geçmişe takılı kalıp, mutlu olmanıza engel olmak demektir bir anlamda. bir yerden sonra kendini acındırmaya girer hem, hoş olmaz. kendini suçlamamak, suçsuz olduğunuzu düşünün anlamına gelmemeli. ama sizi anlamayacak insanlara, kendini suçlamanın bir anlamı yoktur. boşuna yorulursunuz.
insanın kendini çok da sevmediği durumlarda kendine kızgınlık yaşamasıdır. suçu olmadığı bir durumda bile ben böyleyim de ondan oldu dersiniz. oysa ki insan hep önüne bakmalı , geçmiş yaralamaktan başka bir işe yaramaz.
adalet terazinizi doğru konumlandıramadığınızı gösterir. bazen de başkaları suçludur. bunu ben yapmamalıydım, bu bana yakışmadı vs şeklinde kendini eleştirebilir olmak güzel bir şeydir. ancak olaylarda kendinizi öldürecek kadar suçlamayın. azıcık şartlara, nedenlere falan bakmak bir aydınlanma yaşatabilir.
Yani sadece kendini suçlamıyorsa sorun yok bence çünkü bazen insanın hem kendisi hem de karşı taraf hatalı olabiliyor ama sadece kendini suçluyorsa kendine haksızlık etmemeli bence.
hak hukuk adalet ve sorumluluk düzleminde durmasını bilen insan neyi ne şekilde nerde ne zaman nasıl yapmasını gerektiğini gayet iyi bilir. o taktirde yersiz ve haksız yere neden kendini suçlasın ki? biri kendini suçluyorsa ya bunları bilmiyordur, ya sorumluluğuna sahip çıkmıyor dur, yada kişisel olarak yeterli seviyede ruhu nefsi kişiliği gelişmemiştir error veriyordur farkında değildir. yani vicdan azabı çekmeden önce gerçeği kabul etmek gerekir, sağlıklı olan yöntem bu. sessizce kabuğuna çekilip pişmanlık duymak değil. hakikati kabul edip önce gereğini yapmak zorunda. bedeli neyse ödeyerek. ancak bu şekilde o içindeki bitmeyen suçluluk eziklik ve pişmanlık duygusundan kurtulabilir. insan durduk yere suçluluk ve pişmanlık hissediyorsa psikolojik durumu bozuk demektir. yada tersten söyleyelim. kendiyle yüzleşmekten korkan insan suçunu kabul etmeyen insan hakkını yediği kişi kurum toplum rabb, her ne ise hesaplaşmayan insan, bunun bedelini ya kendini suçlayarak, ya muhataplarını suçlayarak kapatmaya çalışıyor ise o halde kendi eliyle kendi psikolojisini de bozar. o insanın akıl sağlığının yerinde olması çok zordur. Türkiye'nin esas problemi de budur.
-- işe geç kalır, tazminatsız işten çıkartılır, patronu suçlar. iş hayatını çalışmayı sevmez. şikayet eder.
-- çalışmaz, tembellik eder, ipsiz sapsız parasız pulsuz dolaşır yolsuz kalır, kimse yüzüne bakmaz, adam yerine koymaz, o kalkar hükümeti suçlar, ekonomiyi suçlar, iktidarı suçlar, devleti suçlar, toplumu suçlar..
-- gayret etmez, çaba sarfetmez, mücadele etmez, sabretmez, ama bilerek günah işler suç işler, kanunları kuralları etiği ahlakı çiğner, umudunu kaybeder iyiliğini kaybeder. zulmeder kötü bir insan olur çıkar sonra da önüne gelen herşeyi herkesi suçlar. hayata isyan eder. çünkü tek haklı kendisidir.
-- içki içer kumar oynar zina eder, haram yer faiz yer ailesi yıkılır, kalkar eşini suçlar.
