istanbul

entry6110 galeri990 ses1
    435.
  1. lanetli topraklarda, lanetli bir ülkede, lanetli bir şehir.
    (bkz: lanet olsun)
    5 ...
  2. 434.
  3. bir ucu tuzla diger ucu avcilar olan yegane kultur baskenti.
    2 ...
  4. 433.
  5. cennet´i ve cehennem´i bir arada sunan sehir. yasanilasi tek yer.
    5 ...
  6. 432.
  7. yaşanılası tek şehir. ne kadar kalabalık olursa olsun, trafik yoğun olsa da her cefasına katlanılır. iki gün uzaklaşmak bile özlemeye yetmektedir bu mükemmel şehri.
    4 ...
  8. 431.
  9. bir gün içinde beni trafiği yüzünden gezdiğime gezeceğime pişman edebilen yegane şehir. birde trafiğinin bu aylarda en az seviyede olduğu söylenmektedir.üniversiteyi büyük ihtimal istanbul da okuyacağım düşüldüğünde de vay anam vay.*
    2 ...
  10. 430.
  11. taşı toprağı altındır diyerek anadolunun dört bir yanından gelen insanlar yüzünden artık yaşanabilirliğini kaybetmektedir. her an başınıza herşey gelebilr. bunlara rağmen güzelliğiyle her zaman büyülemiştir beni.
    3 ...
  12. 429.
  13. yerel seçimlerde bundan böyle 85 vekil çıkaracak olan il. eskiden bu sayı 70 idi.
    2 ...
  14. 428.
  15. Avrupa'nın Florensa ve Roma'dan sonra, Paris'i bile sollayarak 3.olmuş en popüler şehridir.
    2 ...
  16. 427.
  17. sis

    sarmış yine afakını bir düd-ı muannid
    bir zulmet-i beyza ki peyapey mütezayid

    tazyikının altında silinmiş gibi eşbah
    bir tozlu kesafetten ibaret bütün elvah;

    ...

    ey sahn-ı mezalim...evet ey sahne-i garra
    ey sahne-i zi-şaşaa-i haile-pira

    ...

    ey marmaranın mai der-agüşu içinde
    ölmüş gibi dalgın uyuyan tüde-i zinde

    ey köhne bizans ,ey koca fertüt-i musahhir
    ey bin kocadan arta kalan bive-i bakir;

    ...

    örtün , evet ey haile ...örtün evet , ey şehir,
    örtün ve müebbed uyu , ey facire-i dehr!..

    tevfik fikret

    Siste söyleniş
    birden kapandı birbiri ardınca perdeler ...
    kandilli , göksu , kanlıca , istinye nerdeler ?

    som zümrüt ortasında ,muzaffer ,akıp giden
    firüze nehri nerede?bugün saklıdır ,neden ?

    benzetmek olmasın sana dünyada bir yeri;
    eylül sonunda böyledir isviçre gölleri.

    bir devri lanati ile boğn şairin Sisi,
    vicdan ve ruh elemlerin en zehirlisi,

    hulyama bir eza gibi aksetti bir daha;
    örtün müebbed uyu ! ey şehir ! o beddua..

