buram buram kokuyor uzaktan yine. hele havalar biraz ılıklaşsın, dolunay çıksın, hormonlar da birazcık coşsun bana hep galata kulesini, martıları ve senin sabah 5'ini anımsatıyor.
taksim meydanında arkadaşınız ve sizin fotoğrafınızı çekmesi için yanına yaklaştığınız birinin, elinizdeki fotoğraf makinesini gördükten sonra "beni çekmeyin, çekmeyin beni!" nidalarıyla kaçmasının muhtemel olduğu şehir. ama güzeldir vesselam, tutkudur, sevdadır kıymet bilene istanbul!
büyük metropol...ona yakışıyor devasal görüntüsü..ama yaşamak için burada bol paralı olmak lazım galiba..kendi adıma orada değilim ama ara sıra uğrarım güzel istanbula...
ankara nın sözlük sayfalarında 17 sayfa yer bulduğunu gördükten sonra, içimden " üç sözlük sayfası" dolusu entry girmek gerektiği hislerinin geçtiği şehir.
demek ki anadolulunun istanbulla bir problemi var- yoksa daha fazla entry girerdi- diye gayet "rayting" kokan düşüncelere de kapılıyorum.
..ama istanbul´la ilgili sadece tek bir entry girilmiş olsaydı bile... bir istanbullu olarak "istanbul istanbul´dur" derim. ve bu cümleyi mutlaka birkaç anlayan çıkacaktır.
istanbul özgürlükle özdeştir. istiklal caddesi'nde gecenin bir yarısı üşüyerek dolaşmak; asmalımescit'in kalabalığına şaşırmak; nereye gittiği bile bilinmeyen bir vapura atlayıp boğazı seyretmek; maçka'dan taksime teleferikle inmek; gülhane parkı'nda çay içmek; üsküdarda sahlep içerken kız kulesini izlemek; galata kulesine çıkıp istanbul'a hayran kalmak..
ey istanbul, senin için nelerden vazgeçtim, neleri göze aldım.. sen de beni kabul et artık, lütfen!
her gün 5-6 kere köprüden geçiyorum. günün doğuşunu batışını çay içerek izliyorum bide tabi simit yiyorum.. caminin yanındaki güvercinleri kovalarım deniz manzarasına karşı hepsini uçururum. her gün sultanahmet cami falan giderim öyle gezer gelirim. taksim diye bi yer keşfettim güzelmiş orasıda gidiyorum 2-3 tur atıyorum bişeyler içiyorum. he özet mi? izmir daha güzelmiş .