orta doğu, balkanlar ve kafkasların her anlamda en büyük şehridir. bu yönüyle bu coğrafyanın finans, turizm, sanat ve cazibe merkezi olmayı sonuna kadar hakeden bir kenttir. bu yönde harcanan çabaları sonuna kadar destekliyoruz.
Taşı toprağı altın şehir. Üzerine sayısız şiir yazılmıştır 7 tepeli bu şehrin,peygamberimiz hadis-i şeriflerinde bizzat müjdelemiştir bu şehri alan komutanı,askerleri. Bazen kadim bir dost olmuştur, bazense en lanetli düşmanından birisi. Bu şehir farklıdır diğerlerinden, buram buram tarih kokusunu çekersiniz içinize. Ne devletler gelip geçmiştir üzerinden dünyanın en büyükleri hemde. Bir Roma geçmişitr üzerinden 'Konstantinapolis'ken, bir Osmanlı geçmiştir bu şehir 'istanbul' adıyla gerçek kimliğine bürünürken.
Boğazda çekersiniz kokusunu denizin içinize, martılarla paylaşırsınız simidinizi..
Kanlıca'da yersiniz çeşit çeşit yoğurdunuzu..
Tarihinide gezerek öğrenirsiniz bu yılların eskitemediği muhteşem şehrin ve epey gezmeniz gerekmekte tabi ki, tarih kokuyor çünkü her yeri..
güzeldir havasını solumayı bilene, aç bırakır, susuz yaşatır, nefesini keser... bunlar kendine çeker de çeker. gerçeği ayrı bir heyecan, rüyası farklı bir hezeyandır.
nüfusunun ne kadar olduğu içbir zaman tam olarak saptanamayacaktır bunda en önemli etken ise hiç durmadan artan nüfüsu, şehrin sınırlarının çift yönlü olarak büyümesi ve bir şekilde kayıt altına alınamayan kitlelerdir.
keşke orada doğsaydım dediğim, insanın butun sinir ve stresini alabilen -ama trafiğiyle o stresi geri verebilen- kız kulesiyle, köprüleriyle, yeşilliği doğal güzellikleriyle, her şeyden önce deniziyle insana huzur veren hayran kalınası şehir.