az evvel 33. bölüm birinci sezon finalini tekrar izlediğim dizidir. yani her bölüme mükemmel demekten de utanıyorum artık ama 33. bölüm gerçekten mükemmelmiş yahu. ayrıca ezel'in minik minik ezellikten çıkıp başka bir adam haline dönmesinin sinyallerini vermiş bu bölümde biz kaçırmışız.
o "hazırsanız başlayalım" sahnesinde de müzikle beraber kenan imirzalıoğlu'nun o söyleyişi insanın heyecanında tavan yaptırıyor yahu. ah ah. seviniyorum aslında bittiği için. bir klasik oldu ezel. arada böyle rast gele bölümleri açıp sanat/oyunculuk/kurgu izlemek insanın ufkunu açıyor.
(bkz: temmuz kocaoğlu)
gibi bir seri katil profili çizdikleri için senaristlere teşekkür etmeyi borç bildiğim dizi. daha önce bu kadar donuk ve ürkütücü bir tetikçi rolü çizilmemişti zira. sırf bu sebepten bile türkiye'nin en sağlam dizileri arasında yerini almıştır ezel.
inanıyorum söylediğini candan söylediğine
ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez.
kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak
en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak.
madem ki bu dünya bile yok olacak bir gün
sevginin bitmesine insan neden üzülsün?
aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı?
daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi.
71 bölümlük ezel tarihinden tekrar tekrar izlenimlerime göre olayın dönüm noktası olması bakımından en taşşaklı bölümler
birinci sırada 1. bölüm, ikinci sırada 31. bölüm, üçüncü sırada ise 71. bölümdür.
yani 31. ve 71. bölüm ile diğer bölümler arasında çok fark yok aslında oyunculuk senaryo akışı kalitesi falan ama dizinin dönüm noktaları bunlar diye düşünüyorum. 1. bölüm ise bambaşka. ömer'in trenden inişi cengiz'in onu dalga geçer gibi karşılaması serdar'ın bakışı eyşan'ın sahte gülüşü falan.
tekrardan izliyorum da 4. bölüm de ezel'in cengiz aracılığı ile ailesinin evine gitmesi. babasını gördüğünde elini öperken sanki secde ediyormuş gibi duruşu, odasına girişi, annesini görüşü falan. gerçekten duygulu.
birde şu var, ilk 6-7 bölümde oyun yok. ters köşe yok. biz bu diziyi ters köşe sebebiyle sevdik yani etken bu oldu. ama ilk 6-7 bölümde ters köşeler kendini aratmıyor. hikayenin yavaş yavaş işlenişi falan. gerçekten çok iyimiş be uuserlar.
çekilmez pazartesi günlerini çekilebilir kılan, günün akşamını düşündürerek pazartesi denen iğrenç günü bile güzel yapan diziydi. hala her pazartesi, günün bir anında kendimi '' ulan akşam ezel var oley'' diye düşünüp sonra acı gerçekle yüzleşirken yakalıyorum.
arada kalite, oyunculuk ve sahnelere cuk oturmus essiz muziklerini hatirlamak icin youtube deki sayfasindan izledigim dizidir.
Final bolumu ise mukemmel olmasina karsin son sahnesi bir fan olarak bana gore de hayal kirikligidir. Ama caanim final bolumunu hadi onu gectim caanim diziyi kafa karistirici aslinda acik ama insani fazlasiyla dusundurmeye iten final sahnesi icin kotuleyenlar var, onlar sacma insanlardir.
Finalde iki olay vardir. Gercek ve hikaye. "gercek hayatta ask intikamdan guclu degildir" dedi ramiz dayi ve ezel'e onu oldurenle olmemesi icin son oyununu oynadi. Yuzukteki zehir degil bayiltici birseydi. Gercek hayatta babalar ve ogullar bulusabilir mi? Bulustular.
Ancak hikaye kisminda ezel mutlu sonuna eysan ile ulasti.
Evet kesin emin olamasam da final %99 boyle birsey. Ama ezel ailesinde neden, yine, uzak kalsin dusuncesi bu tezimin belini bukmekte. Kafama en cok yatan ucu acik final bile kesin degil. Biri su senaristleri bulsun biz ezelciler hala basin aciklamasiyla falan aciklansin istiyoruz final.