    yahya kemal beyatlı
    2 ...
  18. 426.
  19. 425.
  20. bünyesindeki binaların %70'inin kaçak olduğu açıklanan 2010 avrupa kültür başkenti. taşı toprağı altın sözü baya inandırıcı gelmiş anlaşılan.
    2 ...
  21. 424.
  22. türkiye nin yaşanılası tek şehri.
    2 ...
  23. 423.
  24. dogal ve tarihi güzellikleriyle yaşanası,trafiyle kaçılası şehirdir.
    2 ...
  25. 422.
  26. ölüm kalım veya benzeri birşey olmadığı takdirde, 43 gün sonra, uzun bir aradan sonra kavuşacağım sevgilidir.
    2 ...
  27. 421.
  28. berbat bir trafiği olan, her an başına herşeyin gelebileceği, kaldırımlarında kalabalıktan yürüyemediğin, kapkaçcısı, hırzısı, serseri kurşunu bol olan şehirdir aynı zamanda boğaza inip herhangibir noktasından denizini seyretmenin, beyoğlu nda dolaşmanın, tarihi yarımada gezintilerinin, bebek sahilinde balık tutmanın, kadıköy ve moda sahilinde yürümenin ve bu tip aktivitlerin istanbul da yaşamanın bütün olumsuzluklarını ortadan kaldırdığı büyülü şehirdir.
    2 ...
  29. 420.
  30. '' Haliç ve istanbul bizim olacaktır. istanbul' un Yunanlıların mirası olduğunu kabul etmek asla mümkün değildir. dünyanın en önemli yeri olan istanbul, sadece yunanlılara bırakılamaz, ayrıca onlara büyük gelir. istanbul' un bizim olması gerektiğinin nedeni, ne ünlü bir limana ve körfeze sahip bulunması, ne 'yeryüzünün merkezi' olması, ne de kapandığı evinde artık boyu tavana değen, denizlerin, okyanusların özgür havasını içine çekmek için enginlere açılmak isteyen rusya gibi bir deve gerekli olduğu bakış
    açısındandır.''
    dostoyevski
    2 ...
  31. 419.
  32. ayrı bi dünya. aradığında herşeyi bulabilceğin kadar güzel, yaşadığında her türlü kaza belanın başına gelebileceği kadar da kötü olan sehirdir.
    2 ...
  33. 418.
  34. duman'ın istanbul adlı şarkısından bahsediyorum.
    1dakika 30 saniye içinde istanbul'u eksiksiz ve kusursuz anlatan tek şarkı olabilir.

    --ieeeaaasssstaaanbuuulll elindeeen öpeeer..
    1 ...
  35. 417.
  36. çalışmaya, okumaya ya da yaşamaya gelen herkesin sevgilisi olduğu için nedense kimse tarafından sahiplenilmez...

    tamam güzeldir, ama paranız yoksa bir müddet sonra vahşi yüzünü gösterir. denizi bir yere kadar insanı mutlu eder...

    ilk başlarda sanki kendinizin tapulu malıymışınız gibi gelir, ama değildir istanbul kimseye ait değildir...

    ama kopmak zordur istanbuldan, arada sevgi paylaşımınızdan ona da pay ayırmak gerekir, çünkü en nankör kediden daha da nankördür...

    gün gelir bazen nefes almak en güzel bu şehirde güzel olur, son nefesiniz değilse tabi...
    1 ...
  37. 416.
  38. güzel bir rashit şarkısı.
    --spoiler--
    Istanbul tam bir cehennem
    Parlak sehir ışıkları
    Geceleri toplar sinekleri
    Terketti kendi köylerini
    Göç eder hergün binlercesi
    Büyükleri neon zehirleri
    Yok ediyor hepsini

    Ekmek aslanin artık azında
    Taşı toprağı altın yalanlarına kanma
    Istanbul deprem tehlikesi
    Istanbul patlar çöpleri
    Mutluyuz bizler yinede
    Patlayan sehrimizde
    Gülüp geçeriz delicesine

    Istanbul piskopat dolu
    Istanbul cinnettir sonu
    On milyon insan arasında
    Bag yok nefretten başka
    Istanbul cehennemdir aslında
    Heryer beton heryer gri
    Insan mutlu olabilir mi
    Yasarken bunca stresi
    Istanbul cehennem gibi
    Öldürüyor hergün bizleri
    --spoiler--
    2 ...
  39. 415.
  40. devlet planlama teşkilatı`nın son verilerine göre en çok göç veren sekiz şehir arasına girmiş metropol.
    2 ...
  41. 414.
  42. "yarim istanbul, gel öpeyim gerdanından"
    2 ...
  43. 413.
  44. içinde barındırdığı binlerce hüzne rağmen tüm ihtişamıyla ayakta durabilen şehir.
    1 ...
  45. 412.
  46. bugün fethedilşinin 555.yılı olan şehir.

