huzur arayışı içindeki bünyeye onca kaosun içinde birazcık bile olsa huzur katabilen şehirdir. geri verir kaybedilenleri. o hep oradadır, sizi bekler. dertlerinizi denizine dökmenizi, sonra da arkanızı dönüp gitmenizi. ilaç gibi gelir.
içinde her şeyi barındıran şehir. özgürlüğü doyasıya hissedebildiğiniz bir şehir. her şeyin iyisinin, kötüsünün, gerçeğinin , sahtesinin, güzelinin, çirkininin olduğu şehir. bir kere tadını alınca , sizi içine çeken ve bırkamadığınız şehir.
ankara da zamanın dolduğu anlaşılırsa şayet, bir biletle varıp gidilecek bir başka şehirdir.
sihirli, mükemmel, harika falan değildir.çünkü kimse arka bahçelerde gezinmez, kimse gerçeği söylemez.
çok büyük ihtimalle 2100 yıllarında marmara denizi'nden karadeniz'e kadar komple birleşecek şehir. tahmini nüfus 50 milyon civarı. matematiksel ortalama bu yönde. faiz üzerine faiz konulur gibi nüfus üzerine nüfus ekleniyor. eklenirken çoğalmaya devam edip hala göç alıyor.
hep olduğu gibi yine, yine sığınılandır. o bilindik poyrazı bile aldanmanın, terkedilmişliğin, yalanların, sonsuz hüznün; kısacası hiçbir insani duygunun gerçekliğinden soğuk değildir.
' insanı kendisinden alan ap ayrı bir olaydır. helede üsküdar'da denize sıfır kayalıkların orada büfeler var.orada oturup çay içmek ve kız kulesini seyre dalmak.
dedikleri gibi ; istanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar....
istanbul, bana kalabalık içinde yalnızlık olduğunu hatırlatır hep. Bitip tükenmeyen bir uğultunun içinde, yorgun insan sesleri ve nefesleri hissederim. Bana sokaklardan, hayatın çekiciliği ve boşluk, beyhudelik duygusu geçer hep. Hiçbir şeyin bir bütün, tam, eksiksiz olamayacağını bilerek kendini koyuverme
Ele avuca sığmaz bir hareketlilik, karmaşa ve çeşitlilik ile her şeyin, bütün insanların ve eşyaların,m dükkanların ve sokakların, hayallerin ve umutların ağır ağır yıpranarak, eskiyerek birbirine benzediğini görmenin verdiği bir bezginlikle, herkes hızla evine, eğlencesine giderken; sandalından oltasını atıp, manzaranın içinde, manzarayı seyreden, bir adam gibidir istanbul
günün ilk vapuruyla seyehat etmek, bir martının kahvaltısına şahit olmayı da yanında getirir. ve bu kahvaltının esas kahramanı olan balığın da son çırpınışlarını görmeyi de..
üzerine sis çökmüş istanbul'u, köprüsü sisten görünmeyen boğazı izlemeyi de ekleyebilirsiniz buna, mümkündür..