doğduğumdan beri yaşamama rağmen kokusunu, dokusunu en çok yoğun iş günlerinin sonunda taksimden eve giderken hissettiğim eksiği ile fazlası ile harika şehir.
türklerin içine sıçtığı güzel şehirdir.öyle güzel şehirdir içine sıçıldıkça hala büyüsünü kaybetmedi. özellikle eminönü ve haliç civarları bildiğin bok kokar. deniz çöplerle doludur. binalar yıkık dökük, çarpık yapılaşma almış başını gidiyor. en manevi yerinde 2 adet genelev açılmış. fatih yerinden kalksa istanbulu u eski sahiplerine iade ederdi.
insanlarının programlı birer robot olması, ufak sakin bir ilçede hayatını süren birinin sonradan kendilerini görmesiyle deh$ete dü$ürecek kadar sıradı$ı bir insan profili vardır.
güneş sistemini, uzayı kara delikleri bilsem, evrenin en güzel yeri dicem ama, gerçekten de dünyanın en güzel yeridir istanbul.. denizinde mavi, kızılında gelincik...
dünyanın merkezlerinden birisidir. milattan sonra 5.yyılda "dünyanın merkezi" sayılırmış.
marmaray sırasında yenikapıda yaptıkları kazılarda bulduklarına göre, dünyanın en eski yerleşim merkezi. şehir olarak. m.ö. 8000-9000yıllarında istanbul´da insanlar düzenli hayat sürüyorlarmış.
hiçkimse istanbul´u anlatamaz. ancak herkes kendi penceresinden ne görebiliyorsa, ne kadarınaa aklı kesiyor, kafası basıyorsa, o kadarını anlatabilir.
istanbul, kendi başına bir dünyadır. ve her şahıs bu dünyada kendi çevresinden etkilerine binaen anlatabilir bu şehri.
istanbul´daki birbirine aykırı insan profilleri o kadar çelişkiler içerir ki, öyle basit bir şekilde bir insanın bütün olayı yakalaması bana kalırsa imkansız birşeydir.
istanbul´da tinerci çocuklarla bi köşede esrarı çeker, o kafayla biraz ilerideki otelin roof bar´ında "beethoven" dinleyebilir, sonra da aşağıda galatasaray civarlarında gs laf ettin diye bıçaklanıp ölebilirsin.
her an herşey mümkündür bu şehirde.
memur kafasıyla yaşayan adam göre değildir şehr-i istanbul. her an ayak üstünde kazıklanabilir, çantanı kaptırabilirsin. taksi dolmuş şöförüne param yok diyince o sana kalenderlik edip eve bedava götürebilir seni.
yerine göre çok cimri, yerine göre çok bonkör, ya da orospu, ya da azize olabilir, istanbul adama.
heryerinde başka muhabbet döner istanbul´un. kimi yeri mekke´deki kadar sofu müslümandır, kimi yeri de las vegas´tan daha günahkar. ve bunlar birbirlerinden uzak mesafelerde değildirler. kimi yerinde kitap kurdu olursun, kimi yerinde uyuşturucu müptelası.
istanbul kendi dinamikleri olan tehlikeli bir güzelliktir. onunla iyi geçinmeyi bileni ihya eder, bilmeyeni de mahveder. bu böyledir.
istanbul. tam bir arada kalmışlık örneği, amerikan rüyası ile ortadoğu anlayışının avrupa hasreti ile birleştiği, doğasını mahvedip yeni yeni düzeltmeye çabaladığımız, sakin(!)lerinin bir süre sonra türkiyenin başka şehirlerinde temelli yaşamaya yanaşmayacağı iki kıtalı, sesi, kokusu ayrı bir city. zamanla rayına oturacak her sey ama hangi düzen ağır basacak zenginin gitgide daha zengin fakirin de gitgide daha fakir olduğu, bol sıfırlı maaş alanların xbin dolarlık şampanya şişelerini açtırırken ikinci defa düşünmediği bir yaşam biçimine doğru gidişhat beni korkutuyor...
uyduruk menulu restaurantların manzarasına guvenip burnundan kıl aldırmadığı, televole gece hayatının bir anda ayıplanmaktan çıkıp özenilen bir tarz olduğu kopamadığım karmaşıklık.