Trafiği triger kayışı eskitir, debriyaj sıyırtır, şanzıman dağıtır. Ben dağıttım, siz dağıtmayın.
Taşı toprağı da altındır, hele hele altınşehir mahallesindeyseniz yaşadınız.
Fatih sultan mehmet boşuna fethetmemiş, 20 milyon nüfuslu şehir.
abartıldığının yarısı kadar olsa bari. arkadaşlarla manzaralı cafelere gidiyoruz ama en fazla 1 kere başımı çevirip bakıyorum. deniz ulan işte ne var bunda? çölden mi geldiniz bozkırdan mı? vapur keyiflidir, beşiktaş ve kadıköy'de yaşadığını hissedersin onun dışında tarihiymiş marihiymiş kimin umrunda at gitsin. istanbul eşittir mide bulandırıcı kalabalık.
Geçen gün isyanbula geçmek zorunda kaldim bir kaç günlüğüne. Allahim bu nasil bir hava kirliliği.
Baktim olcak gibi değil, gözümden yaş geliyor.Gittim bir maske aldim eczaneden. Maskeyle dolaştim iş yerine gidene kadar. Sonra dun irülü bir profun videosuna denk geldim. Hoca istanbulda her 100 günün 50'sinde maske ihtiyaci doğuyor dedi.
Bana abartiyorsun diyen arkadaşlar tinmadi tabii akademisyen avartisi diyip geçtiler. Herifçioğullari ekzoz dumani olmayan temiz havayi ne kadar uzun suredir tatmadilarsa kirlilik normalleşmiş.
Eski haliçi bilenler bilir. Leş gibi kokardı. Kusasim gelirdi haliçte. Ama ordakiler için normaldi havadaki sidil kokusu. Ayni durum.. Aliskanliklar..
Güzel şehirdir. Ama insanı bir süre sonra boğar, çekilmez hale gelir. Hızlı zaman akışını ve sakin yaşantıyı bir araya getiremezsiniz. Sürekli bir kaos'un içindesinizdir. Bu yüzden hem metropol, hem de sakin bir yaşantı istiyorsanız;
(bkz: bursa)
18 yaşındaydım ayrıldığımda. senelerce de hep konuştum, çok konuştum. evet büyük konuştum. "dönmeyeceğim" dedim. "asla" dedim. "salaklık orada yaşamak" dedim. her büyük konuştuğum konu gibi, bu da oldu. tabii ya.
32 yaşında döndüm şehre. her sabah söyleniyordum kendi kendime.
2 gün önce karar aldım; madem alışmak durumundayım, artık şikayet etmeyi keseceğim. kendimce uygulamaya da çalışıyorum 2 gündür.
sonra bu sabah oldu. metrobüs arıza yaptı. yarım saat süren yol, 1 saat sürdü. işine geç kaldı herkes. bu geç kalanlardan bir ablaysa, indiği yerdeki minibüse yetişmek için yardırarak koştu. saf saf yürüyen beni itti, düşürdü ve hiç umursamadan bindi minibüse gitti. çok önemli bir şeyim yok öyle, sadece çarptığım bir kaç yerim ağrıyor. ama her ağrıda sövüyorum.