Zannedilenin aksine Atatürk'ü seven bir yazardır. Atatürkçüdür. Kemalist değildir ve kemalistleri sevmez. Kemalistleri sevmediği için de üstad başkomutan kadir mısıroğlu'nu sever.
Ayrıca sen çikolatayı seviyorsun diye çikolatanın da seni sevmesi şart değil azizim.
Aarap
içtirme bana şarabı.
Adam döktürüyor oğlum.
Sen dibini yırtıyorsun tarz tuttırayım diye , ancak taklit olabilirsin.
Tıpkı Türklüğünün de çakma olması gibi.
Çin malısın Arap.
Moderasyon tarafından kollandığı iddia edilen yazar. Şimdi açık konuşalım azizim.
şimdi ben moderasyon tarafından kollanmazsam, farklı muamele görmezsem burada yazmam. açık konuşuyorum. hayır yani bi de kayser sozer yönetim tarafından ayrıcalık görüyor diyorlar. eeee yani so what? herhalde öyle olacak. küçük küçük bahri havadırların patrona gidip ama ya biz de yazıyoruz serdar turgut da yazıyor, aynı gazetedeyiz, o niye bizden üstün
demelerine benziyor bu. gülünç. yapmayın. kendinizi küçültmeyin. başbakana armağan edilecek şarkılar, türk faşistlerin çoğunun orospu çocuğu olması başlıklarında sürten ibişlerle aynı kefeyi konulur mu lan hiç yüceler yücesi yabgu? siz de yazar olun, yazı yazın demiyorum bak, yazar olun, siz de okunurken koltukaltlarından frenk vişnesinin suyunu akıttırın, sizin de isminizi gördüklerinde heyecandan ibişlerin göğüs uçlarındaki beneklerden döl aksın, size de ayrıcalık
tanırlar.
yabgu kızarsa sığırların testisleriyle kıçlarının kesiştiği yumuşak damarlı bölgeyi emdirip aynı
anda boğalarla french kiss olayına sokar sizi. gözlerinize lehimle bezeli çay kaşığı sokar ve onları pıt pıs sesleriyle yuvalarından dışarıya fırlatır.
bir köpeğin göz bebeğini çıkartıp üzerine bastınız
mı hiç, ayakkabınızın altında çıkan o ezilme sesine hasta olursunuz hasta. peki ya kalan göz
parçasından yayılan pıhtılaşmış akını samanların arasında yaladınız mı? harika bir boşalım. yemin
ediyoruz yapar bunu. herkes haddini bilsin. kimsenin götü başı oynamasın. bu tür olaylar
yaşanmasın. kötü bi şey. üzücü.
kimisi açık açık söylüyor. "beni seviyor musun? beni seviyorsan seni sevebilirim" sonra biz eve
gidiyoruz. hareketlerimizi, geceyi düşünüyoruz. "acaba beni ne kadar sevdi, şu yaptığım onu
etkiledi mi, kesin garsonla rahat konuşmam olumlu bi hava yarattı" kendi duygularımızla ait bi şeyle ilgilenmiyoruz. beni sevsin yeter ki. ben nasılsa severim.
biz aşık olmaktan ne zaman vazgeçtik? yanıtı yok bunun. ne zaman gülmekten karnımız ağrıyacak
kadar taşak geçip kaşar sevgilileri için güle oynaya kavgalara giriştiğimiz, ulan bu dostluk bitmez be diyerek birbirimizin yerine üç-beş gün uzaklaştırma aldığımız arkadaşlarımızı,o arkadaşlığı unuttuysak o zaman olabilir ama. en yakın tarih bu.
Ailesini hiç tanımamış yazar. Aileme sövseniz çok bir şey hissetmem çünkü öyle bir olgu yok zihnimde ama ben valideniz ile çam ağaçlarını temaşa ederim desem zorunuza gider. O yüzden o toplara pek girmeyin arzu ederseniz.