toplumun estetik algısıyla birlikte şekil değiştiren, sınırları insan eliyle çizilip yine insan eliyle bozulan bir mefhum.
zira insanların neye güzel, neye çekici, neye makbul dediği sabit değil. bugün hayranlıkla bakılan bir yüz, yarın sıradan bulunabiliyor; bugün kusur sayılan bir ayrıntıysa başka bir zaman başlı başına bir cazibe unsuru olabiliyor.
asıl tatsızlık da burada başlıyor. zira bir noktadan sonra güzellik, kişisel bir beğeni olmaktan çıkıp uyulması gereken bir ölçüye dönüşüyor. o ölçünün dışında kalana da eksik, çirkin yahut değersiz muamelesi yapılıyor. insanı asıl tiksindiren tarafı bu efendim.
misal, vaktiyle erkeğin kıllı olması dahi başlı başına bir karizma unsuru sayılırdı. tarkan'ın kuzu kuzu klibine bakınız; adam göğsündeki kılları saklamak şöyle dursun, resmen teşhir ediyor. bugün aynı görüntüyü bambaşka bir estetik anlayışla ölçüyoruz.
demek ki değişen çoğu zaman güzel olan değil, ona bakarken gözümüze tuttuğumuz cetvel.
kafamın cok karısık oldugu bir konudur.
bazen asırı tırt bi sey gibi gelir. kadının reklam cagında bu kadar objelestirilmesini protesto ederim. benim bir erkegin goz zevkine hitap etme zorunlulugum yok.
bazı donemlerimde anti-depresanlardan kilo alırım ben. o donemler "guzel degilsin" geri bildirimleri asırı kalbimi kırar.
bazı donemlerimde taş gibiyimdir, o donemlerimde erkeklerden gelen sadece "cok guzelsin" geri bildirimleri asırı uzer beni, benim bi ruhum var derim.
bilemiyorum altan:)
su goge bak cocuk, nasıl masmavi.
su denize bak cocuk, nasıl dort kere lacivert.
su ciceklere bak, nasıl gussel kokuyorlar, nasıl gussel gorunuyorlar.
su cocuklara bak cocuk, nasıl her seyden habersiz neseyle oyun oynuyorlar.
su yaslı cifte bak cocuk, nasıl el ele askla sokakta yuruyorlar.
su kedicige bak, nasıl yatmıs sahibinin kucagına, biraz da burdan sev yapıyor.
su kopecige bak cocuk, sahibi gelince nasıl sevincle benle oyna diye kuyrugunu sallıyor.
su genc kıza bak cocuk, belli sevgilisiyle bulusacak, kuaforden yeni cıkmıs, ben dunyanın en guzel kadınıyım diye bir sevincle havalı havalı yurumeler.
su oglana bak cocuk, sacına tarak degmis, hani o serseriydi?
su is adamına, bu is kadınına bak cocuk, projesi alkıslandı diye nasıl gururlu.
bu olaganustu gokyuzunun altında olaganustu guzellikler ve ve olaganustu guzellikler olmakta.
ama bu gokyuzu altında boyle kepaze, boyle cirkin bir sesle dunyanın renklerini karartmak isteyenler de hep olacak..
Her zaman aranmayandır yani eğer farkında olunursa fazladan bir istek değildir sadece iki ayak üstünde yürüyebildiğimi düşününce dahi ne kadar güzel bir yetenek sahibi olduğumu anlarım çünkü hayvanların %99u 4ayak üstünde ve yürümelerinin kolay olmadığı çok açık her neyse güzellik sadece görünende değildir hissettiklerimiz de dahildir demem o ki kimse adriana lima yanında değil diye boşuna üzülmesin yani.