ideolocya ve ihtilal

entry7 galeri0
    1.
  1. Aksiyon lügat ve hikmet manasıyla şu...

    "Aksiyon, bir işle, bir oluşla, onu doğuran fikir arasındaki ahenk ve münasebet manâsındadır ve lisanımızla barışabileceği tek kelime ameldir (..!.) hikmete geçerek aksiyon nedir ve ne değildir onu cevaplandıralım. Aksiyon, sade iş ve fikir değil, üstün işe hakkedilmiş (işlenmiş) üstün fikir dermektir. Herhangi bir iş ve fikir değil dedik. Çünkü tam fikirsiz hiçbir iş yoktur. Bir sigara yakmak için bile kibritin çıkarılması yakılması, birer küçük fikirdir. Bunların kıymeti yok.. Büyük fikir ve onun büyük iş haline inkıläbı; aksiyon budur. Yani aläladenin üstü; harika yenilik ve çetinlik şartları içinde insanın kendi kendisini ve cemiyetini aşma cehdi; aksiyon budur. Her işte imkan üstüne tırmanmak ve engeli aşmak davası; aksiyon budur."

    Aksiyonun bu açıklanışı, bize hem hareket için hareketin (roman, şiir, yazı, silahlı mücadele, dernek, parti vs. şeklindeki iş ve oluş vasıtalarının) kendini gayeleştirmesinin aksiyona, ters düşüşünü, hem de ihtilal- inkılab vasıtalarını tanımadan, kullanmaya çıkmadan evvel bunların yeri ve değerini anlama şuurunun ilk şart olduğunu gösteriyor. (Mesela, "bir roman yazılsa Türkiye'nin kurtulacağı"ni söyleyen komiklerin kendilerini dosta düşmana güldürmeleri, bu şuursuzluktandır) Bütüne nisbetle parça aksiyonla (mevzuundaki aksiyonia), bütün aksiyona katılacak olanların, bu bütün ihtilal-inkılab şuurundan pay alarak, kendi mevzularındaki aksiyona yönelmeleri ve gerekeni yapmaları; (belli bir fikir birikimiyle BD ideolocyasınin ruhunu kavrayarak "bilmeyi bilme" durumuna gelmek, ordan ilgi mevzuuna yönelmek (pratik), pratiğin verileriyle vasıtanın teorisini zenginleştirmek, o teoriyle tekrar pratik şeklinde dış oluş vasıtalarını iç oluş destekleriyle beraber kuşatmak...)

    Biz bu şuuru, bir projektör gibi, değişimi gerçekleştirme (devrim) yolu üzerinde gezdirerek çözümünü arayacağımız konuları işaretleyecek ve bunları çözmeye çalışacağız (Şu anda yapılan da budur ve görev sahamızı göstermektedir Bu hem ideolocyadan hareketle (tümdengelimle ), düşünceyi kendi konusu içinden aydınlığa çıkarma, hem de konuya yabancı (konudışı), rastgele fikir ve hareketlerin (bu niteliğininin) gösterilmesidir. (Misallendirmek gerekir ki; tıp öğrenirken iktisatçı olma yolunda ilerlediğini sanan şaşkın adamın durumu neyse, üzerinde durduğumuz konunun dışındayken, kendini konu içinde zanneden şaşkının hali odur.)

    - s.m
    0 ...
  2. 2.
  3. mütefekkir salih Mirzabeyoğlu'nun ibda yayınlarından çıkan 3. fikir eseri.
    Kitap 2 kısım. Birinci kısımda 9 levha ve15 ara başlık var; ikinci kısım ise 6 levha ve başlıktan ve 172 sahifeden müteşekkil.
    Mirzabeyoğlu kitabın ilk baskısın da ithaf niyetiyle iki cümle kurmuş: "Dâvadan zerre tâviz vermez ve her türlü yarım oluşun engelcisi ÜSTADIM'a…
    O'nun bu tavrı karşısında, kaçan keleşlerden olmayan ve "oluş" zorluklarını sıçrama tahtası bilenlere..."