    'sade bir semtini sevmek bile bir omre deger'
    4 ...
  47. 411.
  48. yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm sokaklarında, her köşebaşında yeni bir heyecan bastı ayaklarımı ki daha hızlı yürüdüm, haydarpaşa ile vedalaştım önce, her zaman ki gibi uzaktan baktım ona,sonra vapura bindim, icimden şehirler geciyor ama , istanbul gecmiyor dedim icimden.
    sonra karaköyün bilmediğim tüm sokaklarına daldım, hatta kart cınar sokağı diye bir sokağı varmış o istanbul'un gözcüsü galata kulesine cıkan yolda, galata kulesi'ne varana kadar evet bu sokakların benzerlerini bulabilirim diyordum, kendimi avutabilirim. sonra o dehşet anı geldi, dehset diyorum cünkü herhalde artık bu şehirde bir hayalet olacağım üstelik göğünde süzülmem bile mümkün olmayacak. yalnızca madden yaşayacağım göcümü anladım.galatanın istanbula acılan kapısına dayandığım vakit geri dönmek istedim, bu güzelliği görmemiş olmak.. ama göz ucuyla bakmıştım bir kere, hipnotize olmuş gibi,bir uykuserseminin bilincsizliği ile attım kendimi o daracık alana..

    ve döndüm, döndüm,döndüm..durdum ve daha yavaş dönmeye başladımistanbul kanatlarımın altındaydı sanki ve ben bir martıydım artık.. burada kalmamın tek mümkünüydü martı olmak..belki de en cok martılarını özleyeceğim istanbul'un.. hayat ne tuhaf vapurlar filan martılara ait bir cümle olmasın,olmasın cünkü onlar da aşık bu şehire,hem itildikçe,dostları kayboldukça,kanatları kırıldıkca daha bir şevkle ucuyorlar,vapurların ardından gidiyorlar martılar,cünkü vapurlar istanbul'u taşıyormuş,dün farkettim...belki bir saat durdum orada ve yaşatabilmek gayretiyle fotoğrafını çektim kuleden istanbulun üvey cocuğu halicin,öyle güzeldi ki kelimeler kifayetsiz kalır,bir mezar taşı sıcaklığı verebilir ancak kelimeler.bir gözüm hep istanbul'da kalacak, öbürü ardına bakmaktan önünü göremeyecek, doğup büyüdüğüm şehre aşıktım oysa ben, şimdi onu parçalamak gelecek icimden, zorla gelin ediliyormuş gibiyim... istanbul, bana kal desin istedim,upuzun demesin,ağlamaklı söylemesin,birdebire öylesine, yalnızca bir kere kal desin ki yüzüm olsun kalmaya, demedi..demesini beklemiyordum..

    gel dememişti hicbir zaman git de demedi zaten bu yüzden kal da diyemezdi...cünkü onun göktede, yerde de acıktı kapıları, dayanıksız olan bizlerdik, o birşey istemezdi, istediğini vermek icinse caba beklerdi...özel isteği değil,doğanın kanunu olduğu icin, bütün betonları, pislikleri, iş merkezleri ile donanmış,surları eskimis is-tan-bul yine de doğallığını korumak icin direnen, yaşlanan bir kadın gibi, cirkinliklerini gizlemek icin boyanmış suratını yağmurlarıyla yıkayan şehir.. beyaz giyince söz olan şehir... uzun uzun seni izledim şehir, izlenince daha bir başkalaşıyordun, izledikce daha da güzelleşiyordun, sana dokunmak ancak bir parcana dokunabilmekti yalnız, bir duvarına, bir ağacına, marmara'nın parmak aralarından akıp gidiveren bir damla tuzlu suyuna... hicbir zaman dokunamazdı kimse bütününe,yüzün suyun hürmetine... geldiğim gün burayı asla sevemem, kalabalık, pis ve gürültülü, denizi de bok kokuyor demiştim istanbul, hatta sık sık kaçıp senden denizi martısız ve bok kokmayan şehrime kaçıyor ve sana gelmeyi hic istemiyordum, dönmeye mecbur olduğum şehir sendin o zamanlar...o zamanlar sana gebeydim ve kendimi doğurmam gerekiyordu..

