyonluk kaçsa, avrupa'da erken havlu atılsa bile sabredilmesi gereken takımdır. iyi olacak her şey, bir sistem bu kadar çabuk oturmaz, şanslı başladık, iyi başladık, kolay gol buluyoruz, geçiş süreci kolay geçiyor şimdilik ama yarın bu takım tökezleyecektir, formundan düşecektir, kötü futbol oynadığı maçlar olacaktır. o maçların altından taraftar olarak kalkıp, takımımıza destek olabilirsek gerçekten etrafı titreten bir takıma sahip olacağız demektir.
hasan şaş gibi hakan ünsal gibi eski futbolcuları andığım karşılaşmadır. ulan yıllardır yıldız futbolcu diye sizi izledik, bir sezonda bir gün bile bize bugünkü maç gibi maç izletmediniz. yıllardır uefa ve süper kupa finallerinin ekmeğini yediniz, yıllarca haybeye yan gelip yattınız, bir de hala vefa diyorsunuz ya.
Bitmiş futbol hayatına, yorumcu olarak devam eden insan. her şeyden önce formasını çıkarıp, takım elbisesini giydiği gün yıllarca ekmek verdiği, emek verdiği camiaya sallamaya başlıyorsa, yaptığı emeklerin, aldığı kupaların, kazandığı başarıların zerre kadar önemi yoktur gözümde. isyanında haklı olup olmaması bir erdemdir, ben konuşursam galatasaray sallanır diyemezsiniz. galatasaray türkiye'nin en köklü camiasıdır, iki üç kişinin sallamasıyla devrilecek bir kurum değildir. siz 11 yıldır bunu anlayamadıysan, boşuna emeklerim diye isyan etme zaten. allah'tan kaptan falan olmadın hasan. bu satırları bir galatasaray kaptanına yazmak zorunda kalacaktık hasan. ha bir de yıllar boyu emek verdik demeleri yok mu beni çileden çıkartıyor, sanki asgari ücretle çalıştırdık arkadaşları, bana ve bir çok kişiye kalsa 3 sene önceden kovardık seni ve senin gibileri, vefa vefa diye diye fazladan götürdün cebine milyon dolarları, şimdi gelmişsin galatasaray'a sallıyorsun. hadi bunları da bir kenara bırakalım. hakan ünsal ve zatının galatasaray nefreti ne hasan? sen hizmet etmişsen yöneticiye değil, kulübe etmişsindir, sizin yöneticilere kızıp galatasaray!a sallamanız nedir onu söyle hasan?
Koyu bir galatasaray'lı olarak söylemem gerekir ki hiç bir zaman galatasaray'dan ya da başka bir takımdan 6-7 fark yemeyecek olan takımdır. galatasaray 100 yıllık yapısı gereği bazı teknik adamlar dışında her zaman hücum futbol oynayan, kazanmak veya kaybetmek ihtimalleri içerisinde oyun oynayan, beraberliğe hiç bir zaman yatmayan bir takımdır. fenerbahçe ise genel futbol mantalitesi olarak kazanamıyorsam kaybetmeyeyim anlayışındadır. bunu bir takımı övmek bir takımı yermek için söylemiyorum tabiki, ancak durum böyle. galatasaray 6 fark yediği o maçta, 4. golden, 5.golden sonra bile hala gol atmak isteyen, atak geliştiren, buna karşılık verdiği açıkların daha fazla gol yemesine sebep olduğu bir oyun anlayışına sahipti. aynı durum yıllar önce galatasaray'ın efsanevi döneminde ve fenerbahçe'nin en kötü dönemlerinden birinde oynanan ve fenerbahçe'nin, galatasaray'ı defansa çarpıp ağlara giden bir frikik golüyle 1-0 yendiği maçta da etkiliydi. o gün de galatasaray gol için saldıran, golü arayan, ancak katı fenerbahçe defansını geçemeyen bir tablo çiziyordu, biraz da şansızlıkla bir gol yiyip maçı kaybetmek zorunda kalmıştı. yani anlatmak istediğim şudur. galatasaray, fenerbahçe'den de, bursaspor'dan da, chelsea'den de fark yiyebilir, yemiştir de. ancak fenerbahçe bir manchester gibi gömlek farkı belirgin bir takımla karşılaşmıyorsa eğer, buna galatasaray'da dahil hiç bir takımdan bu denli açık ara fark yemeyecektir. oyunu kontrolü altında tutup maksimum 2-3 farkla oyunu bitirmeyi bilecektir.
