tıp eğitimini Çukurova Üniversitesi'nde(1979-1985), Uzmanlık Eğitimini Gazi Üniversitesi'nde(1985-1993) yapan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı doçent doktorudur.
Dr. Emin Ersoy'un ilgilendiği klinik alanlar; gastrointestinal sistem tanısal endoskopisi, endoskopik cerrahi ve laparoskopik cerrahidir. Dr. Ersoy, 1996 yılında National University of Singapur'da laparoskopik cerrahi alanında çalışmıştır. 1998'de European Surgical Institute, Hamburg, Almanya'da "Advanced Laparoscopic Techniques" kurslarına katılmıştır.
ayrıca, karaciğer travmaları konusunda deneysel çalışmaları mevcuttur.
istiklal marşımızın şairi mehmet akif ersoy'un hayatını sokaklarda geçirmiş, yoksul ve sefil bir hayat sürerek acı içinde vefat etmiş oğludur. polis kayıtlarında "kimsesiz" olarak geçmiştir.
çetin altan'ın anılarından;
--spoiler--
"1961, yahut 62'ydi. milliyet'teki odama, odacı bayram girdi.
-sizi biri görmek istiyor, dedi.
-buyursun
içeri traşı uzamış, üstü başı bakımsız, yaşlıca, çelimsiz bir adam girdi. hafif bükük bir boyunla:
- bendeniz, dedi, mehmet akif'in oğluyum.
bir anda ne olduğumu şaşırdım ve nasıl şaşırdım bilemezsiniz.
eski bir dostluk havası yaratmak istercesine:
- oooo buyurun buyurun, nasılsınız? türünden bir yakınlık göstermeye çalıştım.
o tavrını bozmadı:
- rahatsız etmeyeyim, dedi. sizden ufak bir yardım rica etmeye gelmiştim.
gökler mi tepeme yıkıldı; yer mi yarıldı da, ben mi yerin dibine geçtim; doğrusu fena allak bullak oldum…
tek yapabildiğim şeyi yaptım, cüzdanımı çıkarıp uzattım.
o, boynu bükük boyunla:
- siz ne münasip görürseniz, dedi.
cinnet cehennemlerinin tüm yıldırımları düşüyordu yüreğime"
--spoiler--
tüm bunların sebebi babasının bu vatanı gerçek anlamda sevmesi, istiklal marşı'nı yazdığı için kazandığı ödülü yine devlete bağışlaması mı acaba?
bülent ersoy'lar, muazzez ersoy'lar para içinde yüzdüğü bir ülkede neden mehmet akif ersoy'un oğlu olarak doğar ki insanlar?.
ismet inönü'nün çocuklarına ömür boyu maaş bağlayan devletimizi, mehmet akif'in çocuklarını çöp bidonlarında ölü bulmuştur. bazen devlete isyan edip sağa sola molotof atmak geliyo içimden amk.. bu ne kara düzen böyle?
--spoiler--
durun bakalım neyimiz varmış gibilerden cüzdanı açtım; içinde ne varsa çıkardım, fazla bir şey de yoktu. bir iki adım attı. sanırım sadece bir 10, yahut 20 lira aldı. çok çok teşekkür ederim, rahatsız ettim. dedi ve çıktı. aradan bir ay geçti geçmedi; gazetelerde küçük bir haber ilişti gözüme
beşiktaştaki çöp bidonlarından birinde mehmet akifin oğlunun ölüsü bulunmuştu.
--spoiler--
1966 sonları, bir öğle sonrası odamdayım. "Sizi biri görmek istiyor" dediler. 'Buyursun' dedim. içeri tıraşı uzamış, üstü başı bakımsız, yaşlıca, çelimsiz bir adam girdi. Hazırolu andıran bir duruş ve hafif bükük bir boyunla; "BENDENiZ MEHMET AKiF'in OĞLUYUM" dedi.
Bir anda ne olduğumu şaşırdım. Nasıl şaşırdım bilemezsiniz. Eski bir dostluk havası yaratmak istercesine; "Oooo buyurun buyurun, nasılsınız?" türünden bir yakınlık göstermeye çalıştım.
Fakat O, tavrını bozmadı; "RAHATSIZ ETMEYEYiM, SiZDEN UFAK BiR YARDIM RiCA EETMEYE GELMiŞTiM" dedi.
Gökler mi tepeme yıkıldı, yer mi yarıldı da, ben mi yerin dibine geçtim; doğrusu fena, allak bullak oldum. Ve tek yapabileceğim şeyi yaptım, cüzdanımı çıkartıp uzattım.
O, bükük boynuyla: "SiZ NE MÜNASiP GÖRÜRSENiZ" dedi. Cinnet cehennemlerinin tüm yıldırımları düşüyordu yüreğime. "Durun bakalım neyimiz varmış" gibilerden cüzdanı açtım; içinde ne varsa çıkardım, fazla bir şey de yoktu, elimde tuttum. Bir iki adım attı. Sanırım sadece bir 10, yahut 20 lira aldı. "ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDERiM, RAHATSIZ ETTiM" dedi ve çıktı.
Aradan bir ay geçti geçmedi; gazetelerde küçük bir haber ilişti gözüme:
Beşiktaş’taki çöp bidonlarından birinde Mehmet Akif’in oğlunun ölüsü bulunmuştu!