    Kumandan Önsözde kitabı kaleme alış sebeb, gaye ve muradını şu kelimelerle özetlemiş:
    "ideolocya" ve "ihtilâl"... "Fikir" ve onun eşya ve hadiselere nakış işi, "aksiyon"... Varlık hikmetim olan bir dava!...

    Sene 1979, akıncı Güç... Sene 1980, Rapor... Günün içinden, dünün muhasebesini yapan ve ufku hedefleyen yazılar; hadiselerin tahlili yanında, hadiselerin tahlili için gerekli bilgi hamulesinin kazandırılması işi, bu eserde ayrıca dikkat edilmesi gereken bir yön!..

    Eserin muhtevasında, ele alınış macerası da var... çoğu zaman, geçmişin hatırlatılması ve o dönemi tanımayan gençlere hayâl ettirilmesi, geleceğin tesbiti kadar önemlidir... Bu niyet çerçevesinde, eserin elinizdeki ikinci baskısı...
    Bu baskı aynı zamanda, Rapor'dan önce çıktığı için ondaki yazıları ihtiva etmeyen birinci baskıdan fazla olarak, o yazıları da kapsamakta ve ikinci kısım olarak takdim edilmektedir.
    vakur çayseven
    0 ...
  4. 3.
  5. bu eser, Büyük Doğu’yu anlamayı sistemleştirme ve kendisindeki ipuçlarından hareketle “aksiyon cephesini” örgüleştirme yolunda ilk ve tek… Gerçekleştirilmesi gerekene nisbetle de önsöz...

    Kitap da 70-80 arası siyasi ortam, partiler, müslümanları ahvali ve şartları ve Büyük Doğu ideolojisi işleniyor.
    Kitabın içerisinde sık sık Necip Fazıl Kısakürek çerçevesinde değerlendirilmeler yapılırken o devirde Necip Fazıl'a karşı cephe alan MSP ve Necmettin Erbakan ve de isim verilmeden o dönemde MSP çevre ve çerçevesinde siyaset yapan 7 güzel adam olarak bildiğimiz
    Nuri Pakdil ,
    Cahit Zarifoğlu ,
    Erdem Bayazıt ,
    Rasim Özdenören
    Alaeddin Özdenören
    Akif inan ve Ali Kutlay) eleştiriliyor.

    O dönemin güzel bir siyasi muhasebesi yapılmıştı...
    Her parti, her grup kendi nispeti ölçüsünde eleştiriden nasibini almıştı öyle keyif alarak okudum ki 24 saat içerisinde bitirdim hem dini, hem felsefî, hem siyasi açıdan mükemmel bir eserdi...
    -alıntı-
    0 ...
  6. 4.
  7. Nereden ve nasıl geldiklerini bilmeyenler, nereye ve nasıl gideceklerini de bilmeyen "günün adamları"dırlar..
    salih mirzabeyoğlu - ideolocya ve ihtilal
    0 ...
  8. 5.
  9. Daha açık olarak söylersek; yetişme ve şuurlanmaktan bahsetmek, cesur ve kararlı tavır alamayan ve eyleme giremeyenlerin kalkanı değildir...
    Tam tersi; gerektiği yerde şuurla icabını yapabilmek içindir.

    salih mirzabeyoğlu - ideolocya ve ihtilal
    1 ...
  10. 6.
  11. ihtilal kasıklardan başlar azizim.
    2 ...
  12. 7.
  13. gerektiği yerde gerekeni yapmak bakımından dikkat çekilecek husus; bu iş, bütün iş kültürü "oyuna gelmemeye"(!) ve "bu iş edebi-yatla olur" tekerlemesine ayarlı bir nesil kalıntılarının, akıl yaşı geri kalmışların, ortaya tavır koymaktan çok sümüklü çocukların ekranda kafaları görünsün diye kamera karşısında birbirlerini itmesine benzer tavırlı fikir(!) miskinlerinin veya korkaklığını fikircilikle(!) maskelemeye kalkan "miskin fikirci"lerin işi değildir.

    salih mirzabeyoğlu - ideolocya ve ihtilal
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük