kendi kendinden ibaret bağnaz, öküz ve mütlif, müflisâne kişilerin saçmalık olarak gördüğü ve kuduzluklarını saçtıkları başlık.
ibne ama namuslu edebiyatıyla «benimde bu cenin-i sakıtta bir dölüm olsun» diye orospu s.kme yarışına giren abaza gibi, ramazandan ile insi şeytanlarda milletin kanına girip keriz silkeleme peşinde.
saygı duymuyorsan, zehir iç-geber!...
hayatta bir bok olamamış kuru sıkı adamların saygısına islâm'ın veya oruç malumunun ihtiyacı mı var?... ama zehir içip geberseniz hem nefsinizin çilesini çekmez, hemde ümmete faydalı bir iş yaparsınız!
akpli imansız islamcıların uzmanlığı.
akpnin de amerika vs. yaptığı tatminkar tavır. zift medyası da buna «reel politik» diyor. arka kapıları gıcırdıyor onların da herhalde...
kuru göt.
vasfı olmayan sülük... her yerden nem almaya çalışan maskeli. sahte kemâllerin devriyle kafalarını bozmuş, hurafeleri yıkacağım diye antikemalizm hurafelerini de oluşturan hakikatin sahtesine mâlik zat.
hakikatin fikir pezevengi mi desem, ucuzculuk çabasıyla pörsütüp ticaretini yapmak mı desem?... siz seçin.
halk partisi denen tımarhane ve kuduz fitne üretim merkezine karşı faaliyetleri, laf ebeliği ve orospuluğu olanların bayrak sallamalarında görüyoruz kendisini... sonra da “ben geliştim” gevezeliği! s.ktirip gitsin de püsküllünün fesini yalasın, hiç değilse istidadına mukabil hareket yapar.
(kemalist lağım farelerine düşman olacağım diye lağıma düşen bir ahmak ve istismarcı olduğunu da unutmayalım.)
(...) Hayatları boyunca ittihatçı, itilafçı. Türkçü, Komünist, Nazi, Liberal, Halk Partili ve nihayet Demokrat Partiden yana bu kiralık vicdan köşeleri, lağım farelerinin bile sürünmekten korkacağı cîfelerdir. Bunlar, Talât Paşa sadrazam iken ittihatçı, Ferit Paşa gelince itilafçı, Ziya Gökalp fazilet dağıtırken Türkçü, Nâzım Hikmet orijinal kabul edilirken Komünist, (Von Papen) para saçarken Nazi, Amerikan yardımı başladıktan sonra Liberal, inönü devrinde Halk Partili ve Adnan Menderes çığırı açılır açılmaz da Demokrat Partiden yanadırlar. Bunların suratına, Talat Paşa da, Ferit Paşa da, Ziya Gökalp bey de, Stalin yoldaş da, (Von Papen) ağa da, Sam Amca da, ismet efendi de, Adnan Menderes de müştereken ve müttehiden tükürse revadır. Mesleksiz ve mezhepsiz, meslek ve mezhep istismarcısı cîfelerin hakkı budur.
Fakat ne akıl ermez tecellidir ki, bütün bunlar, bütün bu ağalar tarafından ayrı ayrı kayırılmış; ve yarın Halk Partisi tekrar iktidara gelecek olursa, şimdiden kendilerine rücuu ve hattâ kendilerince kabulü şüphesiz görmüş ve hatta bu görüşlerinde hiç aldanmamış bir nasibe maliktirler.
n.f.k, başmakalelerim 1
“kiralık pansiyon odaları şeklinde vicdanlar ve biz.”
fikir piçi.
erdoğan'ı baştan sona yalayarak vefat etti... yaşasaydı imansız islamcılık rejiminin püsküllü maymunu, imamı olurdu.
süzme dangalak, narsist... kemallere karşı yaptığı -niyeti bozuk- mücadeleyi kendine mâl ediyor ki “ben geliştim” yaftalarında hela taşı yalasın!
ona buna sallayarak, kurbağa diliyle şöhret kazanan zat.
(mücadelesine saygımız var, kendine üstad dedirten kişinin...)
orospu musun, pezevenk misin? diye sorsak kavga çıkarır bunu yapan piçler.
eşcinsellik denen zürriyetsizlik, cibiliyetsizlikte bunun pazarlaması.
analarının sulbüne yazık...
rh. ünsal zor'u kaybettiğimiz saldırı.
solcu piçlerin, müflis ve mütliflerin dangalaklığı.
hayatlarını “yaptık, ettik” diye geçiren yüzsüz orospu çocuklarının fikir dedikleri samanın mücadelesi. AKP'nin derin devleti olan dhkp-c, kendini ifşa etmiştir... Aklı iğdiş olan esfel-i safilin ve belhüm adallerin eylemi.
