"Aksiyon, bir işle, bir oluşla, onu doğuran fikir arasındaki ahenk ve münasebet manâsındadır ve lisanımızla barışabileceği tek kelime ameldir (..!.) hikmete geçerek aksiyon nedir ve ne değildir onu cevaplandıralım. Aksiyon, sade iş ve fikir değil, üstün işe hakkedilmiş (işlenmiş) üstün fikir dermektir. Herhangi bir iş ve fikir değil dedik. Çünkü tam fikirsiz hiçbir iş yoktur. Bir sigara yakmak için bile kibritin çıkarılması yakılması, birer küçük fikirdir. Bunların kıymeti yok.. Büyük fikir ve onun büyük iş haline inkıläbı; aksiyon budur. Yani aläladenin üstü; harika yenilik ve çetinlik şartları içinde insanın kendi kendisini ve cemiyetini aşma cehdi; aksiyon budur. Her işte imkan üstüne tırmanmak ve engeli aşmak davası; aksiyon budur."
Aksiyonun bu açıklanışı, bize hem hareket için hareketin (roman, şiir, yazı, silahlı mücadele, dernek, parti vs. şeklindeki iş ve oluş vasıtalarının) kendini gayeleştirmesinin aksiyona, ters düşüşünü, hem de ihtilal- inkılab vasıtalarını tanımadan, kullanmaya çıkmadan evvel bunların yeri ve değerini anlama şuurunun ilk şart olduğunu gösteriyor. (Mesela, "bir roman yazılsa Türkiye'nin kurtulacağı"ni söyleyen komiklerin kendilerini dosta düşmana güldürmeleri, bu şuursuzluktandır) Bütüne nisbetle parça aksiyonla (mevzuundaki aksiyonia), bütün aksiyona katılacak olanların, bu bütün ihtilal-inkılab şuurundan pay alarak, kendi mevzularındaki aksiyona yönelmeleri ve gerekeni yapmaları; (belli bir fikir birikimiyle BD ideolocyasınin ruhunu kavrayarak "bilmeyi bilme" durumuna gelmek, ordan ilgi mevzuuna yönelmek (pratik), pratiğin verileriyle vasıtanın teorisini zenginleştirmek, o teoriyle tekrar pratik şeklinde dış oluş vasıtalarını iç oluş destekleriyle beraber kuşatmak...)
Biz bu şuuru, bir projektör gibi, değişimi gerçekleştirme (devrim) yolu üzerinde gezdirerek çözümünü arayacağımız konuları işaretleyecek ve bunları çözmeye çalışacağız (Şu anda yapılan da budur ve görev sahamızı göstermektedir Bu hem ideolocyadan hareketle (tümdengelimle ), düşünceyi kendi konusu içinden aydınlığa çıkarma, hem de konuya yabancı (konudışı), rastgele fikir ve hareketlerin (bu niteliğininin) gösterilmesidir. (Misallendirmek gerekir ki; tıp öğrenirken iktisatçı olma yolunda ilerlediğini sanan şaşkın adamın durumu neyse, üzerinde durduğumuz konunun dışındayken, kendini konu içinde zanneden şaşkının hali odur.)