    şimdi özgürsün diyorsun bana...kökünden kesilmeyen tırnağın mıyım senin, kesildikce uzayan..köklerimi ne zaman icine aldın, hangi düğümü attın da cözülmez oldu yollar.. sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul... ne güzelmiş bu sana yazılan her ne varsa...galata'dan baktım sana istanbul,sana baktıkca buraya gömülmek istiyorum dedim.. zaman zaman modaya gömülmek istediğim oldu, ortaköy'e,bebek'e, fethi paşa korusuna, kız kulesine, salacak'a gömülmek istedim zaman zaman, güzel bir manzaram olsun, senden bir parça olayım, birileri de bana sen diye dokunsun diye, fotoğraflarımı çeksin, bana bakarak rakı icsin diye... ama dün karar verdim beni galata kulesine gömsünler, sana birlikte bakalım oradan, her sevenle bir kez daha sevelim seni, sen yanacaksan önce biz görelim..biri kuşatıp almaya kalkarsa seni, ilk kurşun olarak atalım kendimizi..ah istanbul, nasıl sevdim seni...

    sen sıfırsın istanbul, tam tamına sıfır...bütün anlamların hem sahibi hem en anlaşılmaz olanı...hem yutarsın, hem de yaşananlardan kimsenin sorumlu tutamayacağı kadar etkisizsin...ama öyle bir etkin var ki istanbul, seninle çarpıldığımız gün sen oluyoruz,sana yüksekten bakarken görüyorum istanbul seninle birlikte seviyoruz kendimizi de ve ilk kez bu denli zevk duyuyoruz sıfırlaşmaktan...senin en büyük gizin buydu belki de...ve hangi şehrin adına yazsam adını on kat artıyor değerim ve katlanarak gidiyor..anlatmakla biter misin sen, anlatmakla bitirirsin belki o da belki...

    galata kulesinin ondört penceresi var, istanbul'un yedi tepesi, ayın ondört hali var.. ay ile galata kulesi oynasırken, güneş ile kız kulesi oynaşır... istanbul hep seyreder kendini göğün aynasından..ah istanbul seni dinlerken orhan veli gözlerini kapamakta ne kadar da haklıymış.sana lanet edenler ne kadar da haksızmış sana kimsenin sahip olamayacağını kabul edemeyenlermiş onlar, onlar sevilmek icin sevenlermis...onların bir nedeni varmış, oysa nedensiz sevmekmiş tüm mesele...

    seni unutmak mümkün mü istanbul, her gelen yeni bir bebek senin icin ve herkesi ayrı şarkılarla karşılıyorsun ve uğurlamalarından with arms wide open ı söyledin bana,tam da giderken, tam da gidemezken, kalamazken de seninle, yeni doğmuş bir bebeğin minik ellerine uzanan, bir işaret parmağı gibi tutundum sana... senden gideceğim ya..araftan olacağım hep... ne olur kal de istanbul... sonra yine bir başıma bırak beni, sonra yine sevmeye devam edeyim seni... kal.. de.. istanbul.. kalayım.. neden diye sorarsam şimşekler cakarsın düşlerime ve seni görememekle cezalandırırsın beni... sormayacağım... ve suclamayacağım seni.. senin yüzünden başka şehir sevemedim, sen de beni sevmedin yalnız kaldım demeyeceğim...sana bir kuleden baktım, ondört penceren vardı ve binbir halin, hepsini sende sevdim... senin martın vapurları olmayan temiz bir denizde tutunabilir mi.. sanmam...ben bir martı oldum istanbul... kanatlarımdan ayırma beni...
    4 ...
© 2026 uludağ sözlük