"Tenimizi ezebilirsiniz… Ama, ruhumuzu asla… Onu ne işkence zapteder, ne kelepçe, ne pranga… Gülümser durur inancımız, hürriyet buudunda sonsuzca… Bizi edebilirsiniz, evimizden, tenimizden… Ama dinimizden? Çok şükür, pişmanlık uğramadı semtimizden… Ya siz? Ezeli pis hayvancıklar… Neye yaradı işkenceniz? Dünyanız kara, ahiretiniz zift… Sizi bekliyor cehenneminiz!.."
imansız islamcılık eseri.
onursuz dalkavuklar ve bir avuç kızıl elma yiyicisi, sırtı pek, karnı tok milliyetçi piç kurularının kararı.
çeyrek asır boyunca mirzabeyoğlu, yarım asır üstâd'a zulüm eden kökü iffet ama meyvesi fuhuş olan mürtedlerin, "çözüm" yaftası. edepsizlik diz boyu! celladın bıçağına sürtünen; yalayan, kökleyen kaşarlara af çıkıyor... anlamadık gitti!
hela taşı yalayıcısı budalaların fikri şahsa tatbik istismarı.
dalkavukluk nasıl olsa serbest... başlıyorlar haşeratlıklara! ortada bir fikirde yok... bilgiçlik taslayan ibnelerin, eskici dükkanından farksız akıllarında yafta pazarlamaları var. (yazılan özelliklere sahip olanlar) kendi etrafında dönen sefih, rezil, ayyaş fikir piçleri onlar...
koskoca yazarlar oturmuş, mahalle dedikoducusu gibi teyze adamlıkta! yapmayın guzum, etmeyin.
asrımızda insan kafasıyla fare kafası arasında mücerret manada pek fark yok.
o yüzden bu faaliyetin de -mücerret manada- orospu çocuğunu beslemekten pek farkı yok.
orospu vicdanlı dalkavukları itlaf ederek. muamelede «kuduz köpek» misali olacak ama...
derdi islamla olan mücerret piçlere bakıyorum... ne ölüler var gebertilecek! sözlükte de bu ibnelerin tohumlarından pek var.
adam fildişi kulesinden sallıyor... tefsiri zaten nefsâni! hesap, kitap yok-imân derdi bedava!... sonra da gelip; vatan, millet, sakarya!
--spoiler--
Batı olmasa sebze bile yetiştiremeyecek kadar cahilsin, bilincinde farkında bile değilsin üstelik.
--spoiler--
nohut beyinli tiplemelerden biri. sarhoşun «allah bir» dediğini görse, “müslümanlar, sarhoştur...” diyecek kuru akılcı... dili kurbağaca ama vasfı arsızlık.
----
kaba ve kuru akılla muhasebe, anca bu kadar!... batının yararı nedir? nesebi gayrı sahih orospu çocuklarının türemesidir. buna fayda diyen ibne varsa da çıksın, salladığı bayrağı savunsun.
biri de “taliban” diye gevelemiş. aynı duruşu zamanında saddam'a da yapan o atmasyoncu onbaşları, kuru sıkı sallasın... puştluklarından kendilerine bir eksiklik var mı? yok... çağdaşsınız ya, s.ktiniz, s.ktirdiniz; en sonunda da s.ktir olup gideceksiniz... mevzu bu kadar basit.
(...) -işte o şöminede ayağı tutuşan adam misali. Belki on yerde yazmış, yüz defa anlatımışımdır, "ıstırabı kalmadı", ıstırabını duymuyorsun diye... Kaybettiğimiz hiçbir şeyin acısını duymuyorsun. (islâmî değerler kastediliyor) Ama şurada bin lira kaybetsen, on gün kendine gelemiyor, on yıl sonra bile hatırlıyorsun... Kasıt anlaşılmıyor, anlata-biliyor muyum? Acı duymak ne büyük nimet; Kurtuluşuna vesile... Bir süre sonra "kaybolunanın ne olduğu şuuru?" da kalmayınca... О. "cinnet, vahşet" hadiseleri oluyor, haberlerini duyunca da; “ya böyle bir vahşet nasıl olabiliyor" filan diye şaşırıyorsun... "insanı” yaşatan, besleyen bütün "değerleri" yok ettikten sonra, değil miinsan ruhunu yaralayan, sakatlayan, öldüren ne kadar şey varsa, hepsini ardına kadar açmışsın; "kazan da nasıl kazanıyorsan kazan, yaşa da nasıl keyf alıyorsan" filân tarzında, bütün islamî, içtimaî müeyyideleri, "demokrasi" bilmem ne diye berhåva edip yele veren sensin... Niye hayret ediyorsun ki! işte "insan" çürüyor, "toplum" çürüyor umursa-miyorsun... Sonra da o "çürümüş-lük" içinde, kendine de bir yer ara-maya başlıyorsun... Koftiden "aydın" için diyorum... (Şimdi, bunu duyar duymaz, kendi "koftiden bile olamamış" hâline bakma-an, güya -"benden taraf (!) olarak, ona buna şarlamaya kalkanların durumunu, daha önce anlattım... Bunun "olmaya davet" kısmını görüp anlayacağı yerde... Anlatabildim mi?..)
“(...) - Ölümden korkanlar, ilk önce yaşamanın cesaret olduğunu anlasınlar!... Ölüm sınırında, ölümle kucak kucağa yaşayanlar ki, hayatı yaşayanlar da onlar...”