sanılıyorsa eğer, sanıldığı kadar uzun değildir. uzun olsaydı ikinci bir şans vermeyi düşünmezdi hayat. hayat, çoğu kimseye ikinci bir şans vermeyi sever ve verir. yeter ki biz, verildiğinin farkında olalım.
Oldukça zor bir gün geçirdim sözlük. Sinirden kudurdum, ağlayacak oldum, ara ara içimden de ağladım, ara ara gözlerim de doldu, ara ara herkes gününü görecek de dedim, en sonunda da allaha havale ettim. Çünkü ben bana ısrarla yapılan bu saygısızlığı haketmiyorum, kaldı ki ne yapmış olursan ol böyle bir şey hakedilmez.
Sonra da durdum düşündüm. Hayatım için oldukça önemli bi karar vermiştim ben. Haketmediğim bu davranışlar neticesinde mesleğimi değiştirmeye karar vermiştim. Sınava girdim. Kazandım. Mülakatta elendim. Tekrar sınava girdim. Tekrar kazandım. Haftaya mülakata gireceğim.
Son zamanlarda ise ben bunu gerçekten istiyor muyum diye düşünüyordum. Tüm hayatımı değiştirerek; gerek yaşadığım yer, gerek çok sevdiğim mesleğim, gerek arkadaşlarım, gerek ailem... hepsinden vazgeçip bu yola çıkmak istiyor muyum gerçekten?
Sonra bugün yaşadığım olayın benim bu sorularıma cevap olduğuna karar verdim. Herkesin bir kaderi var. Bize çizilmiş bir yol var. Hayatımız boyunca verdiğimiz kararlar yahut verdiğimizi sandığımız kararlar hep bu yola girmek için. Azıcık o yolun dışına çıkacak olsak hemen geliyor tokatlar ve yine o yola giriyorsun. Girmezsen devam ediyor tokatlar gelmeye; ta ki o yola tekrar girene kadar.
Ben bugün bunu öğrendim sözlük. Biliyorum ki canımızı sıkan, bizi üzen, bizi yakan bu insanlar aslında bizim en büyük öğretmenlerimiz. O yola girmemiz için ilahi güç/hayat/kader* tarafından gönderilenler.
Hayal ve gercegi ayirt etmeyi ögrendiginde,
Ne istemedigine degil ne istedigine yogunlastiginda,
her seye bir sebep bulmak icin kasmadiginda
daha acisiz, daha kolay ve güzel olan.
anılardan ibaret, başı sonu belli bir olgudur. çoğunun hırs uğruna heba ettiği, kendi için değil takdir edilmek için yaşadığı, alınan nefeslerden ibaret bir şey.
mutlu olmak için yaratıldığımızı unutarak yaşamak, genetik kodlarımızda vardır adeta.
sadece bir kere geldiğimiz bir yerde, bu kadar düşünceler arasına kapılıp , şunu yapsam mı diye kendi kendini bitirmek yerine, dolu dolu yaşamamız gereken şey. hayat güzel olmasa bazı şeyler hiç olmazdı. hayatın sıkıcı geldiğini düşündüğün yerde, illa ki en ucunda bir noktada güzelliği çıkabiliyor.
sürekli bir ölüm halidir. örneğin genç bir insanken çocukluk resminize bakın o çocuk yoktur, artık ölmüştür. yaşlı bir insan için de gençlik hali artık geride kalmış, yok olmuştur o genç kişi. belirli bir yaştan sonra da aslında yavaş yavaş bir ölüm olur insanda. hücreleriniz giderek azalmaya başlar, hastalıklar ortaya çıkar. gerçek ölüm olana kadar bu süreç devam eder.
ne kadar dürüst, düzgün, planlı ve sabırlı biri olup doğru adımlarla ilerleseniz de sonuçta hüsranla karşılaşabileceğiniz tutarsızlıklar yumağı. (bkz: ben yoruldum hayat gelme üstüme)
Demin ben serviste uyurken başım omzuna düştü diye beni uyandıran kız şu anda omzumda uyuyor. Hayat işte yaa. Hor görmeyeceksin, kınamayacaksın hanfendi.
koş. yine de hiçbir yere varamayacaksın. geldiğin noktaya geri dönüp bunu nasıl başardığını soracaksın. anlayacaksın ki basit bir döngüde yaşayıp gidiyorsun. hayat seninle dalga geçiyor çünkü sen basit bir oyuncaksın. sen bir eğlence aracısın. sen bir hiçsin! sen bir insansın ve sadece içindeki derin hazları tatmin etmek için geldin bu kürenin içine. aslında sen gelmedin! göklerden gelen karar seni buraya itti. sen olmak zorundaydın ve oldun. bunun nedenini hiçbir zaman anlamayacaksın. nedenler her zaman aklında basit bir soru işareti olarak kalacak. şaşıracaksın, her şeye şaşkın gözlerle bakacaksın. şok olacak, üzülecek, ağlayacak ve en sonunda bunlara değecek hiçbir şey olmadığını göreceksin. gülmeye başlayacaksın delirene kadar kahkaha atacaksın ve en sonunda gülerken ağlayacaksın. işte buna hayat deniyor; sen gülerken seni sevinçten ağlatacak bu tiyatroya tam olarak hayat deniyor!