istanbul. tam bir arada kalmışlık örneği, amerikan rüyası ile ortadoğu anlayışının avrupa hasreti ile birleştiği, doğasını mahvedip yeni yeni düzeltmeye çabaladığımız, sakin(!)lerinin bir süre sonra türkiyenin başka şehirlerinde temelli yaşamaya yanaşmayacağı iki kıtalı, sesi, kokusu ayrı bir city. zamanla rayına oturacak her sey ama hangi düzen ağır basacak zenginin gitgide daha zengin fakirin de gitgide daha fakir olduğu, bol sıfırlı maaş alanların xbin dolarlık şampanya şişelerini açtırırken ikinci defa düşünmediği bir yaşam biçimine doğru gidişhat beni korkutuyor...
uyduruk menulu restaurantların manzarasına guvenip burnundan kıl aldırmadığı, televole gece hayatının bir anda ayıplanmaktan çıkıp özenilen bir tarz olduğu kopamadığım karmaşıklık.