ezel, cengiz ve ali tayfası istanbul sokaklarında gangsterlik yapmaya başlamıştır. noluyoruz lan, restaurant dağıtmalar, taksici dövmeler, eve çökmeler...
ali,cengiz, ezel sahneleri bugün yaramaz çocuklar gibidir.
yalnız dikkat edin ömer değil ezel. çünkü yatak paylaşımında ömer, ali'nin yataksız kalmasını istemezdi.
işte bu sahneler komik olsada ömer'in nasıl ezel'e dönüştüğünün göstergesidir.
ezel'in sarhoş olup iç dökercesine restorantta olay çıkardığı sahnelerde kenan imirzalıoğlu'nun enfes oyunculuğu "parmak ısırtmıştır" yeminlen.
(bkz: yürü bee kenan)
an itibariyle harika bir bölüm izlettirmektedir bir yandan ali-ezel(dikkat edin artık ömer olmadığını bir kez daha belli ediyor hareketleriyle) ve cengiz ile yararken ve beraber olduklarında ne kadar harika bir ekip olduklarını belli ederken bir yandan ramiz junior fena bir aksiyona hazırlıyor ortamı.
neden gelmiş geçmiş en iyi yerli dizi olduğunu bir kez daha kanıtlamış olan en harika en bi mükemmel dizi.
kıvanç tatlıtuğ'un oyunlukta aştığını gösteren dizidir.çok sağlam oynuyor hacı.erkek olsam şey pardon kız olsam verirdim.hatta ilk ona verirdim.veririm.veriyorum.verdim gitti.
epey genci etkileyerek, yeni ezel'ler yaratmıştır. tıpkı kurtlar vadisi'nin, yeni polat alemdar'lar yarattığı gibi. sonuç olarak, kılık kıyafet konusunda kendine bu fason insanları örnek alan yerden bitmeler görmenin mümkün olmasının yanısıra, bu tipler daha da ileri gidip, dizideki senaryoya uygun şekilde cinayet falan işlemeye de kalkabilir. ilginçtir, komiktir.
Az once kerpeten ali ve samsun'lu taksici muhabbeti ile bir samsun'lu olarak beni ekran karsisinda resmen gulmekten koltuktan dusurmustur.
--spoiler--
Muhabbeti gulmekten tam takip edemedim ama asagi yukari soyle idi;
Taksici: Abi nereye gidiyoruz, karar verebildiniz mi?
Kerpeten ali: Bu gidisle sana gidicez iyi mi.
Bu arada cengiz ve kerpeten plan yaparlar. cengiz ezel'i alip goturur. ali taksici ile arabada kalir.
k.a: eee memleket neresiydi?
taksici: samsun abi, samsun'luyum ben.
k.a: aaaa tesadufe bak, akrabalar var bizim orda, bafra'dan misin?
taksici: yok be abi, havza'danim ben.
k.a: haaa
bu arada kerpeten ali kapiyi acmaya calisir ama kapi kitlidir.
taksici: ah be abi, bir oranin havasina bak, birde buranin kirli havasina. sabah horoz sesiyle uyanmak gibisi var mi yaa..
kerpeten ali daha fazla dayanamaz ve taksiciye dalar.
k.a: lan niye geldin o zaman, s*ktir git geri.
--spoiler--
ezel'de bu kadar gulecegim hic aklima gelmezdi. sen cok yasa kerpeten ali.
ezel'in yediği yumrukların etkisiyle çıkan söz;
--spoiler--
8 bizden güçlü
--spoiler--
vay babam be. ulan hıyar ezel içersen whiskyleri kapışamazsın tabi özel harekatçıyla.
ezel'in sekizden her yediği yumruk sanki bana atılmış gibiydi. ulan çok canım yandı be. yok abi bu kıvanç hem aşk-ı memnu'da hem de ezel'de yaptıklarının hesabını başka bir dizide mutlaka vermeli.
bölüm sonundan sonra gelen edit: affet beni kıvanç. sen iyi birisiymişsin be arkadaş. özür dlierim senden.
an itibariyle sekiz'in çocuk gibi ramiz dayı'ya ağladığı dizidir.
babamı vurdular dideeee... kurtaramadım dideee.. beni affet dideeeemmm...
edit: beni affet dideee.. diyip dayıyı vurcakken bıçaklanmıştır.
editto: kurşunları boşaltmış amk. dizi dünyası şokta.
kurşunları boşaltma eylemi cidden şıktı ama o ''dideee'' ne yaaa behlül kaçaar dedikten sonra mezarlıkta, ikinci ultra mal sahnesiydi kıvanç'ın. lan eve geliyorum televizyonu açıyorum karşımda taşın ötesi bir adam ''babamı vurdular dideeee'' teyy allaaam ya bi sus!
8 tam bir özel harekatçıya yakışır şekilde öldü ya görev yada ölüm. görevi seçemedi çünkü dedesiyle ilgili gerçekleri öğrenmişti o yüzden geriye tek bir seçenek kalmıştı ölüm.