-- iş der, kariyer der, özgürlük der, keyif der, hayatı yaşamak der, benim kararım benim kurallarım der, aile kurmaya yanaşmaz, erkeğin ve ailenin görev ve sorumlulukları, eş olmak çocuk yapmak, v.s. zor gelir, bahane üretir, ortada adam gibi adam yok der. kendi serkeşliğinin kural tanımazlığının suçunu erkeğin üzerine atar. bunun adına da feminizm der.
-- ibadet etmez kulluk etmez emir yasak bilmez yada dinlemez, helal haram dinlemez sonra hayatı düzene girmez dikiş tutmaz, kalkar kaderini suçlar.
-- Allah'ın emrini bilmez, bilse de dinlemez takmaz kazımaz umursamaz önemsemez, kalkar nefsine uyar, karşı cinsle nikahsız bir araya gelir ilişki yaşar, ondan sonra da yüzüne gözüne bulaştırır ayağına dolanır işi bozulur, kalkar kadını/erkeği süreci suçlar. demez ki ulan ben bunu hakettim Allah'ın yasağını çiğnedim demez. bedelini ödeyeceğini bilmez. hayatı lay lay lom zanneder. çocuk oyuncağı zanneder. hayatın kurallarını hiçe sayar, yaşamı kendi kafasına keyfine zevkine düşüncesine fikrine algısına göre kurgular. sorumluluk üstlenmekte adeta çocuk gibi davranır zira gelişmemiştir. yada aslında işine gelmez. çünkü kolay eğri yollar varken neden zor olan doğru yolu seçsin ki? sağlıklı akıllı her bireyde olması gereken sorumluluk bilincine haiz değildir ama her türlü seytanlığa kurnazlığa aldatmaya sahtekarlığa hileye hurdaya arka kapıdan dolanmaya açık bulmaya gri ve flu alanları tercih etmeye aklı fikri çalışır beyni basar. senden benden kurnaz ve zekidir ha. hem de sorsan Müslümandır. yada tırnak içinde demokrasiyi özgürlüğü modern çağdaş seküler yaşamı popüler kültürü bahane eder. akışı yaşar topluma uyar koyun gibi hareket eder, doğruyu bilir ama yapmaz, çünkü o şekil işine hoş gelir. insan ve insanlar zannederler ki hayata Egemen olan benim. hayır. kainatın ve insanın üzerinde tecelli ettirdiği tüm yetki otorite güç ve egemenliğin asıl ve tek sahibi yüce allahtır. dilediğini dilediği gibi yapar, alemi evirir çevirir istediği şekle şemaile sokar. bunun için hayatı ve tüm içindekileri istediği gibi kullanır. yüce Allah'a kulluk ile boyun eğmeyenleri bu kim olursa olsun kişi kurum sistem v.s. hepsi, dilediği gibi hizaya getirir. işte tam da bu yüzden hayat ciddidir, kendisine ciddi olmayanları ciddiye almaz, kaale bile almaz. o sahibinin emrinde hareket eden verilen emirden şaşmaz aciz ama tam bir emir kuludur. bazı felsefik ahmakların dediği gibi hayatına anlam kat, hayatına renk kat diyeceğine, otur da önce kadim hayat bilgesinden yaşamın gerçek ve hakikat misyonunu öğren ve ona göre yaşa ve Yaşat. çünkü hayatın hak olması gibi ölüm de haktır, ölüm ve sonrası hayat da. alem ve insan boşuna var edilmedi. evet.
Kişide görülmesinde ebeveynlerin de büyük payının olduğu durumdur. Bir insan, her başarısızlığında kendini suçluyorsa bu işin içinde elbet bir bit yeniği vardır. iki ihtimal var: aile yetiştirme sürecinde evladı pohpohlama ve her istediğini vermeme arasında dengeyi yakalayamadı. Veyahut kişi başarısızlıkların ardında yatan temel bir sebep aradı ancak meselenin esasında bir "sebepler" silsilesi olduğunu çözemedi. Sonuç olarak mantıksal bir hata yaptı, tüm bu hataların kopuk ucunu kendi başarısızlığına bağladı.