serdar katlinden başka bir olayımız yoktu bu bölümde. birde yusuf eğir'e fena ayar verildi ama o işte de ne olacak belli değil.
ve bu arada o mert'in hayali sahneleri çok saçma oldu. ezel'de ilk defa bunu eleştiriyorum. o evde kalma duygusu hayeller alemi gelmeden de verilebilirdi kenan imirzalıoğlu bunu hissettircek kapasitede.
inanılmaz mantık hatası olan dizidir. şimdi bu mert ölmemişmiydi, nasıl oldu da eve geldi şimdi? Bu senaristlerde hiç mi akıl yok.**
edit: ironiden de anlamıyorsanız ne diyim.
49.bölümün hatrı sayılır sahneleri, flashback'ler ve "racon kesme"* olayıydı. başka hiçbir şey olmadı. artık duygusal bağlamlar burama kadar geldi, içim burkula burkula kusasım geldi. zaten dizinin 15.dakikasında mı ne kameraları öyle bir döndürdünüz ki nevrim döndü ne yalan söyleyeyim. şu kadarını da söyleyeyim, bu dizinin sırf 1.sezonu için, 10 sezon cansu dere'yi ağlamaklı göstersinler, izlerim.
demeden geçemeyeceğim;
*berrak canımsın ya...*
bölüm biterken çalan şarkı; "herkes öldürür sevdiğini" şiiri okunurken çalan müziktir. bu müzil 1. sezon ezel-eyşan sahnelerinde çalardı. şimdi bade-ezel sahnelerinde çalıyor. sonu böyle bitmese bare.
yok abi, yine alamadım yaklaşık 10-15 bölümdür beklediğim o tadı. her bölüm sonunda 'aha haftaya neler olacak var ya' diyorum, sonra bir hafta geçiyor aynı şeyi diğer bölümün sonunda da tekrarlıyorum ama bir şey değişmiyor sanki. ilk sezonun tadı çok başkaydı. belki de haksızlık yapıyorum. ilk sezonu o kadar büyük bir senaryo ustalığına sahne oldu ki, bu sezonki çok iyi işleri de görmezden geliyor olabilirim. olmayabilirim de.