Dün, keita'nın attığı gole göte başa çarptı girdi diyenlerin, emre'nin golüyle havalara uçtukları, dışarıda yapılan harekete penaltı veririldi diyenlerin ofsayt golüyle kendilerinden geçtikleri maçtır. hayat ne garip vapurlar falan.
çok net 2 penaltının gerçekleştiği maç, hayır nedir bu garez penaltı verildi diye atmayalım o zaman bu kadar korkuyorsanız. birilerinin susması için 10. haftanın gelmesi gerekiyor sanırım. nedir bu her maça, her futbolcuya, öyle böyle diye yorum yapmak anlamıyorum. tamam sakin, ürkek kuşlar gibi davranmayın yahu.
önemli transferler ve iddialı bir hocayla tartışmasız ligin en iyi kadrosunu kuran, buna rağmen, gerek ekşi sözlük'te gerek uludağ sözlük'te, gün aşırı entry patlaması yaşanan, galatasaray, arda turan, gheorge hagi, galatasaray'dan x vs alex tarzı başlıklarla ve bu başlıklara yansıyan haset dolu entrylerle gördüğümüz gibi, bir takım bünyelerce hazmedilemeyen spor kulubü.
Ha birde taraftara hırsız dedi muhabbeti var ki hakemle dalaşıyor iddiasından daha komik. galatasaray teknik direktörü iken bir maç dönüşü bir grup taraftarın arasından geçerken cep telefonunun çalınması ya da çalındığını sanması üzerine hırsızsınız siz diye bir grup insana bağırması olayıdır. buradaki insanların hangi takımlı oldukları önemli midir sizce de? bütün taraftarın sevgilisi olmuş bir adam, sanki bütün galatasaray taraftarı hırsızdır demiş gibi çevirip durun bakalım, ancak bunu yapabileceksiniz zaten.
Kendisinin hakemlere erol ersoy ile yaşadığı olay dışında çok da ahım şahım bir hatası olmamasına rağmen, futbolculuğuna laf söyleyemeyecek adamcıkların, hakemlere şunu yapıyordu, hakemlere bunu yapıyordu cümlelerini diline pelesek ettiği efsane adam. yani çirkeflik, çamurluk hakeme itirazla ya da hadi onun üzerine oynamakla mı oluyor sadece. kendi tesislerinde kendi futbolcusunu dövmek *, rakibin omuriliğine kafa atmak *, taraftara el kol hareketi sallamak *, rakip takımı yenince bir amigo gibi ağızından salyalar saçarak bir baba hindi tezahuratı yaptırmak *, her maçta rakiple dalaşmak, seyirciyle dalaşmak, sahanın içerisinde futbolcu kovalamak, en hayati maçlarından birinde milli takımı rakip futbolcuyla dalaşarak 10 kişi bırakmak * vb.. hareketler çirkeflik sayılmıyor, hagi'nin hakemle uğraşması mı çirkeflik kabalık sayılıyor acaba? ayrıca tff kayıtlarına göre oynadığı 150 lig maçında ve 5 sezonda sadece 3 kırmızı kart görmesi ise ağzınızdan köpükler saçarak savurduğunuz iddialara yeterince cevap olmuştur sanırım. hadi gidin başkasıyla uğraşın şimdi.